|
|
|
|
|
|
|
Komedi denince akla hemen adı gelen Woody Allen, caz
grubu ile birlikte İstanbul’a geliyor. Bildiğiniz gibi Yahudiliği kadar caza
olan ilgisi de meşhur olan Allen’ın kendisi kadar değerli insanlardan oluşma bir
Jazz Band’ı var. Kendileri en son Katrina kasırgasında zarar görenlere yardım
amacıyla New York Tawn Hall’de çaldılar. Yapılan yorumlara göre sahnede
klarnetiyle meşgul olmaktan seyirciyi bile görmüyormuş Allen. Öyle kaptırıyormuş
yani kendisini. Bu arada hazır Woody Amca klarneti kapıp gelmiş, ben diyorum ki
Hüsnü Şenlendirici ile bir vokal yapsın. Yakışmaz mı, yakışır... Neyse, Woody
Allen ve New Orleans Jazz Band, 29 Aralık Perşembe akşamı Lütfi Kırdar’da
olacaklar. Bu konser bir nevi yeni yılı kutlama konseri olacak ki, hastalık
hastası bir kişi Woody Allen ile girilmiş yeni bir yıl nasıl olur bilinmez.
Geyiği bir tarafa bırakırsak, 14 Kasım itibarıyla biletler satışta. Bu konseri
şimdiden bir yerlere not edelim. Keza Woody Allen ve grubu, geçen aralık,
Londra, Paris, Roma ve Venedik gibi şehirlerde ‘kapalı gişe’ şekli takıldılar.
Bu sene de Brighton, Milano, Lizbon ve Barselona sonrası İstanbul’da olacaklar.
Klarnette Woody Allen, banjolarda Eddy Davis, kontrbasta Conal Fowkes, davulda
Robert Garcia, piyanoda Cynthia Sayer, kornoda Simon Wettenhall ve trombonda
Jerry Zigmont. Bu grup, Allen’ın öncülüğünde, 1970’lerden beri her pazartesi New
York’ta Michael’s Pub’ta çalıyor. Son dönemde de Carlyle Hotel’de çalıyorlarmış.
Yolunuz düşerse gidiniz. Woody Allen’ın müzikal hallerine meraklı kişiler ayrıca
son albüm ‘Woody With Strings’i de edinebilirler.
İmamlardan
Goethe Divanı
Kanaatimce, gelmiş geçmiş en şahane dönem olan 18.
yüzyılın romantik mi romantik ikinci yarısı itibarıyla Goethe tarafından
yazılmış; “Batı’nın İlk Doğulu Divanı”, İstanbullu iki cami imamı tarafından
geleneksel Türk şan tekniğinde 18 Kasım’da Cemal Reşit Rey’de. Bu imamlar
Almanca bilmiyorlar lakin içeriğin tastamam farkındalar. Bu farkındalık
neticesinde de, Kudsi Erguner'in hazırladığı müziklerle yaptıkları fonetik
çalışma sonucu eserleri Almanca olarak seslendirecekler. Halil Neciboğlu ve
Yunus Balcıoğlu’nun neler okuyacaklarına gelince; o dönem Goethe düşünür taşınır
ve Hafız, Firdevsi, Mevlânâ, Molla Cami, Niyazi Mirsi gibi üstatların nasıl da
yüce bilgeler olduğunu, bunlara saygı ve sevgi duyulması gerektiğini keşfeder. O
dönem Avrupalıların bunlardan pek bir haberi yok tabii. Şimdiki gibi harıl harıl
Mevlânâ peşinde değiller. Goethe büyük adam olduğu için bu ışıklı insanların
ışığını Alman edebiyatına katmadan edemez ve “Bu harika insanların şiir
dünyasına girmek istiyorsak, Doğu’nun ayağımıza gelmesini bekleyemeyiz, bizim
Şarklılaşmamız gerekir” der ve harekete geçer. Ve “Batı’nın İlk Doğulu Divanı”nı
yazar. “Genç Werther’in Acıları”nın insanı başka yerlere sürüklemesi de
beklenemezdi zaten. Bir de bu tür işlere bulaşmamış bir kişi neden ölürken;
“Işık, biraz daha ışık!” diye bağırsın ki. Bu arada İslami kesim tarafından
Goethe’nin esasen Müslüman olacağı ama 18. yüzyıl Avrupa’sında buna cesaret
edemediği sık sık yazılır durur. Tolstoy gibi Goethe de gizli gizli
Müslüman’dır.
|