“Köyümüze saldırı başladığında uyuyordum. Üzerinde üniforma olan
saldırganlar, beni alıp götürdüler. Yanlarına onlarca kızı daha aldılar. Üç saat
boyunca yürüdük. Gündüz bizi defalarca dövdüler. Şöyle diyorlardı: Siyah
kadınları ortadan kaldıracağız, sizin Tanrı’nız yok. Gece olduğunda bize
defalarca tecavüz ettiler. Silahlı Arapların elindeydik, bize üç gün boyunca hiç
yemek vermediler.”
Bu sözlerin sahibi, Darfur’daki Dila köyü sakini bir kadın.
Söylediklerinin yeni olduğunu sanmayın, bunları 2004 yılında anlattı. Üzerinden
yıllar geçti ama Darfur’da bugün de değişen bir şey yok. Arap milislerin
saldırdığı Afrikalı Sudanlılar, Darfur’daki köylerinde şiddet görmeye devam
ediyor. Bu da yetmiyor, mülteci olarak sığındıkları Çad’da da saldırılar,
tecavüz olayları sürüyor.
Darfur’a müdahale etmediği için uzun zamandır eleştirilen Birleşmiş
Milletler sonunda harekete geçti. BM Güvenlik Konseyi 1 Ağustos 2007’de,
Darfur’a barış gücü gönderilmesi kararını oybirliğiyle onayladı. Bu karar
sayesinde Darfur’a 26 bin BM askeri gönderilebilecek. Bu, dünyanın bugüne
kadarki en büyük barış gücü olacak. BM askerleri Darfur’da bulunan Afrika
Birliği barış gücü askerleriyle karma birlik oluşturacak. Karma gücün 31 Aralık
2007’den geç olmamak kaydıyla göreve başlaması gerekiyor. Bu gücün görev süresi
şimdilik bir yıl olarak belirlendi. İlk yıl 2 milyar dolara mal olması beklenen
bu operasyon, uluslararası alanda memnuniyetle karşılandı. Peki BM’nin bölgeye
gitmesi sorunları acaba çözecek mi?
BM askerlerinin tacizleri
Birleşmiş Milletler elbette bu tür barış gücü
kararları aldığında, sorunlu bölgelerin derdine derman olmayı hedefliyor. Ancak
bazı münferit olaylar ne yazık ki BM’nin bu tür iyi niyet girişimlerinin
üzerinde birer kara bulut olarak dolaşıyor. Özellikle de Afrika’daki BM
askerlerine ilişkin iddialardan söz ediyoruz. Örneğin 2004 yılında Demokratik Kongo
Cumhuriyeti’nde barış gücü
askerlerinin para veya yiyecek karşılığı yaşları 12`ye kadar inen kadınlarla
cinsel ilişkiye girdiği belirlenmişti. Olaylarla ilgili olarak, altı asker hapis
cezalarına çarptırıldı, bazıları görevden uzaklaştırıldı. BM bu tür tacizlerle
mücadele edebilmek için personeline ilişkin denetlemeleri sıkılaştırdı. Ancak
yine de Afrika’dan ve Fildişi Sahilleri’nden bu tür haberler gelmeye devam etti.
Tacize uğradıklarını basına anlatanlar, iş soruşturmaya geldiğinde korkuya
kapıldıklarından, iddialar genellikle sonuçsuz kalıyor.
Srebrenitsa’dan
bugüne
Geçmişin acı dolu izlerini hala üzerinden atamayan
bir başka yer de Srebrenitsa. BM Uluslararası Adalet Divanı Şubat 2007’de,
1995’Te Sırpların 8 bin Bosnalı Müslüman’ı öldürdüğü Srebrenitsa Katliamı’nı
‘soykırım’ olarak niteledi. Kararda, Sırpların soykırımdan sorumlu
tutulamayacağı belirtildi. Ne gariptir ki Srebrenitsa, ‘soykırım’ın yaşandığı
tarihlerde BM tarafından oluşturulup, Hollandalı askerleri tarafından korunan
bir bölgedeydi. Srebrenitsa Katliamı’nı yaşayanlar şimdi uluslararası
mahkemelerde tazminat davalarıyla haklarını arıyor. Hollanda’yı cezalandırmaya
çalışıyor.
Acının son merkezi
Darfur
Birleşmiş Milletler’in bu tür müdahalelerdeki
amacı, sorunlu bölgelere barış götürmek olsa da bu tür olumsuz örnekler
uluslararası organizasyonun imajını lekeliyor. Darfur da şu an dünyanın en
sorunlu bölgesi. Birleşmiş
Milletler’in bölgeye yapacağı müdahale insani açıdan umut oldu olmasına ama, tam
olarak başarıya ulaşması için, geçmişteki tatsız örneklerden ders alınması
gerekiyor.
DARFUR’DA NE
OLUYOR?
Sudan 1956’da bağımsızlığını kazandı. Ancak Müslüman
kuzey ile Hıristiyanların yoğun olarak yaşadığı güney arasındaki iç savaş o
tarihten bu yana dinmedi. Darfur bölgesinde, merkezi yönetime karşı bir
ayaklanma başladı. "Sudan Kurtuluş Ordusu" ve "Adalet ve Eşitlik Hareketi" adlı
iki örgüt, silahlı bir mücadeleyi başlattı.
Sudan hükümeti ayaklanmayı bastırmak için bölgeye
operasyon düzenledi. Çıkan karışıklığın ardından Janjaweed adını taşıyan, Arap
milisler, Darfur'da siyahlara ait köyleri ateşe verdi, binlerce kişiyi öldürdü.
Darfur halkı, Arap milislerden kaçarken büyük bir insanlık dramı yaşanmaya
başladı. Tahminlere göre bu süreçte yaklaşık 300 bin kişi öldü, 2 milyon kişi
evini terk etti. Darfur’dan kaçıp, Çad’daki mülteci kamplarına sığınan
yüzbinlerce kişi var. Ancak Arap milisler bu kamplara da uzanıyor. Çad yönetimi,
kendi topraklarındaki 200 bin mültecinin, Arap milislerin saldırısına uğradığını
bildiriyor.
_____________________
Ayşegül SAVUR
Fotoğraf: AP
(1028 – 16
Ağustos 2007)
|