|
|
|
|
|
|
|
18 Ocak gecesi Roxy’ye, son albümleri ‘Chumbawamba’ ile
bir kez daha takdir ede ede bitiremediğimiz sağlam solcu arkadaşlar
Chumbawamba’yı dinlemeye gittik. Dilerseniz arkadaşları tanımayanlar için o
güzel albümden ‘When Fine Society Sits Down To Dine’ parçasından bir kuple
yazayım. “Kalburüstü kişiler akşam yemeğine oturduğunda” anlamına gelen bu
parçanın nakaratı şöyle: “When fine society sits down to dine, remember that
someone is pissing in the wine. Pissing in the wine, pissing in the wine...”
Nakaratı Türkçeye çevirince beterleşiyor mesele ama Türkçesi de şöyle: “Tuzu
kuru kişiler akşam yemeğine oturduğunda, hatırla, birileri o şaraba çişini
yapıyordur...” Görüldüğü gibi bu arkadaşların güzel rahatsızlıkları var.
Kendileri bu sebeple İngiliz polisince pek sevilmiyorlar. Thatcher karşıtı
(hasta zaten teyze, gitti gidecek, neyse...) konserler veren grubun Roxy
konserine gelince; sekiz kişiyken dört kişi sahneye çıktıklarından mıdır
bilinmez, uyuttular bizi resmen. Bir baktım, herkes kendini muhabbete vermiş.
Roxy halkını dirilten tek parça Grup Yorum’dan da dinlediğimiz ‘Ciao Bella’nın
Chumbawamba versiyonu oldu. Sonuç itibarıyla dans etmeye gitmiş bizler, bardan
ayrılamadık gece boyunca. Ben gittim Hande Yener’le muhabbete verdim kendimi. Bu
arada, Yener’i o konserde görmek pek sevindirdi bendenizi. Neden bilmem, küçücük
kalmış Hande Hanım. Olsun, seviyoruz kendisini. Harbi ve güçlü bir
hanım.
İsviçre... Değişmem
çilingire
28 Ocak - 5 Şubat tarihleri arasında İstanbul
Swissôtel’de ‘İsviçre Yemekleri ve Kültür Festivali’ var imiş. Geleneksel
İsviçre müziği eşliğinde, İsviçre içkileri ve yemekleri tadılacak. Merak
ettiğim, ne yiyeceğiz? İsviçre dediğin memleketin mutfağı şarküteriden ibarettir
keza. Peynirseverler için güzel bir haber tabii. Benim bildiğim fondü ve raklet
en meşhur yemekleri. Hâlâ merak edenler Swissôtel Le Plaza Basel’in baş
aşçısının özel festival mönüsü; Peynir, Çikolata, Et Fondue ve Raclette gibi
yemeklerden oluşuyor. Değişmem çilingire... Bence biz İsviçre’de bir festival
yapalım. Doysun fakirler. İçleri ısınsın...
Lezzetli
şarapmış
Öncesinde ismini duymadığım, pop camiamızın yeni
isimlerinden Burak Uçkun’un ‘Sonsuza Kadar’ albümünü dinledim de, güzel insanmış
bu Uçkan. Ferdi Özbeğen, Tarkan arası bir his yarattı bende lakin... Sonuç
itibarıyla kendi müziğini yapmış. İsviçre’den, Almanya’dan ve elbette
memleketten sağlam müzisyenlerle çalışmış. Güzel olmuş albüm, emeği geçenlerin
eline sağlık. Albümü sevdiğimiz kadar Burak Uçkun’u da tanımadan sevdik. Yüzüne
bakınca, “Ayy ne iyi insan bu” diyor kişi. Masum masum bakıyor. Bu arada albümle
birlikte şarap da göndermişler. Promosyon niyetli şarap de pek lezzetliymiş.
Teşekkür ettik.
Memleket hasretine iyi
gelir
Washigton’da yaşayan iki Türk arkadaş, Radyo Turka diye
online bir radyo kurmuşlar. ABD’ye okumaya gitmiş ve akıllılık ederek orada
kalmış Bora Toros ve Kaan Arioğlu’nun memleket hasretlerini gidermek amacıyla
kurdukları Türkçe pop radyosunu merak edenler www.radyoturka.net adresinden
dinleyebilirler. Radyo demişken, Açık Radyo Program Yarışması II, üniversite
gençlerini beklemeye geçti. Son katılım tarihi 1 Mart. “Bir şey yapmalı”
durumunda, sıkılmış genç arkadaşlar harekete geçsinler.
|