Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
Adnan Ekinci, Radikal yazılarını ve gelen okur tepkilerini bir kitapta topladı: 'Ben Hukukçu Değil Nişanlıyım'
Hukuk sevimli olur mu, olur

Adnan Ekinci'nin kitabı, birkaç hukukçu tarafından kurulan Yazıhane Yayınları'ndan çıktı. Ekinci, yazılarında hukukun her gün karşılaştığımız insan yüzünü anlatıyor ve okur mektuplarını yayımlıyor

Adnan Ekinci
Adnan Ekinci Göster
Hukukla ilgili sevimli yazılar yazmak kolay değildir. Ya yargı reformu üzerine kocaman laflar edilir ya da 'Haklarınızı bilin' türünden pratik hayatta mümkün olmayan tavsiyelerde bulunulur ki, bunlar genellikle 'Şuraya dilekçe verin, buraya şikâyette bulunan' şeklinde yazılardır. Adnan Ekinci, Radikal gazetesinde yayımlanan köşesinde, hukukun insan yüzüne dokunuyor ve günlük hayatta karşılaştığımız hukuksuzlukların bazen komik, çoğu zaman da trajikomik yönlerini ele alıyor. Ekinci'nin Radikal gazetesinde yayımlanan köşe yazıları, o yazıları internetten okuyan ve yorum gönderen okurların yazılarıyla birlikte kitap haline geldi: 'Ben Hukukçu Değilim Nişanlıyım'. Kitabın ismi, Cemal Süreyya'nın bir şiirinden ödünç alınmış: Çavuş pırpırların ne mavi/ Görünce kamaştı da ellerim/ Şah İsmail'in üç sevgilisini/ Gülizar, Gülperi, Arap Üzengi/ Asker su ver asker!/ Ben asker değil nişanlıyım." Adnan Ekinci, 'Bu, hukukun var olan şekline bir tepki. Hukuk buysa-Çünkü bize fukültede okuma boyutunda bu ise ve böyleyse bize fakültede öğretildiği gibi değil- ben hukukçu değilim. O zaman neyim: İşte burada çok masumane bir karşı çıkışı anlatan Cemal Süreyya'nın dizelerini ödünç aldım" diyor.
Adnan Ekinci'nin yazılarında, gündelik yaşamda karşılaştığımız ihlallerin yansımaları var. Örneğin, her işe girişte kuyruğa girmek ve almak zorunda olduğunuz sabıka kaydı, ya da park edilmez levhası olmayan yerden çekilen aracınız konusunda polis memurunun verdiği cevap: "Ne yapalım, park edilmez levhası düşmüştür o zaman.' Adnan Ekinci'ye göre, bu tür ufak tefek sorunları konuşmak, hocalara, hukukun duayenlerine küçük geliyor. 'Oysa hukuk bence sokakta. Gündelik hayatımıza sinmiş, kanıksanmış, bir yaşam biçimi, neredeyse ilahi bir kural gibi hayatımıza yayılmış noktalar beni çok ilgilendiriyor. Günlerce yargı reformu üzerine yazmaktan ziyade, bu küçük detayları didiklemek beni çok ilgilendiriyor" diyor Ekinci. Köşe yazılarına gelen tepkiler de, okurların her gün sokakta karşılaştıkları hukuksuzluklara ne kadar duyarlı olduklarını gösteriyor.
Adnan Ekinci, yazılarına gösterilen tepkilerin de farklı olduğunu söylüyor. Bazı okurlar, olaylara Ekinci'yle neredeyse aynı bakıyor ve tebrik etmek için yazıyorlar. Ancak Ekinci'nin hukuksuzluk olarak gösterdiği işaret, bazı okurların özel hayatındaki kimliklerden birine dokunuyorsa, o zaman "Ey Adnan Ekinci, orada dur bakalım" diye başlayan mektuplar döşeniyorlar. Özellikle de İslami kesim ve laik kesim arasında bu duvarların oldukça yüksek olduğu anlaşılıyor. Şöyle anlatıyor Ekinci: "Örneğin, türban konusunda... Eğer türbanın kamusal alanda kullanılmasına ilişkin bir şey söylüyorsam, laik kesim tepki gösteriyor. Daha önce olumlayan bir şeyler söylemiş olabilir, ama bu konuda hemen benimle ilişkisini kesiyor ve tepki gösteriyor. Veya İslami kesimin hoşuna gitmeyen bir şey varsa, tepki gösteriyor. Hayattaki duruşla ilgili kimliği neyse, hukuk onun için o demek. Demokrat çoğu ama sınırları var."
Oysa hukukun evrensel kuralları var. "Solcu avukat olmaz ya da sağcı bir avukat 24 saat gözaltı süresine, sadece sağcı olduğu için itiraz edemez. Argümanı olmalı" diyen Ekinci, bir yandan hukuk kitaplarının anlaşılmaz olduğundan yakınıyor, bir yandan da CMUK'u eleştiren Hıncal Uluç, Necati Doğru gibi köşe yazarlarını eleştiriyor.
Ancak madem hukuk evrensel, hukukun normları evrensel, neden sık sık aynı suça verilen farklı cezalarla ya da bozulan kararlarla karşılaşıyoruz? "İşte orada işin içine insan faktörü giriyor" diyor Adnan Ekinci ve devam ediyor: "Bugün yargıç ve savcılar devlet memurudur. Devlete şükrandırlar. Bireyle devletin bir karşı karşıya geldikleri noktada hemen onların devletten yana çıktıklarını görürsünüz. Gidin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ndeki başvurulara bakın. Hepsi devlete şükran borçlu yargıçlar, devlete minnettar savcılar tarafından alınmış kararlardır."
Yazının başında sözünü ettiğimiz, okuyucuya soğuk gelen hukuk kitapları yayınevlerine de soğuk geliyor olmalı ki, Adnan Ekinci ve arkadaşları, kapı kapı dolaşıp "Bu, bildiğiniz hukuk kitaplarından değil" demekten vazgeçip, kendi yayınevlerini kurmuşlar. 'Yazıhane Yayınları', insan yüzlü hukuk kitapları ve Radikal yazarlarının -okuyucu tepkilerini de içeren- derleme yazılarını yayımlamaya devam edecek.

Nuray Soysal

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.