|
|
|
|
Aylin Aslım
|
|
|
|
|
Aylin Aslım'ın son albümü 'Gülyabani'de, kalender meşrep kadınlardan geceleri odanıza sızan hayali kadınlara, namus cinayetine kurban gitmiş Güldünya'dan metropollerde tek tabanca hayatta kalmaya çalışan sıkıntılı kadınlara, bir dolu kadın var. Metropol kadınları ve hayali kadınlar tamam da; iş, kimselerin duymak istemediği Güldünya'ya gelince, kadınlar bile, "Ne diye böyle bir şarkı yaptın ki?" diye karşısına çıkmış Aslım'ın. "Bırak bu feminist ayaklarını" diye karşısına çıkanlara, "Kadını, erkeği bırak, bir insanın öldürülmesi başlı başına bir insanlık meselesi değil mi?" diye soruyor Aslım. Ve ardından bizim sorularımız geliyor.
- Güldünya başka bir dünya tamam da, 'Gülyabani' albümündeki diğer kadınlar nasıl?
Tek başına ayakta durmaya çalışan, ona buna kıllanan, etmesi gereken kavgaları eden; mümkün olduğunca, "Evde oturayım da dışarıda çok fazla kavga etmeyeyim" diyen kadınlar. Kaçınılmaz bir yalnızlık, yabancılaşma ama bir yandan da mizah var hayatlarında. Türkiye'de mizahın bu kadar iyi olmasının sebebi, bu kadar saçma sapan bir memleket olması. Hayatta kalabilmek için o mizah anlayışını geliştirmek zorundasın
- Güldünya, Doğu Anadolu'dan. Siz nasıl tanıştınız oralarla? Nasıldı ilk izleniminiz?
Turneyle gittim. Hayranlık duydum. Bizim kafamıza yerleştirilmiş Güneydoğu ve Doğu'dan çok uzaktı. Gayet modern, entelektüel bir yer. Oradakilerin her şeyden haberi var. Mağdur olanlar onlar olduğu için, şehirdeki kadınlardan daha fazla bilgililer. Hangi dernek ne yapıyor, ne yapmıyor biliyorlar.
- TRT'nin 'Güldünya'yı sansürlemesi iyi oldu aslında. İnsanlar haberdar oldu.
İyi oldu evet, sansürün son durumunu da görmüş olduk. Ayrıca Güldünya'nın hayaleti peşimizi gerçekten bırakmıyor. Bu da iyi oldu. Daha korkunç şekilde öldürülmüş kadınlar var, ama biz bilmiyoruz. Kadınlar Batman'da intihar ediyor diye yurtdışından insanlar gelince, ancak haberdar oluyoruz. Biraz fırsatçı ve erkek taraflı görüyorum bu konulara olan yaklaşımı. Eskiden kaza haberleri çok meşhurdu mesela. Şimdi olağan bir şey oldu. Şimdi namus cinayetleri de öyle oluyor. Şiddet gören kadınların yüzde altmışı kocaları tarafından öldürülmüş. Geri kalanları da şiddetle yaşamaya devam ediyorlar. 'Güldünya'yı yazarken, kendi vicdanımı rahatlatayım diye bir içgüdü vardı ama esas istediğim, benimle birlikte bütün insanların o kızın ölmesine engel olamadığı için kendini kötü hissetmesiydi. Aynı toprakta yaşayıp da böyle bir şeyle ilgilenmemek, haberdar olmamak çok kötü bir şey. Orada neler oluyor, sen hâlâ burada topuklu ayakkabının peşindesin. İstanbul'da çok yalan bir dünyada yaşıyor insanlar. Bir de o kadar apolitize olmuş ki insanlar, tuttukları takımı bile söylemeye korkuyorlar. Müzisyenlere soruyorlar: "Hayatında biri var mı?" diye "Hayır, kalbim boş" diyor.
---
Berrin KARAKAŞ
Fotoğraf: Mehmet ÖMÜR
|