Louis de Bernieres'le görüşmek kolay değil. Röportaj taleplerine karşılık bir dolu şart öne sürüyor ve sadece telefon röportajlarını kabul ediyor. On yıl önce yazdığı 'Yüzbaşı Corelli'nin Mandolini', bugün dünyada 'Da Vinci Şifresi' etkisi yaratmıştı; yani neredeyse herkesin elinde bu roman vardı. O romanda, II. Dünya Savaşı yıllarında Yunanistan'ın Kefalonya Adası'nda geçen bir aşk öyküsü anlatan de Bernieres, 'Kanatsız Kuşlar'da bir Güneybatı Anadolu kasabasını anlatıyor. Olay I. Dünya Savaşı yıllarında geçiyor. Ermenilerin, Rumların ve Türklerin bir arada yaşadıkları bir kasanın sakinleri; öte yanda ise Selanik'te Anadolu'nun kaderini değiştirecek bir çocuk dünyaya geliyor: Mustafa... Kitabın 20 bölümü Atatürk'ün yaşam öyküsüne ayrılmış. Roman, 'Yüzbaşı Corelli'nin Mandolini' kadar çok satmayacak ama çok daha ustaca bir kurguya sahip, bir savaş ve barış romanı. De Bernieres, romanında Atatürk, Ermeni tehciri, Çanakkale Savaşı'yla ilgili farklı görüşlere yer verirken, kasabada yaşanan aşkları, dramları da müthiş bir ustalıkla anlatıyor. De Bernieres'le romanını, Atatürk'ü ve tarihi konuştuk.
|
|
|
|
Louis de Bernieres
|
|
|
|
|
- Okurlarınız yeni bir roman için 10 yıl beklediler, neden bu kadar uzun sürdü?
Yüzbaşı Corelli belli bir başarıya ulaşmış bir romandı ve benim için yeniden yazmak zorlaşmıştı. Sanki herkes beni izliyordu. Üstelik ben o kadar da ünlü olmak istemiyordum. Hemen ardından bir kitap yazabilirdim, ama bütün konular bana aynıymış gibi geliyordu. Üstelik ilk kez param olmuştu ve harcayacak zamanım olsun istedim. Bir ev aldım ve onu dekore ettirmek vaktimi aldı.
- Sanırım Yüzbaşı Corelli'nin film uyarlamasından pek mutlu olmadınız...
Bana kalırsa, hikâyeyi aptalca bir şekilde değiştirdiler. Görüntü, oyuncular çok iyiydi ama sorun şu ki, bir kitap yazdığınızda ya da okuduğunuzda, onu zihninizde canlandırıyorsunuz ve perdede gördüğünüzde zihninizdekiyle pek uyuşmuyor.
- 'Yüzbaşı Corelli'nin Mandolini' II. Dünya Savaşı'nda Yunanistan'da geçiyor, 'Kanatsız Kuşlar' ise I. Dünya Savaşı'nda Türkiye'de geçiyor. Bu topraklara bu kadar ilginiz niye?
Yunanistan'a ilk kez gittiğimde 28 yaşındaydım. Daha sonra birçok defa gittim ve sonra Türkiye'ye gittim. Orayı da Yunanistan kadar çok sevdim. Oradaki insanları, özellikle Türk mutfağını çok sevdim.
- Aslında bazı yemekler birbirine çok benzer...
Türk mutfağı çok daha incelikli, çok daha baharatlı. Etlere kullandığınız kimyon mesela. Onu Yunan yemeklerinde bulamazsınız. Ama bana kalırsa, daha da önemlisi, ben iyi hikâyelerle ilgileniyordum ve Yunanistan'da iyi bir hikâye buldum; sonra da başka iyi bir hikâyeyi Türkiye'de buldum. Eğer Çin'de iyi bir hikâye bulursam, oraya da giderim.
---
Nuray SOYSAL
|