Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
Gençler küresel dertlerin peşihde
Uygulamalı çevre dersleri

Alman sanayi devi Bayer ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın (UNEP) işbirliği ile Leverkusen'de gerçekleştirilen 3. Tunza Uluslararası Gençlik Konferansı'nın gündeminde su, yerliler ve siyasi irade vardı

Yaşları 15-24 arasında değişen 180 genç, 26-30 Ağustos’ta dünyanın farklı köşelerinden kalkıp Almanya’ya geldi. Etkinliğin adı, 3. Tunza Uluslararası Gençlik Konferansı. “Tunza da ne? O ne garip isim öyle!” diyenler için açıklayalım. Doğu Afrika dili Kiswahiliceden gelen ‘Tunza’ kelimesi, ‘özen ve sevgiyle tedavi etmek’ anlamına geliyor. Mesele çevre olunca, tahmin edebileceğiniz gibi, burada tedavi edilen şey, varlığımızı borçlu olduğumuz doğanın ta kendisi!

 

Gökyüzünün masmavi, uçsuz bucaksız çayırların yemyeşil kalmasına, yediklerinin mümkünse her daim ‘bio’ olmasına özen gösteren insanların ülkesi, esmer ekmeğin cenneti Almanya, 85 ülkeden genç çevreciyi bir araya getirdi. O kadar farklı ülkeden genç katılımcı bir araya gelince, sorunların, isteklerin nasıl çeşitlendiğini tahmin etmek zor sayılmaz. Bahreyn’den Zaina B., ülkesinde çevreyle ilgili hiçbir bilinç oluşmadığını anlatırken, Malezya’dan Hana Shazwin Azizan ise su problemine dikkat çekiyordu. Ekvador’dan Joel Cerda, yerlilerin yaşadığı sorunları ve Yağmur Ormanları’nı vurgularken, ABD’den Thomas Christian siyasi iradenin eksikliğini tartışıyordu.

 

Tesisleriyle adeta tüm Leverkusen’e yayılmış olan Alman sanayi devi Bayer ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) işbirliği ile düzenlenen konferans, bu yıl, ‘Çevreye Hizmet Eden Teknoloji’ başlığı altında gerçekleştirildi. Konferans, dört gün boyunca, çok yeşil ama çok renkli, çok genç ama çok bilinçli bir kalabalığa ev sahipliği yaptı. Tunza Projesi aslında 2003 yılına kadar uzanıyor. 2003 Şubat ayında, UNEP Yönetim Kurulu gençleri çevreyle ilgili aktivitelere ve UNEP’in çalışmalarına dâhil etmek amacıyla uzun vadeli bir strateji benimsedi. Konferansla amaçlanan, çevreye duyarlı vatandaşlardan oluşan, olumlu eylemler gerçekleştirebilecek bir nesil yetiştirmekti.

 

Bu niyetle iki yılda bir düzenlenmesine karar verilen konferansın ilki Rusya’nın Dubna şehrinde gerçekleştirildi, ikinci konferans ise 2005’te Hindistan’ın Bengalor şehrinde yapıldı. İlk defa Batı’da, Leverkusen’de yapılan üçüncü konferansla birlikte, UNEP ve ev sahibi Bayer, gençlik ve çevre alanında 90’lı yıllarda başlayan işbirliklerini üç yıl daha uzattılar. Çöp yakma, atık su arıtma, temizleme tesisleriyle ‘kimyasal parklar’ alanında Almanya’daki en geniş ağa sahip olan, endüstrinin çevreye mümkün mertebe en az zararı vermesi için yenilikçi teknolojiler geliştirmeye çalışan Bayer, bu projeler için her yıl 1,2 milyon euro destek sağlayacak.

 

Elbette bir sanayi devi ile UNEP’in işbirliği, en başından beri pek çok çevreci kesim tarafından eleştiriliyor. Ancak başta UNEP Direktörü Achim Steiner olmak üzere, konferansa katılanların çoğu bir algılama farklılığına dikkat çekiyorlar. Evet, doğru... Çevrecilerin bir kısmı teknolojiyi sorunun kökeni olarak görüyor ve endüstriye, tüketime tümden karşı çıkıyor. Ancak Steiner gibi meselenin teknolojiye nasıl kullandığınıza bağlı olduğunu düşünen çevreciler çoğunlukta. İşte bu nedenle, bir yandan insanoğlunun gelişme anlamında geldiği noktayı kabul etmek, bir yandan da teknoloji ve endüstriyi çevreye hizmet eder hale getirmek gerektiğine inanılıyor.

 

Aslında konferansın bu yılki mekânının Leverkusen olması bile bu anlayışın bir işareti. Köln yakınındaki şehir, Almanya’nın en kalabalık eyaleti olan Kuzey Ren-Westfalya’nın içinde. Ren ve Ruhr nehirlerinin etrafına kurulmuş olan Kuzey Ren-Westfalya eyaleti, 19’uncu yüzyıldaki endüstrileşme süreci boyunca Alman sanayisinin merkezi olmuş, günümüzde de bu özelliğini korumaya devam ediyor. Bu eyalette bulunan Leverkusen de gerçek anlamda bir endüstri şehri. Almanya, kıta Avrupa’sında hiç şüphesiz ki endüstrinin kalbinin en hızlı attığı ülkelerin başında geliyor.

 

Ancak sadece doğasıyla değil, politikalarıyla da yaşlı kıtanın en ‘yeşil’ ülkelerinden olan Almanya, aslında bu açıdan garip ama umut verici bir çelişkiyi de içinde barındırıyor. Ne de olsa Almanya, küresel ısınma kavramı böylesine moda olmadan, insanlar bu konulardaki medya bombardımanından sıkılmadan çok uzun zaman önce de çevre meselelerini en ateşli biçimde tartışan ülkelerden biriydi. Bu konularda Fransa, İtalya, İspanya gibi bölgesel yoldaşlarının her zaman için kat be kat önündeydi.

 

Bunları bir kenara bırakıp gençlere geri dönelim ve “180 gencin arasında hiç Türk yok muydu?” diye düşünenlere müjde verelim. Konferansın Türkiye’den bir değil, tam beş katılımcısı vardı. Enka Okulları Lisesi öğrencisi Dimitri Tasmalı ve Özel Koç Lisesi öğrencileri Enes Ayaz, Kıvanç Öztüre, Ahmet Akış ve Alper Öktem Türkiye’yi temsil ettiler.

 

Dört gün boyunca yenilenebilir enerji kaynakları, enerji tasarrufu gibi ekolojik sorunlar hakkında workshop’lara katılan; farklı deneyimlerini ve çözüm önerilerini birbirlerine heyecan içinde aktaran gençlerin en büyük hedefi, konuşulanların sadece bu konferansta kalmaması. Siyasi yetkililer ve uluslararası kuruluşlar nezdinde etkili olmayı amaçlayan 180 genç, örnekleri birebir görebilmek için konferans boyunca bölgenin başlıca yenilenebilir enerji merkezlerine de geziler yaptılar.

                                                    ____________________

İncihan OLUÇ

 

(1031 – 6 Eylül 2007)

11.09.07

...

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.