Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
MÜZİK demek YIRTMAK demek

24 Ekim'de başlayan müzik yarışması 'Nokiasupersound', 11 grubun katıldığı finalini 25 Aralık'ta İndigo'da yaptı. Yepyeni neslin rock'tan rap'e müziklerini dinlemeye gittiğimiz final gecesinde Ali Seval birinci oldu.

Ali Seval
Ali Seval

Yarışmanın birinci grubu Ali Seval'in sahne performansı minik Mick Jagger gibiydi

Malumunuz, son zamanlarda gençlerimiz yurdun dört bir yanında ürettikleri alternatif müziklerle, müzik arenamızı bayağı bir renklendirdiler. İşte sistemsensin.com, Nokia’yı da arkasına alarak, bu renkliliği daha da bir canlı kılmak adına aylardır çalışıyordu ki, bu çalışmanın müzikli meyveleri, 25 Aralık itibarıyla kendini gösterdi. Final gecesi gördük ki, yeni gençlik dur durak bilmeden her telden ve her türden üretiyor.

 

Final gecesi, ilgimizi çeken bir başka nokta da, müzik kulvarında güzel hanımlarımızın bastan vokale, davuldan kemana yer almaları. Bir de Ankara ağırlığı var elbet. Bu “Ankara Ankara, güzel Ankara” durumunu Çilekeş’ten Manga’ya, son günlerde pek bir sevdiğimiz Ankara’dan ithal müzisyenler gayet güzel ispatladılar.

 

Nokiasupersound’da kimlerin kazandığına gelince; rock’a bulanmış rap, rap’e bulanmış rock parçası ‘Kurtlar’la birinci Ali Seval oldu ve ödül olarak belirlenmiş 1970 model, içi, bir müzisyenin neye ihtiyacı varsa onunla donatılmış, plazma TV’den müzik aletlerine yok yok, turuncu renkte şahane bir Volkswagen minibüsü kaptı. Kızların pek bir ilgi gösterdiği Ankaralı grup Sehacan ikinci, yine Ankara’dan ‘Derin’ parçasıyla Kül, jüri üyeleri; Harun Tekin, Tarkan Gözübüyük, Şebnem Ferah, Ömer Ahunbay, Fuat, Ali Şahinbaş (DJ Fuchs), İlhan Erşahin ve internet üzerinden ilgililerin oylarıyla üçüncülüğe layık görüldüler. Bu durumda gençlere bu imkânı sağlayan sistemsensin.com’dan Tolga Yeşilyurt’a bağlanalım ve yarışmanın ayrıntılarını kendisinden öğrenelim.

 

- Yarışma boyunca gelen demolardan, Türkiye’nin yeni neslinin sesi hakkında neler düşünüyorsunuz?
Bu kadar çok müzisyen olduğunu bilmiyordum. Yaklaşık 500 eseri tek tek dinlemiş biri olarak, fazla acı çekmedim, aksine çok eğlendim. Bir süre sonra, kendimce sound’lar oluştu kafamda. Mesela “Bunlar Antalyalı galiba” demeye başladım. Ankaralılar zaten hemen anlaşılıyor. İstanbul dışında da müziğe ilginin bu kadar güçlü olması güzel. İnsanlar müziği, kendilerini ifade etmekten çok, yırtma aracı olarak görüyorlar galiba, bu da çok normal bir şey. Bu yarışmanın bence en büyük faydası, yarattığı etkileşim oldu. Tamamı, birbirinden kilometrelerce uzak şehirlerde ama birbirinin tıpkısı odalarda, benzer enstrümanlar, benzer aletler, aynı programlar ve yine aynı ruh haliyle müzik yapan insanlar, diğerlerini, minik bir şaşkınlıkla fark etti. Sonuçlara bakarak, neyin diğer insanların daha fazla dikkatini çektiğini gördü. Bu durumun, gelecek sene katılacak işleri etkileyeceğini düşünüyorum.


- Finalistler arasında kadın müzisyenler çoğunluktaydı. Bu durumu nasıl yorumluyorsunuz?
Diğer işlerle karşılaştırılınca, evet, çok kadın müzisyen vardı ama genele bakarsak, yine kadınlar azınlıktaydı. Zaten müzikte insan sesinden pek haz etmeyen biri olarak, en azından vokallerin kadınlara ait olması hoşuma gidiyor. Diğer taraftan, enstrümanlara hâkimiyetleri de dikkat çekici. Eskiden ‘kız gibi’ çalarlardı. Doğası gereği sevimsiz bir tür olan rock'ı yumuşatıyorlar. Darısı diğer türlerin başına...


