|
|
Ali Seval
|
|
|
Yarışmanın birinci grubu Ali Seval'in sahne performansı minik Mick Jagger gibiydi
Malumunuz, son zamanlarda gençlerimiz yurdun dört bir
yanında ürettikleri alternatif müziklerle, müzik arenamızı bayağı bir
renklendirdiler. İşte sistemsensin.com, Nokia’yı da arkasına alarak, bu
renkliliği daha da bir canlı kılmak adına aylardır çalışıyordu ki, bu çalışmanın
müzikli meyveleri, 25 Aralık itibarıyla kendini gösterdi. Final gecesi gördük
ki, yeni gençlik dur durak bilmeden her telden ve her türden üretiyor.
Final gecesi, ilgimizi çeken bir başka nokta da, müzik
kulvarında güzel hanımlarımızın bastan vokale, davuldan kemana yer almaları. Bir
de Ankara ağırlığı var elbet. Bu “Ankara Ankara, güzel Ankara” durumunu
Çilekeş’ten Manga’ya, son günlerde pek bir sevdiğimiz Ankara’dan ithal
müzisyenler gayet güzel ispatladılar.
Nokiasupersound’da kimlerin kazandığına gelince; rock’a
bulanmış rap, rap’e bulanmış rock parçası ‘Kurtlar’la birinci Ali Seval oldu ve
ödül olarak belirlenmiş 1970 model, içi, bir müzisyenin neye ihtiyacı varsa
onunla donatılmış, plazma TV’den müzik aletlerine yok yok, turuncu renkte şahane
bir Volkswagen minibüsü kaptı. Kızların pek bir ilgi gösterdiği Ankaralı grup
Sehacan ikinci, yine Ankara’dan ‘Derin’ parçasıyla Kül, jüri üyeleri; Harun
Tekin, Tarkan Gözübüyük, Şebnem Ferah, Ömer Ahunbay, Fuat, Ali Şahinbaş (DJ
Fuchs), İlhan Erşahin ve internet üzerinden ilgililerin oylarıyla üçüncülüğe
layık görüldüler. Bu durumda gençlere bu imkânı sağlayan sistemsensin.com’dan
Tolga Yeşilyurt’a bağlanalım ve yarışmanın ayrıntılarını kendisinden
öğrenelim.
- Yarışma boyunca gelen
demolardan, Türkiye’nin yeni neslinin sesi hakkında neler
düşünüyorsunuz? Bu kadar çok müzisyen olduğunu bilmiyordum.
Yaklaşık 500 eseri tek tek dinlemiş biri olarak, fazla acı çekmedim, aksine çok
eğlendim. Bir süre sonra, kendimce sound’lar oluştu kafamda. Mesela “Bunlar
Antalyalı galiba” demeye başladım. Ankaralılar zaten hemen anlaşılıyor. İstanbul
dışında da müziğe ilginin bu kadar güçlü olması güzel. İnsanlar müziği,
kendilerini ifade etmekten çok, yırtma aracı olarak görüyorlar galiba, bu da çok
normal bir şey. Bu yarışmanın bence en büyük faydası, yarattığı etkileşim oldu.
Tamamı, birbirinden kilometrelerce uzak şehirlerde ama birbirinin tıpkısı
odalarda, benzer enstrümanlar, benzer aletler, aynı programlar ve yine aynı ruh
haliyle müzik yapan insanlar, diğerlerini, minik bir şaşkınlıkla fark etti.
Sonuçlara bakarak, neyin diğer insanların daha fazla dikkatini çektiğini gördü.
Bu durumun, gelecek sene katılacak işleri etkileyeceğini
düşünüyorum.
-
Finalistler arasında kadın müzisyenler çoğunluktaydı. Bu durumu nasıl
yorumluyorsunuz? Diğer işlerle karşılaştırılınca, evet, çok
kadın müzisyen vardı ama genele bakarsak, yine kadınlar azınlıktaydı. Zaten
müzikte insan sesinden pek haz etmeyen biri olarak, en azından vokallerin
kadınlara ait olması hoşuma gidiyor. Diğer taraftan, enstrümanlara hâkimiyetleri
de dikkat çekici. Eskiden ‘kız gibi’ çalarlardı. Doğası gereği sevimsiz bir tür
olan rock'ı yumuşatıyorlar. Darısı diğer türlerin başına...
-
Gelecek sene aynı organizasyonu tekrarlayacaksınız sanırım. Ne tür değişiklikler
olacak? Kesinlikle tekrarlayacağız ve daha büyüyecek. Süre
uzayacak, kendine ait bir yeri olacak, çocuklarla profesyonellerin bir araya
geldikleri bir workshop'a dönüşecek, canlı performanslar artacak, TV programının
formatı da değişecek. Ödül çok beğenildi; gelip Vosvos’u rüyalarında nasıl
gördüklerini anlattılar. “Seneye ne olsun?” diye sorduk. Bu sefer çok acayip bir
yarış arabası olacak ödül. İki aracı gözüme kestirdim: Biri 1968 Ford Mustang,
diğeri 1969 Corvette Stingray. Karar verip hemen modifiyeye sokacağız.
