|
Aksiyon Dergisi Yazarı Cemal A. Kalyoncu´ya göre
Türkiye´nin en `derin' gazetecileri
Cemal Kalyoncu ünlü gazetecilerle röportajlar yaptı. Bu röportajları `Derin Gazeteciler' adlı bir kitapta topladı. Kimileri bu röportajları hatırlamıyor bile. Kitap kimilerinin canını sıkıyor, kimileri iyi bir gazetecilik örneği olarak yorumluyor.
|
|
|
|
Cemal A. Kalyoncu
|
|
|
|
|
Hepsi Türkiye´nin tanınmış gazetecileri, meslekte 10 yıllarını çoktan geride bırakmışlar. Çalıştıkları yayın kuruluşlarında tepe noktadalar... Tüm bu özellikleri kendisinde toplayan isimleri kitaplaştırmaya karar veren Zaman Gazetesi Yazarı Cemal A. Kalyoncu, onlarla birer birer röportajlar yaptı. Hayat hikâyelerini dinledi. Çünkü onun için bu isimlerin ailelerinin geçmişte neler yaptığı, kimler oldukları çok önemliydi. Tam 27 isim belirledi kitabı için. Daha doğrusu 27 isim ona röportaj vermeyi kabul etti. Kalyoncu kitabın adını da `Derin Gazeteciler' koydu. Adına bakınca farklı anlamlar çağrıştırması, kimilerinin hoşuna gitmedi doğal olarak; çünkü Türkiye´de `derin' kelimesi artık devletle özel ve gizli ilişkiler anlamına geliyor. Kalyoncu´ya, Türkiye´de yüzlerce tanınmış gazeteci varken, bu isimleri neden seçtiğini sorduğumuzda cevabı çok net:
``Şimdi bu kitaba bakarsak, isimlerini tercih ettiğim başkaları da vardı ama onlar bana cevap vermediler. Mesela Güneri Civaoğlu, Ufuk Güldemir, Zafer Mutlu gibi... Hayat hikâyelerini konu alarak yola çıktığım ve aile geçmişlerini araştırdığım için böyle oldu belki, bilemiyorum. Ama hiçbirine kızgın değilim, yanlış anlaşılmasın. Onlara `Derin Gazeteciler' dememin nedenleri var tabii ki. Öncelikle, önem sırasına göre söylemem gerekirse, bu isimlerin kökleri derindi. İkincisi mesleki açıdan derin tecrübeleri var, üçüncü sırada ise derin ne ifade ediyorsa onu anlıyoruz.
Bu yaşta yaptığım iş cesaret olarak algılanabilir ama ben öncelikle onları merak ettim. Herkesin bir hayat hikâyesi vardır, yoldan geçen herkesin... Bu ünlü ve deneyimli gazetecilerin de vardı. Çünkü hemen hepsi, bu mesleğe en az 15-30 yıllarını vermişler. Bunları tanımak istedim. Bu, bir merak mı, cesaret mi bilemiyorum.''
Mehmet Ali Birand
``Bence yazar, kitabına bu ismi herhalde bir espri olsun diye koymuş olmalı veya kitap daha ilgi çeksin diye... Tahminim bu yönde, yoksa sözünü ettiği gazetecilerin, kendi adıma derin devletle içli dışlı bir durumlarının olduğunu düşünmüyorum, böyle bir şeyi görmüyorum da. Ama her ne olursa olsun kitabın lafının dolaşması bile onun için iyi bir şey.''
Emin Çölaşan (Hürriyet Gazetesi Yazarı)
``Kitabı, sizin aramanızdan sonra aldırdım, daha önceden duymamıştım. Sadece kendimle ilgili bölümü okudum. Cemal Kalyoncu´nun benimle ilgili yazdıkları doğrudur. Herhangi bir saptırma yapmamış. Yazdıklarından bir bölümünü benim `Önce insanım sonra gazeteci' kitabından, bir bölümünü de benimle uzun süre önce yaptığı söyleşiden alınmış. Dolayısıyla iyi bir gazetecilik sergileyip kitap yapmış. Ancak kitapta yer alan diğer yazarların bölümünü okumadığım için o konuda bir şey söyleyemem.''
Sedat Sertoğlu (Vatan Gazetesi Yazarı)
``Bir kere başlığı çok komik. Ben zaten kendisi ısrar ettiği için görüşmeyi kabul ettim. Kötü bir başlık, biraz art niyet kokan bir olay... Hadiseye böyle bakıyorum. Ancak yazar benim söylediklerimi çarpıtmamış. Bu soru bana sadece onun tarafından sorulmuyor. Yakın arkadaşlarım da takılır kimi zaman bana. Bir tarihte Rus konsolosluğuna giden herkese KGB, Amerikan konsolosluğuna gidenlere de CIA ajanı yaftası takılırdı. Benim de uzun yıllardır İsrail´le ilişkim olduğu için bunu böyle yazmış olabilir, bununla ilgili ciddi bir bağlantı olabilir ama diğer adı geçen isimlerle bir bağlantı da kuramıyorum. Hıncal Uluç´un, nasıl olup da derin bir tarafı olabilir bilemiyorum. Ben gazeteciyim ve MİT´e, Dışişleri Bakanlığı´na girip çıkıyorum. Ama tuhaf yorumlar yapılıyor. Gülay Göktürk ne tür derin bir gazeteci? Ayrıca oraya koymadığı derin gazeteciler var ama kimler diye sormayın söylemem.''
