Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
Çaylaklar için
Amerikan mortgage krizi ve Türkiye

Geçen hafta piyasalar sallandı, borsa topalladı. Amerika'da konut kredilerinden kaynaklanan kriz, dünyada en çok Türkiye'yi etkiledi. Yani ABD'de yaprak sallandı, biz nezle olduk. Peki bunun nedeni ne? Nasıl önlem almalıyız?

Amerika’da konut sektörü,  Türkiye’de olduğu gibi ekonominin yapı taşlarından biri. Uzun vadeli ve düşük faizli krediler, tut-sat sisteminin özünü oluşturuyor. Türkiye’deki sistem daha çok, konut finansmanı anlamına gelirken; tut-sat, aslında çok daha karmaşık bir finans cambazlığıdır. Konut kredilerinin büyük havuzlarda toplanması, bu kaynakların değişik yatırım enstrümanlarına dönüşmesi ve yeni konut yatırımlarının oluşması esasına dayanan bir sistemdir. Özünde psikolojik bir öge vardır: İnsanlar oturdukları evin sahibi olmak isterler ve bunun için piyasadaki reel faizden daha yüksek faizler ödemekten kaçınmazlar.

 

Hayat, beklentilere göre akmaz

 

Amerika’daki tut-sat sisteminin yaklaşık yüzde 15’lik kısmı ‘sub-prime’ adı verilen düşük fiyatlı konutlara yöneliktir. Bizde henüz dar gelirlilere yönelik tut-sat kredileri emekleme aşamasında. Banka, krediyi verirken evi ipotek eder. Herkesin beklentisi, emlak fiyatlarındaki artışın süreceği yönünde olduğu için, insanlar bu riske girmekten kaçınmazlar. Üstelik kira gelirleri de nasıl olsa yükselmeye devam edecektir. Ama ne yazık ki gerçek hayat her zaman beklentilere göre şekillenmez. Amerika’da yaşanan son krizin nedeni işte bu. Dar gelirli aileler, aldıkları kredileri geri ödemekte zorluk çekmeye başladılar. Bu yüzden, birçok ipotekli ev satışa çıkarıldı ancak sonuç hüsran oldu. Bir anda piyasada, “Ev bol ama alan yok” sendromu yaşandı.

 

Dünyada, zenginlerle fakirlerin arasındaki uçurum her geçen gün büyüyor ve aynı şey Amerika’da da yaşanıyor. Dar gelirlilerin sayısı artıyor. Belli bir kesim için işsizlik büyük bir sorun. Sub-prime kredileri bu kesimi hedef aldıkları için, taksitlerin geri ödenmesinde yaşanan sıkıntılar bir anda çığ gibi büyüyüp krizi oluşturdu. Domino taşları birbirini harekete geçirince, kriz bir anda dünyayı etkiledi.

Zincirleme kaza

 

Önce, birkaç kredi kuruluşu taksitleri toplayamadığı için ipotekli evleri satışa çıkardı ama bu evler para etmiyordu. Bu kuruluşlar iflas bayrağını çektiler. Bir anda yüzlerce milyar dolar buhar olup uçtu. Bunun ardından, benzer kuruluşların da risk altında olduğu anlaşıldı. Bu kuruluşlar, ipotekleri ve tut-sat anlaşmalarını teminat gösterip bankalardan kredi almışlardı. Bu kez onlara kredi veren bankalar zor durumda kaldı. Krizin halkaları büyümeye başladı. Bankalar birbirlerine kredi vermeye çekinir oldular. Bu arada, büyük yatırım fonları olan hedge fonlar da bu süreçten etkilendi. Zaten krizin Türkiye’yi vurması da bu yüzden oldu.

