|
Kim derdi ki
anlı şanlı Paul Wolfowitz günün birinde bu hallere düşecek, baskılara
dayanamayarak koltuğunu bırakmak zorunda kalacak? Hem de 50’li yaşlarının
sonlarına doğru tutulduğu bir aşk yüzünden. İnsanın acıyası geliyor neredeyse
ama kazın ayağı öyle değil. Çünkü kötüler, her zaman, her şartta kazanmıyor
Skandalın adı
aşk
Ömrü hayatının
karanlık sayfalarına Irak Savaşı’nın ardından Dünya Bankası’nda yarattığı
skandalı da eklemeyi başaran Wolfowitz, her türlü etik kuralı çiğneyip Libya
asıllı sevgilisi Şaha Al Rıza’yı Dünya Bankası’ndan Dışişleri Bakanlığı’na
‘transfer ettirmekte’ beis görmedi. İş burada bitmiyor, sıkı durun; talimat
vererek, amiyane tabiriyle torpil yaparak sevgilisinin maaşına öyle bir zam
yaptırdı ki, Şaha Ali Rıza, yıllık 60 bin dolardan 193 bin dolara terfi
ediverdi. Böylece ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ı bile solladı. Üstelik
bunları yaparken, kimseye danışma ihtiyacı da hissetmedi.
Skandal patlak
verdikten sonra bizim siyasetçiler gibi, “Ben yaptım oldu” demese de, “Benim
Dünya Bankası’nın başkanı olarak kalmam gerek, benim bu şekilde ayrılmam,
ABD’nin dünyada nasıl göründüğünü etkileyecek” diyerek hafif tehdit kokan bir
savunma yaptı. Ama artık sözü dinlenmiyordu. Zira, ABD Başkanı George Bush,
‘baba yadigarına’ desteğini sürdürse de, içi ‘adeta’ kan ağlayarak ona sırt
çevirmek zorunda kaldı.
İntikam
zamanı
Sıra, artık
başlangıçta Wolfowitz’i kerhen destekleyen Avrupa’ya gelmişti. Wolfowitz, “Evet
hata yaptım, özür dilerim ama istifa etmeyeceğim” diyerek koltuğa yapıştı
önceleri. Ama etik kurul tarafından ‘resmen’ suçlanıp bir de Bush yönetiminin
desteğini kaybedince pazarlık devresi başladı. Ve Dünya Bankası’nın karar organı
İcra Direktörleri Kurulu, istifasını güvence altına aldıktan sonra, ona kibarca
yol verdi. Ama Wolfowitz’in istifası, 30 Haziran’dan itibaren yürürlüğe girecek.
Wolfowitz bu sayede, cömert bir tazminat alabilecek.
Sistem
değişmeli
İkinci Dünya
Savaşı’nın sonuna doğru şekillenen yeni dünya düzeni uyarınca, IMF başkanlarını
Avrupa, Dünya Bankası başkanlarını ABD atıyor. Buna rağmen, Bush’un, Amerikan
hegemonyasının başlıca temsilcilerinden hatta ideologlarından birini, hem de bu
alanda hiç tecrübesi olmamasına rağmen; yolsuzluk, yoksulluk ve açlıkla
mücadelede etkin olması beklenen dev bir kuruluşun başına getirmesinin yarattığı
sıkıntı, anlaşılıyor ki hiç aşılamamış.
Sabırla
bekleyen Avrupa, yakaladığı fırsatı kaçırmadı. İki yıl önce hiç istemedikleri
ama bir anlamda onaylamaya mecbur kaldıkları Wolfowitz’in biletini kesiverdiler.
Rahatlıkla söylenebilir: Bu, Bush ve ekibinin başta Irak Savaşı olmak üzere tek
yanlı, baskıcı ve dayatmacı dış siyasetini, böbürlenmesini yıllardır sineye
çekmek zorunda kalan Avrupa'nın intikamı. Bundan sonra nasıl bir yol izlenir,
Wolfowitz’in istifası çok eleştirilen Dünya Bankası Başkanı’nın seçildiği
sistemi değiştirir, yani şeffaflığı getirir mi bilinmez. Bu çok önemli ama daha
önemli olanı, birilerinin Bush yönetiminin utanmadan ‘demokrasi havarisi’ olarak
tanıttığı bir ismi de alaşağı edilebileceğini göstermesi.
Çok uzak
değil, 1 Mart tezkeresi Meclis’ten döndüğünde, Türkiye’yi sert şekilde eleştiren
dönemin Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz, Dünya Bankası Başkanlığı’nda
tutunamadı. Washington, şahin kanadından bir fire daha verdi. Darısı diğer
şahinlerin başına diyelim. Irak siyasetinin baş mimarlarından, elinde binlerce
kişinin kanı olan Wolfowitz, şapkasını önüne alıp düşünür mü bilinmez; ama güzel
Türkçemizin en güzel örneklerinden biriyle uğurlayalım onu: Alma mazlumun ahını,
çıkar aheste aheste...
_______________________
Gün CANDAŞ
(1017 – 31
Mayıs 2007)
|