|
Bu kez arı kovanına elini
sokan Spielberg’in daha çekimler başlamadan tehditler aldığı, tartışmalar
yaratan filmi gösterimde... ‘Münih’, 1972’de Münih Olimpiyatları sırasında
katledilen 11 İsrailli atletin intikamını almak için 5 kişilik İsrail ölüm
timinin 11 Filistinli Kara Eylül militanının peşine düşmesini konu
alıyor.
Steven Spielberg’in çekimler başlamadan tehditler aldığı,
tartışmalar yaratan tarihi politik gerilim filmi ‘Münih’, bu hafta gösterimde.
En iyi yönetmen ve senaryo dalında Altın Küre’ye aday olan film, sayısız
televizyon kamerasının varlığı nedeniyle insanların gözünün önünde cereyan
ettiği için, zihinlere kazınan ilk en çarpıcı terörist saldırının, yani Münih’te
1972 Olimpiyatları sırasında, olimpiyat köyüne düzenlenen baskın sonucu 11
İsrailli atletin katledilmesinin ardından oluşturulan 5 kişilik İsrail ölüm
timinin, saldırının sorumlusu olduğu öne sürülen Filistin Kara Eylül örgütünden
11 kişinin peşine düşüp intikam almasını konu
alıyor.
Psikolojik
derinlik
Spielberg’in eylemlerin sonrasını da gündeme getirmesi;
psikolojik durumlarıyla birlikte karakter incelemesine de yönelmesi; iki tarafın
görüş ve duygularına yer vermesi; “İsrailliler ve Filistinliler hiç huzur
bulmayacaklar mı” sorusunu sorması, ‘Münih’i sıradan bir aksiyon macera filmi
olmaktan çıkarıyor. Filme psikolojik derinlik katıyor. İsraillilerin tepkisi de
zaten bu noktadan, “Bizi aynı kefeye koyuyorlar” iddiasından geliyor. Yoksa bu
olay daha önce, 1986’da ‘Gideon'un Kılıcı/Sword of Gideon’ adıyla, Michael York,
Steven Bauer, Rod Steiger, Lino Ventura gibi ünlü oyuncuların yer aldığı bir
televizyon filmi olarak çekildi.
George Jonas’ın ‘Vengeance/İntikam’ adlı kitabından yola
çıkan, 2.5 saat uzunluğundaki ‘Münih’, 70 milyon dolara mal oldu. Filmde ‘Troy’
filminde Hektor’u oynayan Eric Bana, İsrail timinin lideri Avner’i; bukalemun
gibi her role giren Geoffrey Rush da timi yönlendiren görevliyi canlandırıyor.
Filmde ayrıca Daniel Craig, Matthieu Kassovitz, Michael Lonsdale, Valeria Bruni
Tedeschi, Yvan Attal, Moritz Bleibtreu gibi
günümüzün en yetenekli oyuncuları da yer alıyor.
Büyük
gizlilik
Spielberg bu filmi çekerken, elini arı kovanına soktuğu
için, filmin çekimleri sırasında ve sonrasında büyük gizlilik sürdürüldü.
Gazetecilerin, sinema yazarlarının film setlerini ziyaretine izin verilmedi.
Film hakkında bilgi de verilmedi, hatta sızıntıları önlemek için yalnızca
bir-iki oyuncuya senaryonun tamamı verildi. Spielberg bir yandan İsrail, bir
yandan Filistin yanlısı olmakla suçlanırken, film dedikodular, söylentiler ve
tehditler arasında Malta, Budapeşte, New York ve Paris’teki set ve stüdyolarda
üç ayda çekildi. Çekim süresiyle, filmin Oscar aday adayı olabilmek için
Amerika’da gösterime gireceği 23 Aralık tarihi arası çok kısa tutuldu. Gelenek
olduğu gibi, ne sinema eleştirmenlerine, ne de film yapımcılarına özel gösterim
yapıldı.
Filmin senaryosunu yazan, ‘Angels in America’ dizisinin
ödüllü yazarı Tony Kushner, çekimlerin yüzde 90’ında setlerde hazır bulundu.
Kushner’ın solcu bir aydın olarak tanınması da İsraillilerin tepkisini çeken bir
başka noktaydı.
Film gösterime girmeden önce, tek röportajını Time
dergisine veren Spielberg, filmini ‘barış duası’ diye tanımlarken en büyük
düşmanın “Filistinliler ya da İsrailliler değil, uzlaşmaya yanaşmamak olduğunu”
vurguladı.
