|
Irak’ta görev yapan İngiliz askerlerinin rehin
alınması, dünya kamuoyuna İran’ın dönem dönem tekrarladığı ‘rehine
diplomasi’sini hatırlattı. İran’ın kriz anlarında kendi açısından yürüttüğü bu
‘rehin alma’ politikası, Batı’yla yaşanan nükleer araştırmalar krizi ve petrol
fiyatları dâhil olmak üzere bir dizi mesajı
içeriyor.
1979 yılında ABD’li büyükelçilik personelinin bir
yıldan fazla rehin tutulduğu olaydan sonra, İran’ın yakın tarihinde, 1980’de
Londra’daki Tahran Büyükelçiliği baskını ve 2004’te İngiliz askerlerin üç
günlüğüne rehin tutulmaları olayları da
var.
Londra ve Tahran arasındaki son olay, 23 Mart günü yaşandı.
İran güvenlik güçleri, Şattülarap Suyolu’nda (Basra Körfezi) denetim yapan 15
İngiliz denizciyi tutukladı.
İranlı yetkililer, denizcilerin İran karasularına girdiğini
iddia ederken, İngiltere reddetti. Londra’da yaşayan Cumhuriyet Gazetesi Yazarı
Ergin Yıldızoğlu, İngiltere ve İran arasındaki bu anlaşmazlıkta, sınır
belirsizliğine dikkat çekiyor. “İranlılar, ‘bizim tarafımızda’; İngilizler de
‘hayır’ dedikleri zaman, iki taraf için de bir belirsizlik söz konusu” diyen
Yıldızoğlu, geçmişte yaşanan sınır anlaşmazlıklarını hatırlatıyor: “Böyle şeyler
olduğunda -ki genellikle hava sahalarında olur- karşı taraf hemen uyarılır ve
sınır dışına çıkması sağlanır.”
Ancak böyle olmadı. İngiliz yetkililer askerlerinin
Irak karasularında denetim yaptığını vurgulayarak, Tahran’dan derhal iade
edilmelerini istedi. İran’dan yapılan açıklamalarda, gemilerdeki GPS sistemine
göre denizcilerin İran karasularında gözaltına alındıkları, sorgulanacakları
yolundaydı.
...
Devamı Bu Hafta
Tempo'da
Nuray SOYSAL - İncihan OLUÇ
(1009 – 5 Nisan 2007)
|