|
|
|
|
Özgün
|
|
|
|
|
Özgün ilk albümünü çıkartmanın verdiği heyecanla, hevesli hevesli
konuşuyor. “Biliyorum” diyor, “İşim zor ama çok çalışacağım”. Sekiz yaşında
Eskişehir Anadolu Üniversitesi Çocuk Korosu’nda müzik dünyasına selam veren
Özgün’ün ‘Elveda’sına gelince...
- Uzun zaman Ankara’da barlarda çalmışsınız. Bir tarafta da
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası var. Bu iki uç arasında nasıl bir müzik
anlayışı oluştu sizde?
Cumhurbaşkanlığı 10 yıllık öğrencilik hayatımın birikimini ortaya
çıkardığım yer oldu. Saygı duyduğum, değişik müzisyenlerle çalmak onur verici.
Kendimi ifade edebildiğimi düşündüğüm taraftaysa, bar programları vardı. İki
farklı Özgün vardı kısaca. Cuma geceleri Senfoni’de konser 20.20’de başlıyordu.
22.30’da biter bitmez sahneye çıkıyordum. İkisi de müzikal açıdan tatmin
ediyordu sonuçta. Klasik müzik, pop için önemli; çünkü gereken her şeyi orada
öğrendim. Bu arada Hacettepe Oda Orkestrası’nda araştırma görevlisi olarak
çalışıyordum.
- Sonra ne oldu, bıraktınız mı?
İstifa etmek
zorunda kaldım. Şimdi İstanbul’dayım artık.
- Nasıl gidiyor
İstanbul?
Güzel, ama
Ankara’dan sonra alışmak biraz zor oldu.
- Ankara’dan bayağı bir müzisyen geliyor son
zamanda
Evet.
“Ankara’da pişer, İstanbul’da biter” deriz biz. Çok fazla müzisyen var gerçekten
Ankara’dan gelen ve bu da büyük mutluluk.
- “Ankara’da pişer, İstanbul’da biter” midir
peki?
Kendime piştim
diyemem ama güzel yıllarım geçti orada. Tecrübe kazandım sahnede. Özellikle bu
işin merkezi olan İstanbul’da kalıcı olmak için de bunlar gerekli.
- Ne gerekir sizce kalıcı olmak
için?
Birincisi,
çizgiyi bozmadan üretmek, beste yapmak, daha iyi besteler için çok çalışmak.
İnsanlar üretmedikçe siliniyor. Mümkün olduğu kadar daha iyi bestelerle daha
güzel işler yapmaya çalışmalı.
- “Çizgiyi bozmamak gerek” diyorsunuz. Nedir sizin
çizginiz?
İsmim gibi
özgün. Kendime ait, samimi bir çizgim olduğuna
inanıyorum.
- Klasik müzikle ilgili çalışmalarınız yok mu?
Bu aralar
birazcık zor. İleride yapmayı çok istiyorum ama. İstanbul’a gelmiş arkadaşlarım
var, onlarla ileride bir quartet yapabiliriz.
- Barlarda kendi şarkılarınızı
söylüyordunuz?
Kendi
şarkılarımdan bir tek ‘Elveda’yı söylüyordum ama daha çok güncel şarkıları
tercih ediyordum. İnsanlar eğlenmeye geliyorlar sonuçta oraya.
- İstanbul’da bar programı yapmayı düşünür
müsünüz?
Teklifler
geliyor ama albüm için promosyon, koşturmaca vs. derken pek mümkün değil
şimdilik. Bir-iki hafta sonra güzel bir orkestra kuruyoruz. Profesyonel isimler
olacak hep. Provalarımız yakında başlıyor. O zaman barlarda çalmaya
başlayabiliriz.
- Bu, sizin ilk albümünüz, esasen ‘Merhaba’ olacakken ‘Elveda’
olmuş, neden öyle?
‘Elveda’yla
gelen merhaba. Geçmişe elvedayı anlatıyor. Her şeye yeniden başlamayı. Tecrübe
kazanıyorum sonuçta, Yeniden doğuyorum. Her şeyi baştan
öğreniyorum.
- Neler öğrendiniz bu yeni
başlangıçta?
Bir albümün
nasıl yapıldığını mesela. Çok daha basit olduğunu sanıyordum ama değilmiş. Gerek
stüdyo aşaması olsun, gerek müzisyenlerle çalışmalar olsun, hiç kolay değilmiş.
Bir de sonrası var tabii. Albüm bitecek, müzik marketlere
gidecek...
- Feyiz aldığınız müzisyenleri de soralım?
Sezen Aksu,
MFÖ, Fatih Erkoç, Kenan Doğulu, Tarkan...
- Doğum tarihiniz 1979. Tam geçiş dönemi, 1970’ler ve 1980’ler.
Müzikal açıdan iyi bir şans.
Kesinlikle.
Ben de bunu şans olarak tanımlıyorum.
- Viyolayla nasıl
aranız?
Çok iyi. Hâlâ
çalıyorum, çalışıyorum. Sonuçta 15 senemi verdiğim bir
enstrüman.
- 11 yaşınızdan beri konservatuvarda yatılı kalmışsınız.
“Çocukluğumu yaşayamadım” diye bir şey oldu mu?
Çok keyifli
bir ortamı vardı konservatuvarın. Sınıf arkadaşlarım, ağabeylerim,
ablalarımdılar. Hep müzik vardı hayatımızda ve gezmeyi tozmayı da yapıyorduk.
Ailemin yanında olsam o kadar rahat olamayabilirdim.
- Albümünüz de bayağı zengin müzikal açıdan... Kemençeden
perküsyona yok yok.
Evet ve en
önemlisi hep hayalini kurduğum insanlarla çalıştım. Erdem Sökmen, Volkan
Öktem...
- Söz ve müziği size ait olan çok parça var albümde. Nasıl
yapıyorsunuz genelde
bestelerinizi?
Gece yalnız
kaldığım zamanlarda yazıyorum. Gitarı elime alıyorum, başlıyorum. Ya hemen
geliyor bir şeyler ya da hiç olmuyor. Zorlamayla olmuyor kısaca. Sözle müzik
birlikte geliyor genelde.
________________________________
Haber: Berrin KARAKAŞ
|