 

Krize zincirleme kaza da diyebiliriz. Herkes borcunu ödeyebilmek için alacaklarını tahsil etmeye kalkışınca, piyasalarda güvensizlik oluşur. Türkiye’de milyarlarca dolarlık hedge fon bulunuyor. Bunlar hazine bonolarına, borsaya yatırılmış paralar. Türkiye’ye döviz giriyor ama karşılığında da büyük faiz ödüyoruz. Tut-sat kriziyle birlikte, herkes parasını bozdurup dolarlarını cebine koyup gitme eğilimine girdi. 

 

Bizim günahımız ne?

 

Amerikan Merkez Bankası, doların değerinde oynamalar yaparak krize etki etti. Böylelikle işler bir ölçüde kontrol altına alınmış oldu. Ama bu süreç içinde Türkiye ciddi bir tehlike atlattı. Türkiye’nin milli geliri 400 milyar dolar civarında. Borsadaki şirketlerin piyasa değeriyse 250 milyar dolar olarak hesaplanıyor. Bu son krizle, 15 milyar dolarlık bir gerileme yaşandı. Daha sonra toparlanmalar olsa da, borsamızın kırılganlığı bir kez daha görülmüş oldu. Kriz, dünyada en çok Türkiye’yi etkiledi.

 

Şirketlerin borsa değeri denilen şey, aslında bir yanılsamadan ibarettir. Şirketlerin ölçülebilen varlıkları, yani arsası, fabrikası, kamyonu, bankadaki parası gibi şeyler toplam borsa değerlerinin yüzde 10’unu bile oluşturmaz. Geri kalan kısım, marka değeri ve performanslarına duyulan güvencedir. İMKB’den bir anda büyük miktarda yabancı para çıkınca, İMKB’nin toplam marka değeri erozyona uğrar. Bir ülkede siyasi istikrarsızlık başlayınca, o ülkenin marka değeri düşer. Dünya ekonomisi, globalleşmeyle birlikte, artık sanal bir ekonomi haline gelmiştir. Dolayısıyla bu son kriz gibi uluslararası dalgalanmalar karşısında, yerel ekonomilerin yapabileceği pek bir şey yoktur. Büyük bir geminin içinde gidiyoruz ama dümen tutma sırası bize gelmiyor. 

 

Angela Merkel ve Alman yetkililer, hedge fonların kontrol altına alınması gerektiğini söyleyip duruyor. Fakat kimsenin bu konuda bir şey yapabilmesi mümkün görünmüyor. Amerika’da tut-sat kredilerinde yaşanan örnek, aslında piyasa koşullarının iyi tahmin edilememesinden kaynaklandı. Ekonomik gidişata dikkatle bakıldığında, kredilerin ne düzeyde risk taşıdığı kolaylıkla görülebilirdi. Aynı durum hedge fonlar için de geçerlidir. Riskin yüksek olduğu yerde kârlılık beklentisi de yükselir. Türkiye’nin içinde bulunduğu durum budur.

 

Nasıl önlem alırız?

 

Yaşanan gelişmeler, Türkiye’deki tut-sat piyasasını etkiler mi? Uzmanlar, doğrudan bir etkileme olacağını öngörmüyorlar. Yine de konut kredilerinde bireysel risklerimizi kontrol altına almamız gerektiğini öğrenmeliyiz. Dövizle borçlanmak, 5 yılı aşan vadelerde kredi almak ve evin gerçek değerinin yüzde 50’sini geçen yükümlülüklere girmek oldukça tehlikeli. Ev sahibi olma sevdamız yüzünden ayağımızı yorganımıza göre uzatmazsak, her yeni krizden sonra kara kara düşünmek zorunda kalabiliriz. Bir bankanın reklam sloganı şöyle diyor: “Global düşün, yerel davran.” Bunu bir alışkanlık haline getirmemiz gerekiyor. Çünkü Amerika’da yaprak kımıldayınca nezle olan hep biz oluyoruz.

                                                         _______________________

Kubilay QB Tunçer

 

(1029 – 23 Ağustos 2007)

28.08.07

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.