|
TCDD şahane bir CD çalışması sundu bizlere.
‘Yaver, Şu Sevdiğim Şarkıyı Çal’ başlıklı, Atatürk’ün trende dinlediği şarkılar.
Öyleyse ne yapıyoruz, hemen bu CD’den kapıyoruz bir tane. Haydarpaşa Garı’na
gidip bir bilet alıyoruz bir yerlere. Bilet saati gelene kadar, garın
girişindeki tipik gar lokantasında demleniyoruz bir güzel, Atatürk’ün şerefine.
Mümkünse bir küçük çay bardağı ve bir küçük rakıyı da trene alarak, ‘Yaver, Şu
Sevdiğim Şarkıyı Çal’ CD’mizle başlıyoruz yolculuğa. Atatürk, zamanın hayli
pahalı Alman yapımı gramofonunu beyaz trene monte ettirerek dinlemiş bu
şarkıları. Ve eminiz ki, o da rakıyı ihmal etmemiştir. Memleket dertleri bir
tarafta, ‘Pencere Açıldı Bilal Oğlan, Piştov Patladı’ şarkısı bir tarafta.
Latife Hanım’dan ayrıldığı zaman da ‘Bağrı Yanık Bülbüle Döndüm’ türküsünü
çaldırırmış Atatürk. Ne güzel adammış... Bu arada Post Express dergisinin son
sayısında Ümit Bayazoğlu’nun konuyla ilgili pek keyifli bir yazısı var. Trene
giderken, alalım yanımıza dergiyi.
‘Kafamın Kayışı
Koptu’
Akıllara zarar bir klip-film ile
karşılaştım. Klip-film diyorum, çünkü bitmiyor bu çile. Uğur Arslan denen
klip-film kişisi, ‘Karagümrük Yanıyor’ adlı şarkıyla karışık, ortaya hapishane
şiiri mantıklı bir eser meydana getirmiş. Resmen bir Türk filmi izliyoruz kısa
yoldan. Yakışıklı oğlan sevdiği kızı ister ve alamaz. Kızın üvey annesi, babası,
ağabeyi vs. devreye girer. Sonunda bu zulümlere dayanamayan kahraman, kızı
kaçırır. Kızın annesi evi yakar ve kahramanımızın yaktığı tezini ileri sürer.
Olaya sinirlenen damar kahramanın -Arslan’ın- ‘Karagümrük Yanıyor’ şarkısında da
söylediği gibi, kafasının kayışı kopar ve Karagümrük’ü gerçekten yakar. Bu Uğur
Arslan kimdir, bu tür şeyleri neden yapmaktadır? Ciddi midir, inanarak mı yapar
bunları? Kopartmasın bizim kafa kayışımızı.
‘Kıyak
Bitti’
Müslüm Gürses son albümü ‘Kıyak Bitti’ şerefine geçen çarşamba Arnavutköy Eylülist’te olacaktı, lakin
kar sebebiyle rezervasyonlar iptal edildiğinden, dinleme şerefine erişemedik
kendisini. Bu arada rezervasyonlar iptal edilmeseymiş kar-mar demeyip gelecekmiş
Gürses kulübe. Sonuçta bir parça konyağa bakar mesele. Yıldırır mı doğa Müslüm
Baba’yı?
|