|
Geçen hafta, Londra Senfoni Orkestrası ile yapılan
Verdi’nin ‘Falstaff Operası’ kaydıyla 48. Grammy Ödül Töreni’nde ‘En İyi Opera
Konser Kaydı’ ödülüne layık görülen Bülent
Bezdüz ile söyleşiye Fransa’ya gitmiştik. Dijon’dan sonra
direkt Paris’e geçtik. Hal böyleyken, Paris underground hayatına da bir göz
atmak gerekti. Beni en çok sevindiren şey, gençlerin pek bir takdir ettiğim
Replikas grubundan haberdar olmaları ve müzikleri pek bir beğenmeleri oldu.
Replikas’ı sevmelerinden de anlayacağınız üzere, Paris gençleri son zamanlar
itibarıyla kendilerini alternatif âlemlere fena adamışlar. Ve bu âlemin kralı da
şu sıra çektiği acayip videoları ile sevgimizi kazanmış Chris Cunningham.
Cunningham’ın Aphex Twin’in müziği için yaptığı Rubber Johnny, bir numara orada.
Geçen sene Melbourne Uluslararası Film Festivali’nde Derdini En İyi Anlatan Kısa
Film seçilmişti. Cunningham, Rubber Johnny’yi karanlık bir odada kendi kendisini
eğleyen, hiperaktif bir çocuk olarak hayal etmiş.
Kafası gövdesinden büyük, uzaylıyı andıran, çıplak, eciş
bücüş bir tipi oturtmuş karanlık bir odaya. Arkadan Aphex Twin olayı daha da bir
karartıyor elbet. Bu arada Rubber Johnny, İngiltere’de bir prezervatif markası,
lakin Cunningham kendisiyle yapılan söyleşide filmin isminin bununla bir alakası
olmadığını belirtmiş. Bu altı
dakikalık videoyu kesinlikle izlemelisiniz. Bunun için www.rubberjohnnytv’a
girmeniz yeterli. Yalnız etrafta bebeler, 13 yaşından küçük çocuklar vs. varsa,
onlar yokken izlemeniz daha sağlıklı.
Yazık bu
çocuklara
Cine 5’te Ali Atıf Bir ve son olarak Seray Sever’in
(değişip duruyor çünkü bunlar) sundukları ‘Başka Yerde Yok’ diye bir program
var. İşte o programdaki konukların arkasında müzik yapsınlar diye oturtulmuş
çocuklara çok acıyorum ben. Arada sırada iki gitar tımbırdatıp program boyunca
sıkıntı içinde oturuyorlar. Bir çözüm bulalım buna lütfen Cine 5 yetkilileri.
Dikkat ederseniz çocukcağızların gözaltları morarmış artık. Otur otur, nereye
kadar...
Yine geldi şapka Rap
Rap
Manga’nın “Cem Karaca’ya Saygı” albümü için yaptığı ‘Rap
Rap’, Beyoğlu’nu fethetmiş durumda. Geçen hafta Bağımsız Film Festivali IF’in
finali için Indigo’da düzenlenen kapanış partisine gittiğimde keşfettim bu
gerçeği. Partide kimsecikler olmayınca, sıkılıp dışarı attım kendimi. Dışarı bir
çıktım ki, gece gece sokaklar ‘Rap Rap’ şeklinde inlemede. Bu arada Cem
Karaca’nın ta o eski zamanlarda böylesi bir parça yapmış olması da bir başka
güzellik elbet. Hatırlıyorum da ‘Rap Rap’ çıktığı zaman çoğu arkadaşım
beğenmeyip “Bu ne bee” şeklinde yorumlarda bulunmuştu. Ben daha o zamandan pek
beğenip “Süper, süper” demiştim. Neyse uzatmayayım.
Sonuç itibarıyla Beyoğlu salaş barları olarak
tanımlayabileceğim barların gülü olmuş durumda Manga’nın ‘Rap Rap’i. Öyle ki,
benim gibi sokaktan müziği duyan her kıpırtılı kişi, dalıyor içeri. Manga’ya
teşekkür ederiz. Güzel çocuklar onlar.
|