Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
Çiğdem Anad'ın öyküleri metropol yaşamına ayna tutuyor
Endüstri aşkları böyle yaşanıyor işte

CNN TÜRK Haber Koordinatörü Çiğdem Anad'ın ikinci öykü kitabı yayımlandı. 'Hayat Geçiyor, Sen Neredesin?' adlı kitaptaki karakterler sayesinde metropol hayatında kendimizi nasıl kaybettiğimizi görüyoruz.

Çiğdem Anad
Çiğdem Anad Göster

- Çok mu doldunuz ve bu kitabı yazdınız? Çünkü her ne kadar sıfatlı adlar koysanız da karakterleriniz bizim camiada tanıdık gibi geldi bana...
Yazım süreci çok uzun sürdü; 7 yılı buldu bu kitabın yazılışı. Neden bu kadar uzun sürdü? Çünkü düzgün ve sistemli yazamıyorum. Buna en büyük engel, benim çalışma koşullarım. Ben aslında kolaj yapar gibi yazıyorum. Yazıyorum, biriktiriyorum. Bu kitap için 10 büyük klasör doldu, sonra aralardan seçme yaptım ve bunlardan nasıl bir kurgu yapacağımı düşündüm. 'Bir dolmuşluk söz konusu mu?' derseniz... Aslında çok hızlı doluyoruz, yılların geçmesi gerekmiyor dolmamız için. Günler de yetebiliyor. Bu ortamlar bu sürat, bizim camiamız ve ilişkilenme biçimimizin (bir günde ne kadar çok insan tanıyıp ne kadar farklı duygular içine giriyoruz) yansıması bu kitap. Sonuçta ben, bilim-kurgu yazmıyorum. Sanal bir dünya yaratıp sanal karakterler üzerine çalışmıyorum. İlk kitabımda da böyle yaptım.
- Yani karakterleriniz tanıdık isimler...
Evet, bunlar yaşayan karakterler. Ama hepsi sentez. Bir karakterde, çevremde tanıdığım 10 kişiyi görebilirsiniz. Zaten amaç, okuyucuya bunu söyletmekti. Bunların hepsi kanıyla canıyla yaşayan karakterler neticede.
- İnsanlar ne kadar da birbirinin aynı ve sen de bu klana girmek istiyorsan, onlar gibi olmalısın, mesajı mı veriliyor?
Doğru. Üstelik farklı topraklardan, kökenlerden ve ideolojilerden gelen insanların benzeşmesi var bu ortamda. Bu benzeşme, son 20-25 yılda adım adım oluştu. Toplumun bütünü için söyleyemesek de bizim yaşadığımız ortamlarda insanlar, hem fizik hem de ruh olarak birbirine çok benzedi. Aşklar, iş ilişkileri, dostluklar benzer bir hal aldı. Egemen olanın ise hep iktidar, güç, para olduğunu görüyoruz.
- Aşk var mı ki?
Bu, çok iyi bir soru. Çünkü ben bir yanıyla da kitapta onu anlatmaya çalıştım. Zedelenmesi en zor olan bu duygu bile artık şöyle sordurtuyor: Var mı ki? Bu yaşananlar aşk mı ki? Biz aşkı böyle mi öğrendik filmlerden, şarkılardan? Üç tane aşk hikayesi var kitapta, ama üçüne de 'bunlar aşk mı ki?' diyor insan. Endüstri aşkları böyle yaşanıyor bugünlerde. Öyle yaşamak istemiyorsan da ilkel görünüyorsun, insanlarla ortak bir dil tutturmakta zorlanıyorsun. Bu, iş ve dostluk ilişkisi için de böyle. Bütün bunlar da beni üzüyor. Aşkın daha güzelini yaşama şansım oldu, 40 yıldır yaşıyor olduğum için; iş ilişkilerimin daha iyisini yaşadığım dönemler oldu; dostluk ilişkilerimin çok daha vefalısını yaşadım. Ama bütün bunlar şu anki çevremde erime halinde.
- Ateş Böceği, Rüzgar Sesi, Boğa Gücü ve Ana Kraliçe baş karakterler. Kim bunlar?
