Nurhayat’ı sevdik de, Gupse Özay kim?



Gülse Birsel’in yeni dizisi Yalan Dünya, daha ilk bölümde onu hayatımıza soktu. Durmaksızın konuşan, hayattaki en önemli misyonu mükemmel ev kadınlığı olan Nurhayat karakterini canlandıran Gupse Özay, hep gülüyor, hep güldürüyor ve gerçekten hızlı konuşuyor.

BAHAR DAĞLI
bdagli@doganburda.com



Bundan birkaç ay önce, evde arkadaşlarıyla ‘Oldu Teşekkürler’ skeçlerini internette yayınlıyor. Tüm senaryo ona ait. “Bizi ancak böyle keşfederler” diyor. Amaç, hem eğlence hem tanıtım. O sıra, ‘Avrupa Yakası’ndan bu yana TV ekranında görmediğimiz Gülse Birsel, yeni dizisi ‘Yalan Dünya’nın Nurhayat karakteri için oyuncu arayışında. İnternette bu videoları izliyor ve onu hemen görüşmeye çağırıyor. Ardından Beyazıt Öztürk’ü arıyor, “Sonunda senin nişanlını canlandıracak kadını buldum sanırım” diyor ve videoları ona da gönderiyor. Beyazıt, ‘nişanlısı’nı da videoları da beğeniyor. Hem Nurhayat karakterini kapıyor, hem de Beyaz Show’da skeçler yayınlanmaya başlıyor. Henüz birinci bölümle, sohbetlere “Nurhayat gibi konuştum vallahi!” cümlesini yerleştiren Gupse Özay ile Cihangir Zenka Kafe’de buluştuk. Aklınızdaki soruyu hemen cevaplayalım. Karşımızda gerçekten çok hızlı konuşan, cümlelerini kahkahayla noktalayan bir kadın var. Normal hayatta da tıpkı Nurhayat gibi; konuşurken araya girmek imkânsız.


Tanımasın kimse beni


‘Yalan Dünya’nın tanıtım videosunun ekranda dönmeye başlamasıyla, milyonların merakla beklediği dizinin en dikkat çeken karakterlerinden biri oldu. Üstelik ilk bölümdeki sahnesinin beş dakikadan ibaret olmasına rağmen. Gülse Birsel, Nurhayat’a daha fazla yer vermek istiyor mudur? Konuşması ilk kez burada yavaşlıyor ve en mütevazı haliyle “Hiçbir fikrim yok. Doğallığımı kaybetmezsem, neden olmasın?” diyor. Bu aralar en büyük korkusu, hayatındaki büyünün bozulması. Buna bir nevi ani şöhret paniği de diyebiliriz. Başlarda yüzündeki beni, makyajla yok etmek bile istemiş. Sebebi, dışarıda tanınmak istememek. Sonra Nurhayat karakterine uygun olduğunu düşündüğü için vazgeçmiş. “Havaya girmek istemiyorum. Her şey yavaş yavaş ilerlesin” diyor. İzleyiciyi nasıl kontrol edecek? Ona göre kişi, kendini nereye koyarsa öyle devam eder. Bu noktadan geriye düştüğünü hayal bile etmek istemiyor. Kendini en azından psikolojik anlamda kontrol altında tutmak zorunda.


Cihangir’de bir kafede keşfedilmek


Bir ortama girdiğinde, kendini sevdirmekte asla sorun yaşamıyor. Hatta bu konuda uzman. Konu buradan açılınca, Cihangir’in, dizi ve sinema sektöründeki insanlar için çevrelerini genişletmek açısından işe yarayıp yaramadığını soruyoruz. Güçlü iletişim yeteneği sayesinde, bu semtte, kendi sektöründen birileriyle tanıştı mı hiç? Cihangir’de bir kafede keşfedilmek mümkün mü? “Hiç sıfırdan tanıştığım biri olmadı ama masaya arkadaşımın arkadaşı gelir, oyuncudur, muhabbet ederiz. Buranın atmosferini reddedemeyiz. Cihangir bir film platosu gibi” diyor. Ancak ona göre insanlar, artık kendini internette gösteriyor. Yeteneksizsen, Cihangir’de bir yönetmene ancak “Merhaba” diyebilirsin.
Çalışma hayatının ilk yıllarına dönüyor. Kafası karışık, yönetmenlik, oyunculuk, senaryo yazarlığı… Ne iş varsa gidiyor, dizi setlerinde asistanlık, büyük şirketlerde stajyerlik yapıyor. Ardından Selin Demirdelen’in aracılığıyla bir reklam ajansına giriyor ve sekiz ay sonra metin yazarı oluyor. Fark etmeden reklam metinlerini komik senaryolar üzerine kuruyor, insanları güldürmeyi başarıyor. Dört yılın sonunda bir sit-com yazabileceğini düşünüp, istifa ediyor. Sit-com senaryosu, yapımcılar tarafından beğeniliyor fakat ‘birtakım şanssızlıklar’ diye nitelendirdiği olaylar yüzünden yayınlanamıyor. Kalbi kırık. En iyisi ABD’ye gitmek, şansını orada denemek, burada onu anlayan yok, olmayacak da.


