|
Geçenlerde ağır mı ağır bir
paket geldi. Resmen ellerim kollarım yerlerde, öyle ağır yani. Kim ne
göndermişti? Bir açtım ki Demir Demirkan’ın ‘Hayat Nedir’ isimli single’ı.
“Hayat böyle ağır bir şeydir işte” demek mi istemiş single’ı böyle bir kaba
koyarak acaba? Ya da isminin içinde çok ‘demir’ olduğu için bir kör gözüne
parmak vakası mı gerçekleştirmiş. Promosyon amaçlı yapılmış CD kapağının
üzerine, “Sıradan olmak ölmektir” yazılmış. Böyle demir kaplar bizi
sıradanlıktan uzak tutup yaşatacaksa ne ala... Ben şahsen, bu sıradan olmayan
demir kabı, kapkaç silahı olarak kullanmayı düşünüyorum. Fırlatmaya gücüm
yeterse tabii bu gülleyi.
Patagonya’ya 1,
2...
Geçen hafta güzel insan Papaz Klaus Otte ile söyleşiye
Köln’e gittik. (bakınız 10-17 Şubat tarihli Tempo) Otte Bey’in müzisyen ve
mistik damadı Thomas Bey, kendisinin de keman çaldığı bir albüm verdi bizlere.
Albümün esas kişileriyse, 16 yıl boyunca ‘On The Road’ hesabı bütün dünyayı
dolaşan bir çift. Yolda iki tane de dünya güzeli bebek yapan çift, finali
Patagonya’da yapmış ve orada kocaman bir arazi almış. İşte Patagonya’daki bu
arazi, şehirlerden daralmış sanatçı takımının emrine amade. Tası tarağı toplayıp
gidiyorsunuz ve tek yapmanız gereken araziye bir ev kondurmak oluyor. Bir güzel
Patagonya komününe dahil olmak
isteyenlere...
Altüst et bizi
Pete
Malumunuz !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali
başladı. 18 Şubat ve 25 Şubat’ta, izlersek güzel olur diye düşündüğüm bir filmi
paylaşmak istedim sizlerle sayın okuyucular. Yüce dans adası Ibiza’da çekilen ve
güzel Türkçemize ‘Altüst’ olarak çevrilen filmin orijinal ismi ‘It's All Gone
Pete Tong’. Film, hayli çabalayarak bir numara DJ mertebesine erişmiş Frankie
Wilde’ın sağır olduktan sonra nasıl kendini alkole, uyuşturucuya verdiği
üzerine. Carl Cox, Pete Tong gibi ünlü DJ’ler de ufak roller alıyorlar filmde.
2004’te Toronto’da ‘En İyi Kanada Yapımı Film’ seçilen ‘Altüst’ü kaçırmayalım.
Son olarak başkarakter Frankie Wilde’a kulak verirsek; “Genelde müzik dünyası,
hepimizin çok iyi bildiği bir örnek hariç, işitebilen insanların diyarı
olmuştur” diyor. Hepimizin bildiği örnekse, klasik müziğin şahı Beethoven
olmalı.
Türkü tadında
karaoke
İstiklal Caddesi’nde yürürken, üst katında çay kahve
içilen, muhabbet edilen kitapçılardan birinin vitrininde şahane bir şey gördüm.
“İşte olay budur” dedim, “Türk, karaoke yapacaksa, elbet böyle yapacak...”
Gördüğüm şey, içinde 23 türkü barındıran, bir türkü karaokesi. Mikrofon ve nota
kitabı hediyeli bu karaokenin fiyatı 35 YTL. Ben kesin alacağım. Canım sıkılınca
‘İzmir'in Kavakları’nı, ‘Canım Adanalı’yı, ‘Geçti Dost Kervanı’nı söyleyeceğim.
Bir tane de Japonya’ya hediye göndermek lazım bundan.
|