Bunlar, hepimizin tanıdığı insanlar. Toplumumuzda prototip diyebileceğimiz örnekler. Benim çevremde Ateş Böceği olarak tanıdığım 20 kişi var; ve de Rüzgar Sesi, Boğa Gücü, Ana Kraliçe. Hepsinin ortak özelliklerini toparlayıp bir karakter yaratmaya çalıştım. O karakterlerin her biri toplumumuz içindeki bir prototipe karşılık geliyor. Hepsi yaşıyor.
- "Al kadını koy ekrana, en alâ spiker olsun" diye bir cümle var kitapta. Durum bu mu gerçekten sizce?
Genellikle böyle olduğunu söyleyebilirim. Güzelse, iyi konuşabiliyorsa, biraz da çalışkansa yeterli sayılıyor. Buna itiraz eden yöneticiler, TV kanalları olabilir, ama ben genel bir saptama yaptım. Bunu, ben, 18 yıllık haberci olarak söylüyorum. Kadın güzelse, sesi iyiyse, tanıdığı da varsa pek alâ ona ekran açılabilir. Yani onun birikiminin, tecrübesinin ne olduğu hiç önemsenmez.
- Neden Ali, Ayşe gibi isimler vermediniz karakterlere? Normal hayatta da özelliklerine göre isim takar mısınız insanlara?
Hayır hiç takmam. Karakterlere koyduğum isimler, onları birebir tanımlıyor. Okuyucuya bunu kestirmeden söyletmek istedim. Sıradan isimlerin bizde çağrışımları var. Sevdiğimiz insanların ismini seviyor, sevmediklerimizin ismini de sevmiyoruz.
- 15 yıl idare edecek param olsa işi bırakırım demişsiniz bir röportajda. Gerçekten haberciliği bırakabilir misiniz?
Bırakabilirim. Yıllardır haberciliği çok severek yapıyorum. Benim bir başka işte, mesela kitap yazacaksam, film çekeceksem habercilikte gösterdiğim performansı göstermem için ve iyi olabilmem için uzun sürelerime mal olacak. O uzun süreleri ayırmak isterim. Bugün ben kendimi yazar olarak tanımlamıyorum. Çünkü yazar olmak demek sadece yazarak para kazanmak değil; yazar olarak yaşaman, yazıya göre algılamak demek. Bunlar olmadan ben 'yazar' olamam, ama yazarım.
- Zaman kaygınız mı var?
Para kaygısı var öncelikle. Aynı şevkle 10 yıl daha habercilik yapabilirim. Ama ben ne zaman diğer işleri yapacağım? İnsan hayatı çok renkli olmalı, çok çeşitli alanlarda koşabilmeli insan. Herhalde ben ömrümü şöyle tamamlayacağım: "Ah, ben belki yönetmen de olabilirdim. Belki çok iyi bir yazar da olabilirdim ama habercilikle ömrüm tükendi." Gidişat öyle gibi görünüyor.
- Kime yazdınız bu kitabı?
Belirli birilerine yazmadım, ama kırsal kesime, çok az okumuş kişilere yazmadığım açık. Neticede okumuş, yazmış, çizmiş, kendisini sorgulayan, çevresini kurcalayan, sürekli gelişimden yana olan insanlar için yazdım galiba.
- Kitabın sonunu söylemek olacak, ama merak ettim; niye Ateş Böceği'ni öldürdünüz?
Beklenmedik bir şeydi, değil mi? Niye öldürdüğümü bilmiyorum. Onu yaşatacak bir ortam bulamadım belki. Doğal bir sonuçtu bence. Çünkü şiddet beni çok korkutmaz. Şiddeti insanın bir parçası olarak algılarım, öldürmeleri de doğal sayarım. Ama kalana da yaşıyor demek pek mümkün değil.
-
Zeynep Bölükbaşı ERTEM

28.10.04

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.