|
Yıllarca süren hukuk mücadelesinin ardından, ABD’deki Metropolitan
Müzesi’nden geri alınarak Türkiye’ye getirilen Karun Hazinesi’ne ait değerli
parçalar, sanat ve arkeoloji camiasını çok sevindirmişti. Ancak bu sevinç çok da
uzun sürmedi. Çünkü aralarında hazinenin en değerli parçalarından biri olan
Kanatlı Denizatı Broşu dâhil pek çok eser, sergilendiği Uşak Arkeoloji
Müzesi’nden, yerlerine sahteleri konularak çalınmıştı. Kültür Bakanlığı’nın
internet sitesinden aldığımız bilgilere göre müzelerden çalınan çok sayıda eser
halen kayıp.
Türkiye’nin en düşük bütçeli bakanlığı olan Kültür ve Turizm Bakanlığı’na
bağlı ülke genelinde toplam 185 müze bulunuyor ve Bakanlık, düşük bütçesi
nedeniyle bu müzelere çok az bir ödenek gönderebiliyor. Düşük ödeneğin
faturasıysa müzelerde sergilenen eserlere kesiliyor. Parasızlık nedeniyle yeterince
korunamayan eserler, sergilendikleri salonlardan çalınırken büyük bir kısmı da
imkânsızlıklar ve yer sıkıntısı nedeniyle müze depolarında, uygunsuz saklama
koşulları nedeniyle heba oluyor.
Vatandaş kaçakçıyı
seçiyor
Aynı durum, yeni bulunan arkeolojik eserler için de geçerli. Türkiye gibi
toprağından tarih fışkıran bir ülkede bulunan tüm arkeolojik eserlerin devlet
tarafından satın alınarak müzelerde sergilenmesi çok zor. Zaten Kültür ve Turizm
Bakanlığı’nın bulunan bütün eserleri vatandaştan satın alacak bütçesi de yok.
Pek çok kişi bulduğu tarihi eserleri
Bakanlığa vermek yerine kaçak yollardan satmayı tercih ediyor. Çünkü devlete
gittiklerinde buldukları tarihi eser bir komisyon tarafından inceleniyor ve
eserin önemine göre bulan vatandaşa ödül veriliyor. Ancak tahmininiz üzere bu
rakamlar hayli düşük.
Peki eldeki pek çok eser imkansızlıklar nedeniyle depolarda çürürken,
bulunan yeni eserler kaçakçılara satılmadan bu işe bir çözüm bulunamaz mı?
Çözüm önerisi Antik A.Ş.’nin sahibi Turgay Artam’dan geliyor.
Türkiye’deki pek çok müzenin müze olarak kullanılmak için yapılmadığını belirten
Artam, eldeki eserlerin sadece dörtte birinin sergilenebildiğini, diğerlerininse
uygunsuz saklama koşullarında muhafaza edildiğini söylüyor.
Aynı eserden yüzlerce
var
Isı, ışık gibi koruma ortamlarından mahrum şekilde depolarda heba edilen
eserler için Artam’ın çarpıcı bir önerisi var: “Devlet müzelerinde aynı eserden
yüzlerce olanları var. Dünya müzeleri zaman zaman fazla eserleri satıp, yeni
eserler alarak koleksiyonlarını zenginleştiriyorlar.
Bence devlet müzelerindeki fazla eserler, depolardaki uygunsuz muhafaza
koşulları yerine yurtdışına çıkarmamak koşulu ile koleksiyonculara satılabilir.
Bu yöntemle 10 milyar doların üzerinde bir gelir elde edilebilir. Buna
arkeolojik eserler de dâhil edilebilir. Arkeolojik eserlerin yurtiçinde alınıp
satılabilmesi koleksiyonculuğu geliştireceği gibi eski eser kaçakçılığını da
kesinlikle önleyecektir.”
Basit bir hesap yapacak olursak, Hazine verilerine göre Türkiye’nin 2008
yılı kamu kesimine ait dış borç ödemesi toplam 7 milyar 420 milyon dolar. Bir
yanda 7 milyar doların üzerinde bir borç, diğer yanda müze depolarında çürümeyi
bekleyen 10 milyar dolarlık tarihi eserler. Artam, bu eserlerin koleksiyonerlere
kazandırılmasının gelir getirmenin yanında özel müzeciliğin oluşmasına da katkı
sağlayacağını düşünüyor.
Turgay Artam’a göre koleksiyoner sayısı ne kadar artarsa ileride özel
müzelerin sayısı da o oranda artacak: “Özel müzelerin açılması kültür ve sanata
katkısı olduğu gibi ekonomiye de önemli bir hareketlilik getirecektir. Özel
müzeler açtıkları sergilerle devamlı olarak sanat ve antikaya hareketlilik
getirmekte, büyük bir izleyici kitleyi çekmektedirler. Devlet müzeleri ise
bürokrasi ile uğraşmaktan çok fazla etkinlik ve sergi
düzenlemiyorlar.”
...
Devamı
Tempo'da
Eyüp
ERDOĞAN
(1069 – 29
Mayıs 2008
|