Tempo Online

 
SON DAKİKA
Küresel Isınma : Avrupa Uzay Ajansı, buzulların kapladığı alanın uydudan ölçümlerin başladığı 1978'den sonraki en alt seviyesine indiğini ve Avrupa'dan Büyük Okyanus'a kutup üzerinden kestirme deniz yolunun açıldığını duyurdu   Irak : Irak'taki radikal Şii lideri Mukteda Sadr'a bağlı siyasi hareket, Şii koalisyon hükümetinden çekilme kararı aldı   Turizm : Antalya'ya hava yoluyla gelen turist sayısının 6 milyona yaklaştığı bildirildi   Afganistan : İngiltere, Taliban'ın Afganistan'daki İngiliz askerlerine saldırılarda Çin yapımı silahlar kullandığını bildirerek, Çin'e şikayette bulundu   Secret : Rhonda Byrne'ın yazdığı ve dünyada çok satanlar arasında ilk sıralarda yer alan ''Secret (Sır)'' adlı kitap, Türkiye'de de 4 aydır okurların en çok tercih ettiği eser oldu  
Nesrin Turhan'ın 'İhtilalin Süvarisi' isimli anı romanı, bir döneme ışık tutuyor
İhtilalci de insandır

Gazeteci Nesrin Turhan üçüncü kitabında, 21 Mayıs 1963 ihtilali girişiminin önderlerinden Fethi Gürcan'ın hayatıyla birlikte, o döneme ışık tutmaya çalışıyor. Turhan, ''Ben hayatın bir kesitine, tarihin bir dilimine, o dilim içinde kendi hayatlarını, kendi doğrularıyla yaşayan insanlara objektifimi doğrulttum'' diyor

Göster

"Tabii ki fiili hareketi yapan gençlerdir. Bir süvari atını nereye saklasın, bir teğmen tankını nereye saklasın? Tank çuvala sığmaz. Onlara bu yolu gösteren biziz. Bizi asın, bu çocuklara yazık etmeyin."

Cumhuriyet tarihimizin çok da bilinmeyen bir dönemi, 21 Mayıs 1963 İhtilal girişimi ve ardından yaşanan idamları anlatan 'İhtilalin Süvarisi' isimli anı roman, Doğan Kitap tarafından yayımlandı. Gazeteci Nesrin Turhan tarafından kaleme alınan kitap, ihtilalin önderlerinden Fethi Gürcan'ın hayatıyla birlikte o döneme ışık tutmaya çalışıyor. Roman, Fethi Gürcan'ın doğumundan, idam sehpasında hayata veda etmesine kadar olan dönemi kapsıyor. Tabii ağırlık, ihtilal girişiminin yapıldığı gece ve sonrasında gerçekleşen mahkemelere verilmiş.

Kitap, Türkiye'nin en çalkantılı bu dönemine ışık tutmanın yanı sıra, 1971 Muhtırası ve 1980 İhtilali'ne de nasıl gelindiğinin işaretlerini barındırıyor. Türk solunun, gerçekten sol olarak görülmeye başlandığı dönemi göstermesi açısından da kitap başka bir önem kazanıyor. Çünkü, ihtilal girişiminin ardından ordudan tasfiye edilenler, 68 kuşağının da Türkiye'deki temellerini oluşturanlar.

İhtilalin Süvarisi, Nesrin Turhan'ın üçüncü kitabı. Daha önce, siyasi anekdotlar içeren 'Siyasetin Öte Yakası' (2000) ve bir aşk romanı olan 'Elif Yağdı Ben Islandım' (2001) yayımlanmıştı. Bir araştırma ve kurgusal bir romanın ardından bu kez, farklı bir tarz, bir anı romanla karşımıza çıkması, acaba kendi tarzını aramasından mı kaynaklanıyor? Turhan böyle olmadığını savunuyor: "Kesinlikle bir tarz aramıyorum. Ben ne hissedersem, neye ilgi duyarsam, neye yoğunlaşırsam onu yazma isteği duyuyorum. Duyarlı insansan yazma isteği duyuyorsun. Duyarlılıkların kişisel de, toplumsal da olabiliyor. Bu tarz farkı değil, yüreğimdeki çeşitlilik."

Nesrin Turhan, gazeteci olmasının da bu farklılıkları yarattığını ve mesleğinin kendisine çok büyük avantajlar sunduğunu söylüyor: "Yarın tarih olacak olayların, biz bugün içinde yaşıyoruz. Onları görüp yaşarken, geçmişi ve bugüne nasıl gelindiğini merak ediyorsun. Parlamento muhabirliği yaptığım dönemde dikkatimi çeken, yıllardır aynı konuları tartışıyor olmamızdı. 20-30 yıl öncesine baktığınızda, bugünden çok farklı şeylerin konuşulmadığını görüyorsunuz. Belki söylemleri farklı, ama temelinde konuşulan konular aynı. Benim roman yazmamın en önemli nedeni, kavramlarla konuşmak istemememdir. Benim için çok önemli olan kavramların, uğruna yıllar önce insanların büyük savaşlar verdiği kavramların içinin hızla boşaldığını görüyorum. O yüzden, kavramlarla konuşmak yerine, işe sıfırdan başlayıp değerlerimizi ortaya koyalım. Sonra onları kavramlaştıralım. Aynı kavramları, pek çok kişiyle aynı anlamda kullanmıyoruz. Bu, beni çok rahatsız ediyor. Romanın en büyük avantajı bu. Önce hayatı anlatıyorsunuz, sonra kavramlar beynimizde oluşmaya başlıyor."

