|
|
|
|
Füsun Saka
|
|
|
|
|
-Marmara Bölgesi'nde yaşayanlar için 17 Ağustos gecesi ortak korkuların başladığı bir milattır. Ancak onun miladı, depremden 5 yıl önce gördüğü bir rüyaydı. Rüyasında kendisini büyük bir depremin ardından, enkaz arasında yitirdiklerini ararken bulduğunda yeni bir korkuyla tanışmıştı; deprem korkusu. 1994'ten bu yana depremden korkmakla birlikte onu doğanın bir parçası olarak kabul etti. Depremle yaşamayı öğrenmeye çalıştı. Zamanla korkusunun yerini öğrenme isteği aldı. Okudu, araştırdı, ilgi duydu ve yazdı. Tempo'nun deneyimli muhabiri Füsun Saka, 1999'dan itibaren yaptığı derin araştırmaları, röportajları, kendi analizlerini bir kitapta topladı. Kaybettiği annesine ithaf ettiği kitapta, her gün farklı haberlerle gündemimizden düşmeyen depremi bütün yönleriyle okuyabileceksiniz.
- Eğitim, ekonomi, sağlık, siyaset muhabirlikte uzmanlık alanlarından birkaçı. Seninle birlikte 'deprem' üzerine uzman muhabirlik diye bir kavram oluştu.
Aslında bu, kendini dayatan bir alan oldu. Belki çoktan vardı ama bizim hayatımıza 1999 sonrasında girdi. Ama deprem benim hayatıma daha önceki yıllarda, tesadüfler ve belli korkularım sonucu girmişti. Deprem olduktan ve ancak bizi tehdit ettiğini anladıktan sonra en bencil yanımız ortaya çıktı. Çünkü bizi bekleyen tehlike çok büyüktü. Bütün bunlar böyle bir alanın oluşmasına yardım etti. 'Deprem muhabirliği'diye bir şey var ama 'deprem uzmanlığı' bilim adamlarının işi. Buna belki alınırlar ama bence bilim adamları da bu konuda yeni uzmanlaşıyorlar.
- Öğrendikçe, işin içine girdikçe, deprem korkuların mı azaldı?
Depremi, nefes almak, vücudumuzdaki doğal bir değişim gibi doğa olayı olarak kabul etmeye başladım. Depremi bir anlamda doğanın sıkıntılarını dışarı vurması gibi algılıyorum. Bu konuda bilinçlendim ama 'binalarımız ne kadar güvenli' diye ne yazık ki düşünemiyorum. Depremi bizden güçlü olarak algılamıyorum, o da bizim gibi hareket ediyor. Bunu anladığın vakit ona göre organize olursan, sorunun çözüleceğini düşünüyorum. Ben kendimi olayın içinde hissediyorum.
- 17 Ağustos depremi herkes gibi senin hayatında da milat sayılabilir mi?
17 Ağustos çok önemli ama o tarihten önce de binaların nasıl güçlendirilmesi gerektiği konusunda haber yapmış, dergiye zor da olsa sokmuştum. National Geographic'te evlerin nasıl güçlendirilmesi gerektiği konusunda çıkan bir yazıyı referans olarak göstermiş, mühendislerle görüşmüştüm. Mühendisler 'Bu haber şimdi nereden çıktı?' diye şaşırmışlardı. Aslında ondan daha önce, 1994'te bir rüya görmüştüm. İstanbul'da büyük bir deprem oluyor, her yer yerle bir oluyordu. Kardeşlerimi enkazın altından çıkarıyordum. O rüya beni çok etkiledi, aslında benim için milat o rüyaydı.
- Medyanın deprem korkusunu beslediği söylenebilir mi?
Bilinçsiz yapılan yayınların korkuyu beslediğini söyleyebilirim. Ama buna 'medya besliyor' diyemeyiz. 17 Ağustos'tan sonra artçıların çok olması ve bizim bölgeye ilgimizin yönelmesi korkuyu daha çok besledi. Medya depremin peşinden gitti. Haberin peşinden gitmesi çok doğal. Mevsimsel değişimler bizi deprem kadar etkilese, onun peşinden de gideceğiz.
- Deprem tahmincilerinin çoğu sana ulaşıp haber oldular. Tahminciler içinde hangileri seni çok etkiledi?
Karınca deneyleri yapanlarla, kasları titreyen adam benim ilgimi çekti. Bunlar incelendiğinde kökeninde ilginç şeyler bulunabilir.
- Toplu mezarlar konusunda yaptığın haber büyük ilgi gördü. Bu haberi yaparken İstanbul'da yaşayan biri olarak ne hissettin?
Gerçekten çok kötü şeyler hissettim; çünkü ailem Küçükçekmece'de yaşıyor. Onlar gibi bir sürü değer var. Onlar için yapılmış yatırımın mezarlar olduğunu düşündüm. Demek ki başka bir şey yapılmadı ki, binlerce insan için toplu mezarlar organize edildi. Yetkililer bu durumu sır gibi sakladılar. Kadıköy Belediyesi bu konuda daha net oldu ama Avrupa yakasında Karaağaç köyü saklamayı tercih etti. Karaağaç çok büyük bir alandı. Bir taraftan da bu mezarların zorunlu olduğunu düşünüyorsun. İzmit'te mezar bulunamadığı için yaşananları biliyoruz. Depremde en az zararı görmek için yatırım yapılmazsa bu tür mezarlara yatırım yapılıyor.
- Depreme hazırlık konusunda sen neler yaptın?
Yaşadığım ev kendi evim olmadığı için evle ilgili özel bir şey yapamadım. Sadece apartmanın kaç şiddetine dayanabileceğini biliyorum. Yıkılabilecek eşyaların altında kalmayacak şekilde bir yatma düzeni oluşturdum. Her gece baş ucuma su koyuyorum ama ailemin hâlâ Küçükçekmece'de oturmalarını engelleyemedim. Eşim depremden hiç korkmuyor.
- Kitabı eline alan okuyucu ne bulacak?
1999'dan en son bilgilere kadar deprem konusundaki tüm tartışmaları ve bilgileri bulacaklar. Günlük çıkan ve havada uçuşan bilgiler yerine bir dönemin belgesini görmüş olacaklar. Deprem sözlüğü, depremle ilgili internet siteleri, deprem yapı testi, astrolojinin depreme etkisi, deprem korkusunu NLP ile yenmenin yolu kitapta yer alan bölümlerden bazıları.
|
Kimdir? / Füsun Saka
|
|
İÜ Edebiyat Fakültesi Sistematik Felsefe Bölümü mezunu
Psikoloji, Sosyoloji ve Pedagoji bölümlerinde ön lisans eğitimi aldı
Gazeteciliğe 1987'de Yeni Gündem dergisinde başladı
İntermedya Ekonomi dergisinde medya sayfaları editörlüğü yaptı
Ekonomik Bülten'de kültür-sanat, medya editörlüğü görevinde bulundu
Borsa Yorumu ve Medya Fısıltıları başlıklı köşe yazıları yazdı
Ayrıca, serbest gezi yazarlığı yapıyor
1999'dan bu yana deprem üzerine inceleme yazıları ve röportajlar hazırlıyor
Süha Derbent ile evli.
|
|
|
--------
Röportaj: Nilüfer Kas
|