Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
Orkestra, Abdülaziz ve kraliçe için çaldı!

Yıl 1867, Sultan Abdülaziz, İngiltere Kraliçesi Viktorya'nın davetlisi olarak Londra'da. 1600 kişilik bir orkestra, kraliçenin, ''Doğulu kardeşim'' dediği Sultan Abdülaziz için Osmanlıca kaside okuyor. Emre Aracı, yıllar önce yapılmış bu çalışmayı, Prag Orkestrası'yla yeniden kaydetti

Şimdi gözlerinizi kapatın; Sultan Abdülaziz, 5. Murat ve 2. Abdülhamit’i Londra’nın meşhur meydanı Covent Garden’da opera dinlerken hayal edin. Sonra, Emre Aracı’nın Kalan Müzik’ten çıkan; “İstanbul’dan Londra’ya 19. Yüzyıl Osmanlı Koral ve Senfonik Müziği” albümüne kulak verin. Albüme; “İstanbul’dan Londra’ya” ismini, Prag’daki kayıtlardan beş gün önce Paris’te kaldığı Avrupa Meydanı’ndaki bir otelde vermiş Aracı. Sebebi, bu meydanda  İstanbul ve Londra caddelerinin birleşmesi. Ve amaç, elbetteki müzikte olduğu gibi siyasal arenada da halkların kardeşliği.

Emre Aracı
Emre Aracı Göster

- “İstanbul’dan Londra’ya”... Bu yolculuğun sizi en fazla etkileyen yanı neydi?

Sultan Abdülaziz’in yapmış olduğu seyahat. Bu, bir ilk. Buckingham Sarayı’nın bir katı Abdülaziz için ayrılmış. Buralara o kadar çok turist gider, fotoğraf çeker ki ama bunları bilmezler. 5. Murat olsun, 2. Abdülhamit olsun, onlar da bu seyahatte varlar. Onları Covent Garden’da opera seyrederken düşünebiliyor musunuz? Kültürleri hiç bilinmeyen yerlerde çakıştırmayı seviyorum. Kraliçe Viktorya’nın büyük bir portresi Dolmabahçe Sarayı’nda asılı mesela.

 

- Osmanlı’da o dönem koral ve senfonik müziği sadece azınlıklar mı yapıyordu?

Evet. Yüzeyseldi, ama Osmanlı mozaiğinin bir araya gelmesinin parçasıydı.  İtalyan paşalar, Ermeni mimarlar gibi, bu müzik de bir azınlığı temsil etti ama resmi anlamda kabul görmüştü. Beyoğlu’nun kiliselerinde, tiyatrolarında kendi hallerinde dinledikleri bir müzik olmaktan çıkmıştı. Osmanlı İmparatorluğu’nun resmi makamlarında da kabul gören seremoninin bir parçası olmuştu. Sonuçta saray için bestelenmiş sözler Osmanlıca ve bunu Osmanlı döneminin çok sesli müziği olarak kabul etmek lazım.

 

- Londra Belediyesi’nin o dönem bu ziyaret için bastırdığı madalyonu Londra’da bir antikacıda buluşunuz da ilginç.

Kayıt safhasında karşıma çıkıyor olması ilginç. Madalyonun bir yüzünde Sultan Abdülaziz’in profilden portresi var. Arka yüzündeyse, arkasına St. Paul Katedrali’ni almış, başında tacı, Londra’yı temsil eden bir kadın figürü ve karşısında ise başında hilal, arkasında Sultanahmet Camii olan bir Türk kadını var. İngiliz, Türk’ün elini tutmuş, arka planda da büyük harflerle, “WELCOME” (Hoş geldiniz) yazıyor. Albümün köprüler oluşturan temelini görsel olarak iyi yansıttığını düşündüğüm bir malzeme bu.

 

- Neden Osmanlı’da o kadar da çok ilgi duyulmamış senfonik ve koral müziğe?

Bir eğitim meselesi. Zaman olsaydı daha değişik kişilere de ulaşırdı. Bir kere kültür olarak farklı. Neden tek sesli müzik dururken, bu insanlar çok sesli müzik dinlesin ki. Çok sesli müziğin armonik zenginliğine eşdeğer bir zenginliktir tek sesliliğin makamsal zenginliği. Primitif olarak görüldü bu belki ama ben öyle bakmıyorum. Nitekim bugün Avrupa’da büyük bir ilgi var bu müziğe. O dönem Adnan Saygun, Cemal Reşit Rey, Ulvi Cemal Erkin, Necip Kazım Akses gibi çok sesli müzik politikasını belirleyen insanlar da var. Cumhuriyet’le başladılar belki ama Cumhuriyet’le nota öğrenmediler. Padişahlık varken bu müziği duyup ilgilenmiş bu insanlar. Bu, bir gelişme, tabana yayılma meselesidir.

Göster

- Luigi Arditi’nin Osmanlıca yazdığı ‘Türk Kaidesi’ eserini nerede keşfettiniz?  

İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi’nden. Mahmut Ragıp Gazi Mihal, 1930’larda kaleme aldığı eserinde bunlardan bahseder. “Arditi’nin Londra’da da bir eseri vardır” diye yazar. İkisinin aynı eser olduğunu ortaya koydu benim araştırmam.

 

- Kayıt için neden Prag?

Dünyanın en güzel salonlarından bir tanesi Prag’da. İlk kaydı yabancılar söylemiş, dolayısıyla ben de kaydı yabancılarla yapmak istedim. Aynı formülü uygulamak istedim. Acaba dilleri nasıl dönüyordu?

 

- Başarılı buldunuz mu?

Evet. Çeklerin fonotiği yakın. İngilizler olsa zorlanırdık, ama ben gelen telaffuza hayret ettim doğrusu.

-

Haber: Berrin KARAKAŞ

09.11.05

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.