-
Yarışmada derece alanların albüm çıkarma şansları yüzde kaç
sizce? Böyle yarışmalarda ilk akla gelen, birinciye albüm
yapmak gibi bir ödül olması. İşimiz o olmadığı için, istedik ki, biz bir
platform yaratalım ve label’lar burada parlak buldukları isimleri yakalasınlar.
Şimdiden birçok grubun telefonlarını istediler zaten; bu da bizi çok sevindirdi.
“Kimlerin albümleri çıksın isterdiniz?” diye sorarsanız, bence tüm katılanlar
arasında hemen albüm yapabilecek en az 30 grup vardı. Ben, evimde Fungu'nun,
Onur Bumbum'un, Human Jelly Beanss'in, Gren'in, Kül'ün ve tabii ki Ali Seval'in
CD’leri olsun isterdim. SSP de çok parlaktı. Seha Can'ın da yakın bir zamanda
ünlü olacağını düşünüyorum; çünkü öyle bir kumaşı var. Bu vesileyle, birkaç isim
vermek istiyorum. Finale kalamayanlar arasında Kaos ve Karambol, Nokz, Kosinüs,
Brn, Kılçık ve Kıvılcım diye çok yaratıcı bulduğum, çok beğendiğim, kim
olduklarını merak ettiğim ve hâlâ sürekli dinlediğim isimler var. Bu piyasada
yaratıcı olmak ne kadar avantaj, emin değilim ama inşallah müzik yapmaya devam
ederler.
- Türkiye’de son zamanlarda
şaha kalkan alternatif rock hevesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce bunlar
Bristol sound vs. gibi var olan bir türün tekrarı olarak mı kalıyor, yoksa
orijinal bir sound yaratılıyor mu?
‘Basatap’ adında bir müzik dergim var ancak müzik yazarı
değilim. ‘İyi bir müzik dinleyicisi’ olarak cevabımı kabul ederseniz, ‘evet’
yaratılıyor. Bizden beslenen, bizim diyebileceğimiz bir sound yaratıldı. Hem de
birçok türde. Ancak kendini tekrar tehlikesi var. Yeni gruplar, kendilerinden
biraz eski ama başarılı grupları kopyalıyorlar.
- Bu proje çerçevesinde
NTV’de, ‘Yakın Zaman Türkiye Müzik Tarihi’ konulu bir belgesel yaptınız. Bu
yakın zaman müzik tarihini okuyucularımız için değerlendirebilir
misiniz? Nokiasupersound’a düzenlerken bir yandan da yapılan
işin belgeselini çekelim dedik. Zaten otomatik olarak Türkiye müzik sahnesini
anlatacaktı belgesel. Ben 1980'ler çölünden geldiğim için, değerlendirmem biraz
fazla iyimser gelebilir. O nedenle, isterseniz size ‘uzak tarihi’ anlatayım.
Kaset doldurmak için 20 gün sıra beklerdik, bir tek Kerrang vardı, ben İzmirli
olduğum için Yunan televizyonunda cuma akşamları yayımlanan ‘Müzikorama’yı
seyreden şanslılardandım. Çok az müzik grubu vardı ve hepsi çok kötüydü. Ve en
kötüsü internet yoktu. Bu nedenlerle, olan biteni şaşkınlıkla izliyorum. Gençler
bilgiye çok kolay ulaşıyorlar ve bu da gelişmelerini sağlıyor. Çoğunluğu iyi
enstrüman çalan ama yaratıcılık konusunda sıradanlığı aşamayan gruplar olsa da,
aralarında mükemmel işler yaratan müzisyenler var. Bu da her türde iyi bir müzik
sahnesinin oluşmasını sağlıyor.
Teknolojinin daha ulaşılabilir olması, iyi sese sahip
mekânların çoğalması da olumlu etkenler. Bence beş yıl içinde her şey daha iyi
olacak. Yani dinleyiciler için. Müzisyenler albüm satamamaya devam edecekler ne
yazık ki.. Ama bu da konserlere yüklenmelerini ve sahne şovlarını
geliştirmelerini sağlayacak.
‘Yakın Zaman Türkiye Müzik
Tarihi’
Nokiasupersound yarışması
finaline kalan 11 genç müzisyenin ve NTV için çekilmiş eski sağlam Türk
müzisyenlerin de yer aldığı ‘Yakın Zaman Türkiye Müzik Tarihi’ belgeselinin
DVD’leri pek yakında piyasada.
________________________________
Haber: Berrin KARAKAŞ
|