Turhan, geçmişe olan merakının da, kendisini yazmaya ittiğini söylüyor. "Her şeyin bir sistematiği var. Geriye dönüp baktıkça o sistematik beynimizde bir algılama yaratacak. Kitaptan örnek vermek gerekirse, anlatılan bir ihtilalci de olsa, sonuçta bir insandır. Karısı, çocukları, annesi, babası var. Diğer gençleri de bu açıdan ele alabiliriz. 1457 Harp Okulu öğrencisi okuldan atılıyorsa ve okul iki dönem mezun veremiyorsa, buna sadece bir toplumsal olay olarak bakamayız. Bunun bireysel tarafları da var."

Nesrin Turhan, yaklaşık dört yıl önce, cumhuriyet tarihi içindeki siyasi idam cezalarıyla ilgili bir araştırma yaparken, hemen hemen tüm siyasi idamlar için pek çok kitap yazıldığını fark etmiş. Ama 1964'te gerçekleşen Talat Aydemir ve Fethi Gürcan'ının üstü kapalı geçildiğini görmüş: "Baktım o dönem çok iyi anlatılmamış. Bu nedenle 12 Mart'a nasıl geldiğimizi çok iyi anlayamıyoruz. Üstelik, bu arada kalan zaman, Türkiye'nin en karmaşık dönemlerinden biri. 1960-63 arası dönem, ihtilaller içinde ihtilallerin yaşandığı bir dönem. Talat Aydemir'in anılarını okudum, ama Fethi Gürcan'la ilgili çok fazla bir şey bulamadım. Eylemci bir insan olduğu için gizli kalmış. Eylem yapan insanın öyle oturup uzun boylu düşünmeye, plan yapmaya zamanı olmaz. Dinamik ne gerektiriyorsa o an onu yapar." Turhan, bu eylemci karakterin, okuyucuya bir şeyler vereceğini düşünüyor. Çünkü, bir hareket başarıya ulaşırsa, hareketi planlayana mal edilir. Ama başarısız olursa, eylemciler en büyük zararı görür.

Turhan bu araştırmaları yaparken tesadüf eseri Fethi Gürcan'ın büyük oğluyla tanışma fırsatı bulmuş. Araştırmaların ardından yazım aşaması gelmiş:

"Onlar da, babalarını anlatma ihtiyacı duyuyordu. Yıllarca bu işe kafa yormuşlardı. Olaya objektif bakabiliyor olmaları da beni rahatlattı. Böylece önce aileyle, ardından arkadaşları ve hatta ona karşı olanlarla konuşmaya başladım. Yaklaşık 6 ay süreyle 70-80 kişiyle röportaj yaptım. Kitabın araştırma aşamasının bu yoğunluğu gerçeği değiştirmiyor. Bu, gerçeklerden yola çıkılarak yazılmış bir roman, tarihi bir belge değil. Farklı açılardan çekilebilecek onlarca fotoğraf var. Ben kendime göre pek de fazla kullanılmayan açıyı tercih ettim. Ailenin de benim de isteğim tamamen objektif olabilmekti. Zaten romanı okuyanlar da görecektir, asıl roman mahkeme tutanaklarıyla oturuyor. Zaten Fethi Gürcan'la birlikte o ihtilalin içinde olmayanlar da, hep bir ağızdan aynı şeyi söylüyorlar. Vatan sevgisi var, cesur ve mert. Ama yaptığı yanlış ya da doğrudur. Zaten tarihi bir olay anlatıyorsun. Konuştuğunuz insanların ötesinde, okura karşı sorumlusun."

Turhan, Fethi Gürcan'ın kişiliğini romana yansıtırken, onun kişiliğinde bir dönemi de yansıtmayı amaçladığını belirtiyor: "Ben hayatın bir kesitine, tarihin bir dilimine, o dilim içinde kendi hayatlarını, kendi doğrularıyla yaşayan insanlara objektifimi doğrulttum. 40 yıl öncesinin izini sürerken, binlerce sayfa tutan belgeleri defalarca okudum, onlarca tanıkla görüştüm. Fotoğrafın net çıkması, daha önce karanlıkta kalan noktaların da aydınlanabilmesi için çabaladım. Çıkan fotoğrafa da rötuş yapmadım. Bu fotoğrafta, askeriyle, siviliyle, düşünce adamıyla, eylem adamıyla, akademisyeniyle, basınıyla, üniversite gençliğiyle, devleti yönetenleriyle, sokakta yaşayan vatandaşıyla herkes var. Bu romanı okuyanların o fotoğrafta kendisiyle birlikte diğerlerine de bakmasını istedim yalnızca. Yorumu da, yargıyı da okura bıraktım."

-
Hüseyin KETEN

10.03.04



[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.