Spielberg gibi önemli bir sinemacının imzasını taşıyan bu
ilginç filmi kaçırmamanızı öneririm.
|
Künye / Münih
|
Munih
Yön. Steven Spielberg
Oyn. Eric Bana, Geoffrey Rush, Daniel Craig
Dağ. UIP
Tarihi politik gerilim
|
|
|
Zihinlere
kazındı
1972 Münih Yaz Olimpiyatları sürerken 5 Eylül sabaha
karşı 04.10’da Kalaşnikofları eşofmanlarının altına gizlemiş sekiz kişi
olimpiyat köyünün çevresindeki barikatı aşarak içeri sızdı. Yaser Arafat’ın El
Fetih’inden kopan, adı fazla duyulmamış Filistinli Kara Eylül örgütünün
militanları, 11 İsrailli sporcu, bir antrenör
ve bir hakemi rehin aldı. İki kişiyi orada öldürdüler.
Teröristler, İsrail’de tutuklu 242 Filistinlinin serbest
bırakılmasını istedi. İsrail hükümeti, görüşmeyi hemen reddetti. Ancak kendi
özel kuvvetlerinin gücünü sınamak isteyen Almanya, bir operasyona hazırlanmak
için zaman kazanmaya çalışıyordu. Öğleden sonra teröristlerin sözcüsü Issa,
rehinelerle birlikte uçakla Kahire’ye gönderilmelerini istedi. Almanlar hepsini
helikopterle askeri alana götürdüler. Uçağı incelemeye giden Issa, uçağın boş
olduğunu görünce, iki helikoptere doğru koşarken, damlarda mevzilenen Alman özel
güçleri ateş açtı. Kara Eylül militanları lambaları vurunca, havaalanı
karanlıkta kaldı. Alman güçleri bir saat kadar paralize oldu. Teröristler
helikopterdeki rehineleri öldürdüler. Beş terörist öldürülürken, sağ yakalanan
üç terörist, Lufthansa uçağının rehin alınması üzerine iki ay sonra serbest
bırakıldı.
İsrail Başbakanı Golda Meir’in onayıyla İsrail kabine
üyeleri ve milletvekilleri arasından seçilen bir grup, ‘evet’ ya da ‘hayır’ diye
oy kullanarak özel bir İsrail timinin oluşturularak 11 İsrailli sporcunun
intikamının alınmasını kararlaştırıldı. Saldırının planlanmasının sorumluları
olarak saptanan 11 Kara Eylül militanı öldürüldü. İsrail böylece hiçbir
saldırının cevapsız kalmayacağını kanıtladı. Ancak daha sonra bazı kaynaklarca,
öldürülen Filistinlilerin gerçek sorumlular olmadığı iddiaları da ortaya
atıldı.
--------------------- ● -----------------------
Spielberg’in
küçük sinemacıları
Altmışına merdiven dayamasına rağmen hâlâ sinemanın ‘dâhi
çocuğu’ diye anılan Steven Spielberg, bir süredir, daha doğrusu 1993 yapımı yedi
Oscar ödüllü ‘Shindler'in Listesi’nden bu yana, kendisi açısından özel önem
taşıyan konuları filme çekmek için yönetmen koltuğuna oturuyor. Tehditlere maruz
kaldığı ‘Münih’ de bunlardan biri. Şu aralarda 2007’de tamamlayacağı ‘Abraham
Lincoln’ filminin çalışmalarıyla meşgul. Ardından ‘Indiana Jones 4’ gelecek gibi
görünüyor. Yapımcılığını üstlendiği projeler arasında ise İkinci Dünya Savaşı
sırasında Pasifik’teki Amerika-Japon savaşını anlatan ‘The Pasific War’ adlı 10
bölümlük mini dizi; uzaylı robotların dünyayı işgal etmesini konu alan ‘The
Transformers’ ve ‘Jurassic Parc 4’ filmleri ile Ukrayna’daki Nazi katliamını
anlatan bir belgesel var.
Spielberg’in ‘Münih’ filminin ardından bir projesi de,
bahara kadar Filistinli ve İsrailli çocuklara 250 video kamerayla oynatıcı
dağıtmak. Onlardan kurgusal film yapmalarını değil; her gün ne yerler, ne
içerler, ne konuşurlar, ne düşünürler, hangi oyunları oynarlar, kimleri
severler, kimleri sevmezler, nerelerde gezerler gibi günlük yaşam konularını
kameraya çekmelerini ve sonra birbirlerine vermelerini istiyor. Bu yolla
İsrailli ve Filistinli çocukların aralarındaki farkın ne kadar az olduğunu
göreceklerine inanıyor.
________________________________
Haber: Çiğdem KÖMÜRCÜOĞLU
|