Nuriye Akman (Zaman Gazetesi Yazarı)
``Kitabı aldım ama henüz sadece kendime ait olan bölümü okudum. Soyağacımla ilgili hatalar var ama kesinlikle vahim hatalar değil. Bence bizim isimlerimizin seçilmiş olması, sıradan gazeteci olmayışımızdan. Sığ olmayan gazeteciler anlamında da derin gazeteci tanımı kullanılmış olabilir. Ben bu tanımı kesinlikle `derin devlet'le ilgili olarak algılamıyorum. `Neden başka isimler yok?' denirse. Bence ulaşabildiği isimlere yer vermiş. Yani bunları özel olarak seçmiş değil. İyi malzeme çıkarabildiklerini toparlamış. Ben de birkaç kitabımda öyle yaptım zaten.''
Mehmet Barlas (Akşam Gazetesi Yazarı)
``Derin gazeteciler tanımını bence mecazi anlamda kullanmış. Mesela ben çok eski bir gazeteciyim. Tam 42 yıldır bu işi yapıyorum. Televizyonda çalıştım, kitap yazdım, araştırmalar yaptım. Türk kamuoyunun beyninde yerleşmiş bir isim olduğum için beni almışlar listeye. Bu seçkiler yazar tarafından yapılır. Ben yazsaydım aynı konuyu, bazı isimleri alır bazılarını almazdım mesela. Zaten bu bilimsel bir tasnif değil. Yazarın ilgisini çeken isimler diyebiliriz. O bakımdan söylenecek bir şey yok.''
Osman Saffet Arolat (Dünya Gazetesi)
``Bu, benimle yapılmış bir röportajdı. Ondan sonra kitap yapmış. Neden kitap yaptığını bilemiyorum. Bir dergide de yayımlandı zaten. Kitabın adını neden `Derin Gazeteciler' koyduğunu yazara sormak lazım. Her yazar kendine göre değerlendirme yapıyor. Belki, adı geçen kişilerin derin ailelerden geliyor olmaları buna neden olmuştur.''
Nuri Çolakoğlu (Doğan Medya Grubu Basılı ve Görsel Yayın Koordinatörü)
``Bu sığlıkta derin olmanın fazileti büyüktür. Bu dönemde ve sığlıkta biraz derin olmanın fazileti vardır diye düşünüyorum.'' (Çolakoğlu `gır gır geçtiğinin' belirtilmesini rica ediyor.)
Altemur Kılıç (Gazeteci)
``Sığ değilim hamdolsun. Derin devlet diyorlar ya, devlet sığ olmamalı, zaten devletin derin olması gerekir. Derin devlet, güçlü ve bazı konularda duyarlıysa, bu derin tanımlamasını kendi adıma kabul ediyorum. Herhalde devlet güçsüz değil. Ben senelerce devlet memurluğu yaptım. Türkiye´yi yurtdışında temsil ettim, onun gerekeni neyse yaptım. Bundan da iftihar ederim. MİT mensubu diyorlarsa bu kuruluşa mensup olanlar iftihar eder, benim ilişkilerim ayıp değildir. MİT bir istihbarat örgütüdür ve her Türk´ün gerektiğinde yardım etmesi vazifesidir. Yanlış bir hava yaratılıyor MİT kötüdür diye ama bunlar uydurma şeyler. Her Türk vatandaşı çıkarları için devletin tüm örgütlerine yardım etmeli. Ben MİT´in organik bir mensubu değilim. Bir Türk vatandaşının ne yapması gerekirse onları yaptım sadece.''
Ömer Üründül (Sabah Gazetesi Yazarı)
``Benim haberim yok. Sohbet anında konuştuk. Bu konuştuklarımızın kitaba geçtiğini düşünüyorum. Derin gazeteciyle ilişkili olarak benim bir özelliğim yok. Futbol yazarıyım, futbolla ilgili geniş bir deneyimim var, hobi olarak Tercüman gazetesinde başladım, bugünlere geldim. Halen iş adamıyım.''
Gülay Göktürk (Gazeteci)
``Hayatta devletle ilişkisini minimuma indirmiş biriyim. Hatta diyebilirim ki tüm ilişkim, mahkemelerinde yargılanmak ve cezaevinde yatmaktan öteye gitmedi. Bu nedenle, adı `Derin Gazeteciler' olarak geçen bir kitapta yer almamı anlayamadım. Bu adın ne manada kullanıldığını gerçekten anlamıyorum. Röportajları hatırlıyorum ama böyle bir isim verilmesi tuhaf...''
|
14 1 2003
|