|
'Foreign Policy'
dergisi, bu amaçla hem 'klasikler'i hem yeni dünya düzeninin iddialı casusluk
örgütlerini inceledi. Artık gözler Çin, Hindistan ve Pakistan'ın
casuslarında
--------------------- ●
-----------------------
Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle, pek çok analist CIA’in de derin bir
“Ohh!” çekeceğini, başlıca dertlerine, tasalarına “Elveda” diyeceklerini
düşündü. Gerçekten de SSCB sonrası ortaya çıkan garip düzende, iki kutuplu
dünyanın istihbarat alanındaki haşin rekabetinin sona ereceğine inanıldı. Fakat
işler pek de sanıldığı gibi yürümedi; kaotik, çok kutuplu düzen, casusların
popülaritesini düşürmedi.
Hem Soğuk Savaş boyunca sağlam bir casusluk geleneğine sahip olan
ülkelerin hem ‘yeni güç’lerin istihbarat ajansları rekabetin peşini bırakmadı.
Sovyetler’in dağılan efsanevi istihbarat ajansı KGB’den sonra ortaya çıkan SVR,
onun yerini aratmadı. James Bond’un vatanı İngiltere’nin MI6’i, 11 Eylül’den
sonra eskisi gibi sıkı çalıştı. İsrail’in herkesin ölesiye çekindiği şahane
MOSSAD’ı performansını artırdı.
Fakat
esas ilginç olan durum, onlar yetmezmiş gibi ortaya bir de Çin, Hindistan,
Pakistan gibi ülkelerin casusları çıktı. Yıllarca James Bond tarzı havalı ajan
imajına alışmış olan biz sıradan vatandaşlar için bir Çinliyi ya da Hint
asıllıyı istihbarat işinde, ‘imkânsız görevler’de hayal etmek zor oluyor
haliyle... Ancak bu bölgenin ve söz konusu ülkelerin Soğuk Savaş sonrasında hem
ekonomik hem stratejik açıdan nasıl önem kazandıklarını düşününce, bu durumu
fazla garipsememek gerekiyor.
...
Devamı Tempo'da
İncihan OLUÇ
(1053 – 7 Şubat 2008)
|