|
|
|
|
Tarkan
|
|
|
|
|
Aşk var, Umut var Tarkan
''Çok emek var, aşk var, çoşku var, gözyaşı var, umut var, hasret var, sevgi
var'' dediği Come Closer albümünde Pete Martin, Lester Mendes, Billy Mann,
Dexter Simmons ve Devrim Karaoğlu ile çalıştı. Tarkan'ın hip hop tarzındaki
şarkısına Wyclef Jean eşlik etti.
- 10 yıldır hayalini kurduğunuz İngilizce albüm sonunda piyasaya
çıkıyor. Bu, size neler hissettiriyor?
Bambaşka bir insan gibiyim. Sabah uyandığımda gözüm zınk diye
açılıyor. “O gün geldi mi?” diyorum. Omuzlarımdan büyük bir yük kalktı;
hafifledim. Dün geceye kadar (22 Mart) hâlâ albümün kapak tasarımını
bitiriyorduk, teşekkür yazıları var. 10 seneyi taramak, düşünmek, kimseyi
unutmamak gerekiyordu. Her şey bittikten sonra da kendimi inanılmaz hafiflemiş
hissettim.
- Herkes, “Tarkan’ın İngilizce albümü yalan oldu”
diyordu...
Haklılar,
ben de olsam aynı şeyi söylerdim; bu nasıl albüm yani? (Kahkahalar...)
- Niye 10 sene sürdü ve ikinci İngilizce albüm de 10 yıl sonra mı
çıkacak?
Aslında 10
yıl demek biraz haksızlık olur. Çünkü ne İngilizce biliyordum, ne böyle bir
hayalin gerçekleşeceğine inanıyordum. Amerika’da olduğum dönemde kurslara ve
okula gittim. O yüzden bu albümün son üç yılda şekillendiğini söyleyebiliriz.
Ama 10 yılda kimler geldi, kimler geçti? Ne menajerler, ne prodüktörler...
Hepsinin bir anısı var bu albümle. Bir gün torunlarına anlatacaklar, “Biliyor
musun, 10 sene sürdü” diye...
▬ ▬ ▬
Alpay Aydın'ın ve MEGAMASAL kitabı hakkında ne
düşünüyor?
''EŞCİNSEL DEĞİLİM HİÇBİR ZAMAN
OLMADIM''
■ Alpay meselesine ne diyorsunuz? Bir kitap yazdı ve içindeki
karakterin siz olduğunu ima ediyor. Kitabını okumadım. İyi ki de o dönem burada değildim. Çünkü hoş
değil. Maddi-manevi birtakım beklentileri oldu bizden. Ama tehdit şeklinde
olduğu için, asla böyle bir şeye yanıt vermedik. Hatta ben, “Çıkart kitabını,
istediğini yaz, beni bilen biliyor” dedim. “O zaman yazacağım, görürsün” dedi.
Şimdi ikincisini çıkarıyormuş. Ama ben İngilizce albümümde ona teşekkür
ediyorum.
■ Yazdıklarına rağmen mi? Evet, çünkü ilk zamanlarda bana gerçekten sahip çıktı. O
olmasaydı, ben Almanya’ya dönmüştüm; belki de bir fabrikada çalışıyordum. Çünkü
vizemi aldım, gidiyordum ve beni ikna etti. “Gitme, biraz daha deneyelim, sesin
var” dedi. Sonrasında çok uğraştık. Şarkıları yazarken, televizyon programlarını
kapı kapı dolaşırken... Yaptıklarını inkâr edemem. O ise tüm bunları inkâr edip,
“Ben yaptım” dediğimi mi sandı acaba?
TANRI İLE DOSTLUK
■
Geçen yıl Amerika’da konuştuğumuzda, psikolog sayesinde iç
dünyanıza yolculuk yaptığınızdan bahsetmiştiniz. Nasıl gidiyor kendine dönüş
yolculuğunuz? Hâlâ devam ediyorsunuz değil
mi?
Hep edeceğiz bence.
Son nefesimize kadar. Eminim... Çok zor bir süreç. Kendinle ilgili bulduklarını
önce reddediyorsun, sindiremiyorsun. Sonra aileye, ona, buna öfke başlıyor,
birilerini suçluyorsun. Ardından bakıyorsun ki, kimsenin bir suçu yok, her şey
olması gerektiği gibi olmuş. Zaten psikoloğun görevi eline o anahtarları vermek,
kapıyı yine sen açacaksın. Bir yandan spritüel kitaplar okuyorum. En son ‘Tanrı
ile Arkadaşlık’ diye bir kitap okudum ve çok etkilendim. Bu süreçte bana
yardımcı oldu. Çok zor her şey. Dışarıdan görünen şen şakrak bir Tarkan var.
Belki de kameralar karşısında dinleyicime sığınıyorum, değişiyorum. Ama bence
sevenlerimin diğer taraflarımı da bilmeleri gerek. Hüzünlerimi, gözyaşlarımı,
korkularımı, kendime güvensizliklerimi... Kendimi adam edebilmek için bir hayli
uğraştım ve hâlâ kendimi tanıma, anlama yolunda ilerliyorum. Şimdi daha mutluyum
ama inan bana psikoloğumu görmemiş olsaydım, belki bir 10 yıl daha çıkmazdı bu
İngilizce albüm.
TARKAN'IN DOĞUM MUCİZESİ
■
İçinizdeki çocuk ne söylüyor veya ne
istiyor?
O, mucizelere
inanıyor. Çünkü kendi de mucizeden
geliyor
....
Haber: Arzu ERDOĞAN
|