Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
Caza Ney Karıştı

5 yıldır İstanbul'da yaşayan New Jersey'li müzisyen Donovan Mixon'ın son albümü 'The Dance of Life'ta neyden piyanoya, gitardan saksafona pek çok enstrüman buluşuyor.

Donovan Mixon
Donovan Mixon

Donovan Mixon'ın fena halde hümanist albümü 'The Dance of Life', yani hayatın dansı, gerçekten de her hali ve her şeyiyle adını hak eden bir çalışma. Ney sesinden piyanoya, gitardan saksofona pek çok enstrümanın buluştuğu albüm fonda hafif hafif çalarken, Donovan Mixon da bizlere albümün ve İstanbul'a kadar olan yolculuğunun hikâyesini anlattı.

Pek çok caz meraklısı müzisyen gibi onun da yolculuğu kilise korolarında başlamış. Bu süre içinde kendisini etkileyen en önemli kişiyse her daim şarkılar söyleyen annesi Aldonia. İlk etapta hayatına giren müzik enstrümanı saksofon olsa da ilk albümü 'Listen Here' sonrası gelen tavsiyelerle gitar çalmayı tercih etmiş. Ardından gelen 'Very Springish' ve 'Culmination' sonrasında da hayatın dansı onu 'The Dance Of Life' demek için İstanbul'a getirmiş. Öyleyse dinleyelim.

- Amerika'da caz müziği buraya kıyasla daha bir zengin gibi. Bu durumda Amerikalı birinin Türkiye'de caz yapması biraz ilginç geldi bize. Neden öyle?
Buralar da o kadar fakir değil aslında. İstanbul'dan önce İtalya'daydım. Sekiz sene orada yaşadım, öğretmenlik yaptım. Oradaki görevim bitince buraya geldim. Öğretmenlik için Bilgi Üniversitesi'ne başvurdum ve hemen kabul ettiler. Beş senedir buradayım. Şimdi bir de albümüm var. Burada böyle bir albüm yapmış olmak benim için çok önemli.
- Beş senelik tecrübelerinizin ürünü mü bu albüm? Tamamen buraya ait bir albüm mü?
Caz müzik, kültürlerin karmasından doğan bir müzik. Bu albüm burada yapıldı ama içinde her türlü kültür var. Burada bir doğallık var. Hiç duymadığım sesler, farklı müzisyenler var... Tıpkı caz gibi karma bir kültür var. Mesela bu albümde farklı olarak ney var. Aslında tamamen Türk bir şey yapmaya çalışmadım. Bütün dünyanın müziği bu. Albümdeki bazı şarkılar tamamen yeni ve burada yaptıklarım. Bazıları da çok önceden kaydettiğim parçalar. New York, İstanbul, Brezilya... Bir sürü kent, bir sürü ülke var burada.
- New York mu, İstanbul mu daha ilham verici diye soralım o zaman?
Her şehir kendine göre ilham verici aslında...
- Ney sesi gibi seslere pek düşkün Batılılar değil mi?
Kesinlikle. Ama illaha ney olması gerekmiyor. Mesela Aretha Franklin de egzotiktir. Blues, folk müzik hepsi kendine göre egzotik.