Tam umutlar tükenmişken


Umudunu kaybettiği o anda, imdadına Gülse Birsel yetişiyor ve ‘Yalan Dünya’nın deneme çekimine çağırıyor. ÖSYM sınavına girecek öğrenci gibi heyecanlı, ne uyuyabiliyor ne yemek yiyebiliyor. “Bana kuş rolünü yazsa, onu bile oynayabilirim” dediği Gülse Birsel’in karşısına çıkıyor. Aslında role hazırlanmamış. Anaokulunda öğlen uykusuna yatırdıklarında, uyumak yerine öğretmenlerinin konuşmalarına kulak kesilen gözlem ustası, yıllardır izlediği kadın profilleriyle Nurhayat’ı hiç zorlanmadan çıkarıyor.
Bugünlerde ‘Gülse Birsel’in yeni keşfi’ diye anılan Gupse Özay’a bundan önce de oyunculuk teklifleri gelmiş aslında. Ancak senaryoyu beğenmediği için hiçbirini kabul etmemiş. Nurhayat güçlü bir karakter. Peki ya bu rol, üzerine yapışırsa? Önce hınzırca gülüyor ve “Bir erkeği oynarım o zaman” diyor. Ardından ekliyor: “Yapışan Nurhayat karakteri olsun, ikinci ismimi Nurhayat olarak değiştirebilirim.” Ekran başında bizi, gülmekten kırıp geçiren oyuncular, sette nasıl bir ruh haline sahip? Sonuçta ‘Avrupa Yakası’ gibi Türkiye’de fenomen olmuş bir diziden sonra, beklenti büyük. Sette stresin üst düzeyde seyrettiği zamanlar oluyor mu? “Herkes kendi kulvarında yürüyor, kimse kimseyle rekabet içinde değil. Kahkahalar gırla gidiyor; ekrana yansıyan bu güzel enerji zaten” diyor.


Beş teyze, bir hala, 28 kuzen


Gupse’nin nereye gittiği belli. Peki ama nereden geliyor? İzmir’de doğup büyümüş. Anne ve babası Çerkez. Gupse ismi de Çerkezce ‘canımın içi’ demek. Ağabeyinin adı da eski bir Çerkez hükümdarının ismi olan Bettal. Ailesine çok düşkün. Babasını “Mesleğini bile teatral bir şekilde yapıyor. Sesi gür, konuşurken elini kolunu kullanmayı sever” diye tarif ediyor. Oyunculuk yeteneğini ve hitap gücünü ondan aldığına inanıyor, mizahi yönünü de annesinden. Bu özelliğini evdeki yardımcı ‘Fatma Abla’ ile annesi arasında geçen tatlı atışmalar, güçlendirmiş olabilir. Kalabalık bir ailede büyümüş, tam 28 kuzeni var. Beş teyzesi ve bir halası, ailede kadın yoğunluğunun epey fazla olduğunu gösteriyor. Elbette Nurhayat’ı canlandırırken onlardan da ilham almış. Her anı sit-com dizisi tadında geçen bu evden ayrılması zor olmuş. Ege Üniversitesi Sinema ve TV Bölümü’nden mezun olduktan sonra, İzmir’de iş olanağı bulamayınca avukat ağabeyinin yanına İstanbul’a gelmiş. “Ne zaman?” diye sorunca “Altı veya yedi yıl oldu. O dönem çok ağladığım için zamanını hafızamdan silmişim” diyor.


Bir ağlarım, bir gülerim


İstanbul, ona göre insanların yarış içinde olduğu ve herkesin birbirine rakip gözüyle baktığı bir yer. Kabul ediyoruz. Kendini çok iyi ifade eden, hazır cevap bir kadının İstanbul ile baş edememesi, ilk başta biraz şaşırtıcı. Ancak o, komik olduğu kadar da duygusal biri. En son ne zaman ağladı? “Dün ağladım, hatta ondan önceki gün de. Yeni bir işe girdim, stres ve mutluluk bir arada” diyor. Gözyaşlarının dökülmesi için sokakta canı acımış bir kedi görmesi veya dokunaklı bir film izlemesi yeterli. Peki her an, her insanın komik taraflarını yakalamaya çalışırken, nasıl oluyor da ağlayabiliyor? “Sanırım duyguyu tepede yaşamakla alakalı” diyor. Böyle zamanlarda kulağına küpe yaptığı annesinin o sözünü tekrarlıyor: “Aşamadığın bir sorun varsa, üzerinden atla geç!”


Ayvalık’ta bir ütopya


Bugünlerde haftanın dört günü sette, yoğun bir tempoyla Nurhayat için elinden gelenin en iyisini yapmakla meşgul. Hayali gerçek oldu, Gülse Birsel’in karşısında rol kesiyor. Peki, bundan sonra? Hayalleri başka neyi, kimi işaret ediyor? “Ayvalık’ta bir butik otel açmak istiyorum, tüm gün çıplak ayak gezeceğim” diyor. Yanlış anlaşılmasın, emeklilik yıllarından bahsetmiyor. Bunu en kısa zamanda gerçekleştirecek. İnat etmiş, ne bir İstanbullu ne de şehir insanı olmayacak. Ayvalık’taki bu ütopyada, içindeki komik kadının söylediklerini senaryoya dökecek.


#
#
#
#
#
#

Yorumlar
 
  

  YAZARLAR
  FOTO GALERİ
  VİDEO GALERİ
  AYIN FOTOSU
DB
Copyright Tempo Dergisi | Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş
Yayın İlkeleri
tiffany and co outlet christian louboutin outlet christian louboutin outlet Fake oakley sunglasses Monster Beats By Dre Fake oakley sunglasses christian louboutin outlet Monster Beats By Dre Practice Locations cheap oakley sunglasses