- Gelecek sene aynı organizasyonu tekrarlayacaksınız sanırım. Ne tür değişiklikler olacak?
Kesinlikle tekrarlayacağız ve daha büyüyecek. Süre uzayacak, kendine ait bir yeri olacak, çocuklarla profesyonellerin bir araya geldikleri bir workshop'a dönüşecek, canlı performanslar artacak, TV programının formatı da değişecek. Ödül çok beğenildi; gelip Vosvos’u rüyalarında nasıl gördüklerini anlattılar. “Seneye ne olsun?” diye sorduk. Bu sefer çok acayip bir yarış arabası olacak ödül. İki aracı gözüme kestirdim: Biri 1968 Ford Mustang, diğeri 1969 Corvette Stingray. Karar verip hemen modifiyeye sokacağız.


- Yarışmada derece alanların albüm çıkarma şansları yüzde kaç sizce?
Böyle yarışmalarda ilk akla gelen, birinciye albüm yapmak gibi bir ödül olması. İşimiz o olmadığı için, istedik ki, biz bir platform yaratalım ve label’lar burada parlak buldukları isimleri yakalasınlar. Şimdiden birçok grubun telefonlarını istediler zaten; bu da bizi çok sevindirdi. “Kimlerin albümleri çıksın isterdiniz?” diye sorarsanız, bence tüm katılanlar arasında hemen albüm yapabilecek en az 30 grup vardı. Ben, evimde Fungu'nun, Onur Bumbum'un, Human Jelly Beanss'in, Gren'in, Kül'ün ve tabii ki Ali Seval'in CD’leri olsun isterdim. SSP de çok parlaktı. Seha Can'ın da yakın bir zamanda ünlü olacağını düşünüyorum; çünkü öyle bir kumaşı var. Bu vesileyle, birkaç isim vermek istiyorum. Finale kalamayanlar arasında Kaos ve Karambol, Nokz, Kosinüs, Brn, Kılçık ve Kıvılcım diye çok yaratıcı bulduğum, çok beğendiğim, kim olduklarını merak ettiğim ve hâlâ sürekli dinlediğim isimler var. Bu piyasada yaratıcı olmak ne kadar avantaj, emin değilim ama inşallah müzik yapmaya devam ederler.

 

- Türkiye’de son zamanlarda şaha kalkan alternatif rock hevesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce bunlar Bristol sound vs. gibi var olan bir türün tekrarı olarak mı kalıyor, yoksa orijinal bir sound yaratılıyor mu?

‘Basatap’ adında bir müzik dergim var ancak müzik yazarı değilim. ‘İyi bir müzik dinleyicisi’ olarak cevabımı kabul ederseniz, ‘evet’ yaratılıyor. Bizden beslenen, bizim diyebileceğimiz bir sound yaratıldı. Hem de birçok türde. Ancak kendini tekrar tehlikesi var. Yeni gruplar, kendilerinden biraz eski ama başarılı grupları kopyalıyorlar.

 

- Bu proje çerçevesinde NTV’de, ‘Yakın Zaman Türkiye Müzik Tarihi’ konulu bir belgesel yaptınız. Bu yakın zaman müzik tarihini okuyucularımız için değerlendirebilir misiniz?
Nokiasupersound’a düzenlerken bir yandan da yapılan işin belgeselini çekelim dedik. Zaten otomatik olarak Türkiye müzik sahnesini anlatacaktı belgesel. Ben 1980'ler çölünden geldiğim için, değerlendirmem biraz fazla iyimser gelebilir. O nedenle, isterseniz size ‘uzak tarihi’ anlatayım. Kaset doldurmak için 20 gün sıra beklerdik, bir tek Kerrang vardı, ben İzmirli olduğum için Yunan televizyonunda cuma akşamları yayımlanan ‘Müzikorama’yı seyreden şanslılardandım. Çok az müzik grubu vardı ve hepsi çok kötüydü. Ve en kötüsü internet yoktu. Bu nedenlerle, olan biteni şaşkınlıkla izliyorum. Gençler bilgiye çok kolay ulaşıyorlar ve bu da gelişmelerini sağlıyor. Çoğunluğu iyi enstrüman çalan ama yaratıcılık konusunda sıradanlığı aşamayan gruplar olsa da, aralarında mükemmel işler yaratan müzisyenler var. Bu da her türde iyi bir müzik sahnesinin oluşmasını sağlıyor.

 

Teknolojinin daha ulaşılabilir olması, iyi sese sahip mekânların çoğalması da olumlu etkenler. Bence beş yıl içinde her şey daha iyi olacak. Yani dinleyiciler için. Müzisyenler albüm satamamaya devam edecekler ne yazık ki.. Ama bu da konserlere yüklenmelerini ve sahne şovlarını geliştirmelerini sağlayacak.

‘Yakın Zaman Türkiye Müzik Tarihi’

Nokiasupersound yarışması finaline kalan 11 genç müzisyenin ve NTV için çekilmiş eski sağlam Türk müzisyenlerin de yer aldığı ‘Yakın Zaman Türkiye Müzik Tarihi’ belgeselinin DVD’leri pek yakında piyasada.

                                                                ________________________________

Haber: Berrin KARAKAŞ

05.01.06

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.