1978 yazı

- İtalya maceranız nasıldı?
Muhteşem. Aslında aklım hâlâ orada. Bir öğretmenlik işi bulursam yine İtalya'ya gideceğim. Çok sevdiğim bir yer.
- Bilgi Üniversitesi nasıl peki?
Elektronik müzik daha ağırlıklı. Büyük ihtimal ben buna katılmayacağım.
- Caz müziği katılıyor ama elektronik dünyaya.
Elektronik enstrümanlar ağırlık kazanıyor, güzel müzikler yapılıyor ama ben hâlâ bilgisayarda beste yapmaya alışamadım. Birkaç kere denedim ama yaptıklarımı hiç beğenmedim. O yüzden böylesi daha iyi. Öteki türlü bir şeyler yanlış sanki, bana doğal gelmiyor.
- 'Summer of 78' diye bir şarkı var albümde. Neler olmuştu 1978 yazında?
Çok romantik bir şarkı o. Yollarda olduğum bir zamanda yazdığım bir parça. Çok romantik bir zamanda yazıldı ama bu, bir aşk hikâyesi değil. Kolejdeydim, hava güzeldi, arkadaşlarım güzeldi. Kısacası güzel bir yazdı.
- Genelde klasik bir insansınız sanırım, müzik anlamında yani.
İlk albümüm daha klasikti. İkincisi biraz daha moderndi. Ve içlerinde en fazla eklektik olan da bu son albüm oldu. Farklı stiller bir araya geldi. Benim aradığım müzik, geçmiş ve gelecek arasında bir şey. En iyi müzisyenler, en iyi besteciler de burada duranlar sanırım.
- Albüm kapağı da pek ilginç. Avucunuzda minicik bir bebek.
Evet, dünyanın bütün çocuklarına yazıldı aslında bu şarkılar. Albümü, sürpriz ve belirsizliğin müziği olarak tanımlayabilirim.
- Öyleyse sürpriz ve belirsizlik için süper bir yerde, İstanbul'dasınız, diyelim.
Evet, kesinlikle İstanbul'un en önemli özelliklerinden biri bu.
- Buradaki caz kulüplerini nasıl buluyorsunuz, çok fazla yok ama...
Bence tek bir gerçek caz kulübü var, o da Nardis.
-Amerika'da nasıl kulüplerin durumu?
Bir sürü insan var caz seven, ama kulüplere gitmiyorlar; çünkü güvenmiyorlar. Acayip acayip kuralları var kulüplerin. "Çarşamba günleri caz" gibi programları var mesela. Çok iyi çalışmıyor kulüpler. Eskisi gibi değil ortam, pek çok kulüp kapanıyor.
- İtalya'da nasıldı?
Küçük bir caz grubum vardı orada ve bol bol konser veriyorduk, bu da bize yetiyordu.
- Sizin aklınız orada kalmış. İstanbul konusunda neler düşünüyorsunuz peki?
İstanbul çok küçük bir yer. Belli bölgeler dışında çok bir zenginlik yok ama zaman geçtikçe çok çok iyi bir ortam oluşacağından eminim.
- Albümde Türk müzisyenlerle de çalışmışsınız. Bir dahaki çalışma için kafanızda yeni isimler var mı?
İyi müzik yapmak isteyen herkesle çalışabilirim. Bilgi'de Erkan Oğur'la karşılaştım ve çok sevdim. Kesinlikle iyi bir müzisyen. O olabilir örneğin. Kerem Görsev de öyle, o da başarılı bir müzisyen.
- Caz müziği dönemleri olarak bakarsak, hangi zamanda yaşamak isterdiniz?
Kesinlikle günümüzde. Müzisyenler her zaman kendi yollarını ve zamanlarını yaratmak zorundalar. Ve onu gerçekleştirirler. Bütün geçmiş zamanları dinlemek zorundayız biz. Şimdi de duran ve geleceği arayan bir müzisyen olmak isterim ben. Geçmiş geçmiştir. Ve bizim görevimiz, devam etmektir. Yaptığın müzik senin bebeğin gibi. Gelişmek zorunda.
- Bir öğretmen olarak yeni kuşak müzisyenleri nasıl buluyorsunuz?
Bayağı değişiyor ortam. Son yirmi yıldır çok büyük bir müzik endüstrisi oluştu. Özellikle de caz alanında rekabet çok büyük. Amerika'da bütün üniversiteler müzik departmanına, özellikle de caz programlarına sahip. Her yıl binlerce mezun veriyor okullar ve gitgide daha çok zorlaşıyor her şey. Yarış hızlanıyor. Benim için de öyle. Ben de bir yarışın içindeyim. Üniversitedeki çocuklara da sürekli her şeyin ne kadar zor olduğunu söylüyorum. Bazıları ilgilenmiyor, duymuyorlar ama bir süre sonra umursamak zorunda kalacaklar. Yetenekli çok insan var. Biraz tembeller ama iyiler. Her şey zamanla değişir. Benim için de bu geçerli. Eskiden dinlemediğim bir sürü insanı dinliyorum şimdi. Hayata hazır olmak zorundasın ve seni buna hazırlayan da zaman.
- Son olarak Mixon'ın müziğinde kimlerin etkisi var diyelim.
B.B. King, Sarah Vaughan, Ella Fitzgerald, Brook Benton, Otis Redding, Little Richard ve James Brown çok önemli.
-
Berrin KARAKAŞ

17.05.05

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.