|
|
|
|
|
Fransız
düşünür ve yazar Sartre’ın ‘Saygılı Yosma’ oyunu, Amerikan toplumunda geçen
yüzyılın ortalarında doruk noktasına varan ırk ayrımcılığına dikkat çekiyor.
Oyun, en son ‘Kurtlar Vadisi-Irak’ filmiyle gündeme oturan ve Türk toplumunda
zaten uzun süredir baş gösteren hassasiyete paralel olarak, anti-Amerikancı
klişelerle seyirci karşısına çıktı. Trende beyaz adamlar tarafından taciz edilen
Lizzie adındaki fahişe, aynı adamlar tarafından bir zencinin öldürülüşüne de
tanık olur. Kurtulmayı başaran diğer zenci ise haksız yere suçlu ilan edilmiş ve
halk tarafından aranmaya başlanmıştır. Fahişenin evine kadar gelir, tanıklığına
ihtiyacı olduğunu söyler, yardım ister. Oysa Lizzie’nin o geceki müşterisi,
trende zenciyi öldüren adamın kuzenidir ve saygın bir aileye mensuptur.
Müşterisinin babası olan senatörün de devreye girmesiyle Lizzie, ulusunun
çıkarlarına ve toplumun yüksek ahlak değerlerine hizmet ettiğine ikna edilecek,
zenci aleyhine düzenlenmiş yalan ifadeyi imzalayacaktır. “İster suçlu olsun,
ister suçsuz, kendi ırkından (partinden!) olan birini suçlayamazsın” mesajını
veriyor senatörle temsil edilen sistem.
Beyaz olmak
her türlü hakkı da beraberinde getiriyor iktidar sahiplerine göre. Kollarda
gamalı haçı andıran armalarla gezinen polisler ise Nazilere gönderme yapıyor.
Oyun, Lizzie’nin müşterisiyle sabaha karşı, evde hasb-ı haliyle başlıyor. Ellili
yıllarda, para karşılığı aşk yapan bir kadının müşterisiyle tasma ve zincirlerle
fantezi yapması, sabah alacakaranlıkta evi süpürmesi, önceki geceden aslında
utanç duyduğu belli olan Fred’in giyinirken bile fantezi zincirini boynundan
çıkartmaması, babasının-kuzeninin fotoğrafını cebinde taşıması gibi bazı
hareketler bir anlam ifade etmiyor. Ulusu cüce olarak göstermek, Lizzie’nin
yalan ifadeyi imzaladığında evin duvarlarının yıkılması, çatının delik olması ve
akan damlaların sorgu odasını çağrıştırması, senatörün Lizzie’ye çıplak elle
temas etmemesi ve yanından ayrılır ayrılmaz eldivenlerini atması gibi birçok
gönderme, tek başlarına bir yaratım unsuru sayılsa bile, hepsinin bir arada
kullanılması klişe etkisi doğuruyor.
Bennu
Yıldırımlar’ın ikinci perdedeki sessiz çığlığı oyunun en etkileyici sahnesi
olarak kalıyor. Oyun, bedensel zevk varsa her şeyin yolunda gittiğini göstererek
de sonlanıyor. Her ne kadar tiyatro yönetiminin özerk olması gerektiğine inanmak
istesem de belediye yöneticilerinin de sırf Amerikan karşıtı söyleme itibar etme
niyetiyle oyun başında sergilenen gereksiz ve abartılı seks sahnelerine
gözlerini kapadıklarını düşünüyorum.
|
Künye / Saygılı Yosma
|
Yazan: Jean Paul Sartre
Çeviren: Orhan Veli Kanık
Yöneten: Hüseyin Köroğlu
Oynayanlar: Bennu Yıldırımlar, Burak Davutoğlu, Taner Barlas, Cengiz Tangör
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları
|
|
|
-
|