|
|
Joseph Stiglitz
|
|
|
Şu anda dünyanın en önemli
sorunlarından biri, hiç kuşkusuz petrol fiyatlarındaki önlenemeyen yükseliş.
Sizce bazı çevrelerde iddia edildiği gibi bu, ekonominin çöküşü anlamını taşıyor
mu?
Hayır, ben o kadar kötümser değilim. Ama evet, küresel bir yavaşlamaya
katkısı olacağı kesin. Zamanlama çok kötü. Zaten küresel yavaşlama içindeyiz. Bu
aşağı gidişin ne ölçüde olacağı, hükümetlerin politikalarına bağlı; ama benim
yapmaları gerektiğini düşündüğüm şeyi yapmayacaklarından endişeliyim. Amerikan
ekonomisine de oldukça kötümser bakıyorum. Petrol fiyatları yükselmeseydi de
Amerikan ekonomisi zayıflayacaktı. İşi yüzümüze gözümüze bulaştırdık. Sanırım
Amerika’nın problemlerinden kuvvetle Bush yönetimini ve Merkez Bankası’nı
sorumlu tutabiliriz. Bu ikisi, akla gelebilecek en kötü makro yönetim çizgisini
izlediler. Şimdi yüzlerine gözlerine bulaştırdıklarına göre, buradan sonra ne
yapmalı diye sorarsanız, bunun basit bir çözümü olmadığını söylemeliyim. Sonuç
olarak, şimdi tüm problemler çözümsüz bir şekilde Barack Obama yönetimine
aktarılıyor.
Obama’nın kazanacağına emin
misiniz?
Evet, kesinlikle Obama kazanacak.
Dünya Bankası ve IMF karşıtı
duruşuyla bilinen bir ekonomist olarak, Türkiye’nin uyguladığı IMF programını
nasıl değerlendiriyorsunuz?
Diğer ülkelerle birlikte değerlendirirsek, ben Türkiye’nin IMF ile devam
etmesini bir hata olarak değerlendiriyorum. Birçok ülke devam etmedi, borçlarını
en hızlı şekilde ödeyip kurtulmaya baktılar. Türkiye’nin devam etmesini, en
basit anlamıyla cömertlik olarak nitelendirebilirim. Bence IMF’nin tamamen
farklı bir modele ihtiyacı var. Diğer ülkelere ekonomilerini nasıl yönetmeleri
gerektiği konusunda ders verirken, kendilerinin nasıl yönetilmeleri gerektiğini
bilmemeleri ilginç. Onlar sizin başarısızlığınızla ödüllendiriliyorlar. Hâlbuki
tam tersi, krizi destekleyen değil, engelleyen bir sistem olmalı. Ülke krizde
olmadığı zaman daha çok para almalılar. Model, temelinde hatalı yani. Her şey
iyi gittiğinde, hiçbir şey değişmiyor üstelik. Ama işler kötü gitmeye
başladığında, diktatör görevine soyunuyorlar. Onların eline inanılmaz bir
otorite veriyorsunuz ve çoğunlukla aldığınız reçeteler oldukça kötü. IMF’nin
derdi, bir ülkenin iyi gidişatı değil, umursadıkları şey Batılı kredi verenler.
Bankaların bankası diyebiliriz onlar için.
Bu noktadan, Türkiye’deki ekonomik
sarsıntılara baktığımızda, kurtarıcı olarak gösterilen Kemal Derviş akla
geliyor. Sizin de yakından tanıştığınızı biliyoruz. Sizce Türkiye için doğru bir
isim olabilir mi Kemal Derviş?
Bence Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nda, Türkiye’de, Dünya
Bankası’nda çok iyi işler yaptı. Başarılı bir geçmişi var. Bence IMF’den farklı
olarak, hem ekonomiyi anlayan hem büyüme ya da diğer sosyal konulara hassasiyet
gösteren biri. İyi bir ekonomist olmasının yanında, büyük resmi de görebiliyor.
IMF’nin dilinden de anlıyor. Programı değiştirebilmek için pazarlık edebilme
kapasitesine sahip.
Türkiye’de yaşanan siyasi gerginlikler, ekonomik olarak nasıl bir
risk taşıyor sizce?
Dünyadaki diğer ülkeler gibi, Türkiye’yi de bekleyen
sıkıntılar aynı: Yükselen gıda fiyatları, küresel yavaşlama, dünya para
piyasalarındaki istikrarsızlık. Bunlar, Türkiye’nin kontrolü dışında gelişen
öğeler. Özel olarak Türkiye’yi bekleyen sıkıntı ise çok daha karmaşık. Bu derece
yüksek dış borçlarla finansal istikrarsızlık yaşanması kaçınılmaz. Türkiye’nin,
karşılaştırıldığı Brezilya gibi ülkelere oranla durumu çok daha
zorlu.
Siz Nobel ödüllü bir ekonomist olarak
kendi hayatınızdaki ekonomik krizleri nasıl çözüyorsunuz? Hiç para sıkıntısı
yaşadınız mı?
Açıkça söylemek gerekirse, Amerikan bankaları hakkında ciddi kaygılarım
var. Paramı yönetmiyorum ama endişelerim oluyor tabii.
Şu sıralar tercih ettiğiniz bir
yatırım aracı var mı? Okurlarımıza bir tavsiyede bulunabilir
misiniz?
Borsaya asla güvenmesinler. Kimse borsayı yenemez. Ben şu sıralar endeks
fonu almayı tercih ediyorum.
__________________
Ceren Şehirlioğlu
Fotoğraf: Haydar
ERÇİN
(1074 – 3
Temmuz 2008)
|