Tempo Online

 
SON DAKİKA
Küresel Isınma : Avrupa Uzay Ajansı, buzulların kapladığı alanın uydudan ölçümlerin başladığı 1978'den sonraki en alt seviyesine indiğini ve Avrupa'dan Büyük Okyanus'a kutup üzerinden kestirme deniz yolunun açıldığını duyurdu   Irak : Irak'taki radikal Şii lideri Mukteda Sadr'a bağlı siyasi hareket, Şii koalisyon hükümetinden çekilme kararı aldı   Turizm : Antalya'ya hava yoluyla gelen turist sayısının 6 milyona yaklaştığı bildirildi   Afganistan : İngiltere, Taliban'ın Afganistan'daki İngiliz askerlerine saldırılarda Çin yapımı silahlar kullandığını bildirerek, Çin'e şikayette bulundu   Secret : Rhonda Byrne'ın yazdığı ve dünyada çok satanlar arasında ilk sıralarda yer alan ''Secret (Sır)'' adlı kitap, Türkiye'de de 4 aydır okurların en çok tercih ettiği eser oldu  
Ayfer türbanlı... Ayfer İmam Hatipli... Ayfer kendi cafe'sinde şarkı söylüyor

Göster

Fatih semtinde, iki katlı, şirin, Nişantaşı’ndaki cafe’leri aratmayacak kadar güzel bir yer. Çarşamba, cuma, cumartesi ve pazar akşamları canlı müzik var. Üstelik Ayfer söylüyor. Allah vergisi şahane bir sesi var. Cafe’nin iç dekorasyonunda kullanılan tablolar, ahşap boyama gazetelikler, çay tepsileri, mumluklar onun eseri

Arkadaşım cafe açtı. “Eee ne var bunda?” diyebilirsiniz.

Deyin.

Ben bu cafe’nin ‘ayrıcalıklı’ olduğunu düşünüyorum.

Çünkü. Arkadaşım ayrıcalıklı birisidir.

Cafe’nin ismini yazının en sonunda yazacağım.

Cafe açılalı yaklaşık bir ay olacak... Ama ben ağız alışkanlığıyla hâlâ “Ayfer müsait misin, sana gelecektim de” demeyi bırakamadım. Hatta, “Nida’yı sen mi ararsın, yoksa ben mi haber vereyim” demeyi de...

Anlayacağınız...

Biz buluştuğumuz zaman, bu üçlü takımı bozmuyoruz...

Artık sadede gelelim diye sabırsızlandığınızı biliyorum ve hemen başlıyorum...

                                           ****

Her ‘il’in olduğu gibi, her semtin de meşhur olduğu özellikleri vardır.

İstanbul’un sur içinde yer alan semtlerinden biridir Fatih... İstanbul’un yeni bir çağ başlatan Fatih’inden almıştır ismini. Muhafazakârlığıyla bilinir. Tıpkı Peyami Safa’nın ‘Fatih-Harbiye’ romanındaki gibi.

Dindarlığın sembolü olduğu gibi, yaşam tarzıyla da farklıdır. Özellikle Çarşamba’da ve İskenderpaşa’da yoğunlaşan cemaat faaliyetleriyle son çeyrekte iyiden iyiye ‘kurtarılmış bölge’ muamelesi görmüştür...

Yani...

Dindar aileler için tam bir ‘korunak’ gibidir Fatih...

Uzunca bir süre, bu bölgede yaşayan dindarların hayatında ‘eğlence’ diye bir şey olmadı. Pek çok eve televizyon girmedi. Radyolarda müzik dinlenmedi. Yıllarca ‘müzik helaldir, haramdır’ tartışmaları yapıldı. İslami içerikli radyolarla birlikte başlayan ‘yeşil pop’ dalgasıyla müziğe yumuşak bir geçiş yaşandı.

Dolayısıyla, medyanın da laik kesiminde ilgi odağı haline geldi. ‘Dindar kesim’ hangi mekânlara gider, nerelerde eğlenir?

Sözün özü... Bugün hâlâ, ‘İslamcı mekânlar’ adı altında cafeler, pastaneler, eğlence yerleri var mıdır türünden mevzular ‘gizem’ini, ‘cazibe’sini korur halde.

Dindar ailelerde yetişen yeni jenerasyon tıpkı herkes gibi Nişantaşı’nda da, Beyoğlu’nda da boy gösteriyorlar ve kendilerini rahat hissedebilecekleri her türlü mekâna gitmekten kendilerini alıkoymuyorlar.

Alıkoymuyorlar ama “Ne işiniz var sizin burada? Gidin evinize, hem dindarsınız hem buralardasınız”ı ima eden bakışlar cidden rahatsızlık verici.

Sık sık başıma gelmiyor değil doğrusu.

Ben, ‘neden böyledir’i tartışmaktan ziyade, Fatih’te ya da muhafazakâr ailelerin yoğunlukta olduğu semtlerde oturulacak, eğlenilecek mekânların bulunmamasına işaret edeceğim.

Gazetecilerin, yazarların yoğunlukta olduğu bir semt olmasına rağmen var mıdır Fatih’te şöyle adamakıllı oturacak, çayını, kahveni içerken muhabbet edebileceğin bir yer?

Ağaç Kitap Kültür Merkezi, Saray Muhallebicisi, Mavi Lale Kitap Cafe gibi sayısı sanırım beşi bulmaz.

Pek çok mekân açılmasına rağmen, kısa sürede kapandılar.

Ayfer’in cafe’si işte bu açığı dolduran bir yer.

Zira...

                                           ****

Diyelim ki canınız bir akşam fasıl dinlemek istedi.

Canlı müzik mekânları malum. Olmazsa olmazları arasında yer alır ‘alkol’. Hem şarkılar seni alıp götürecektir başka hülyalara, olmayı istediğiniz düşlere giderken de hafif kafayı bulmak lazımdır.

Yanlış anlamayın, asla eleştirmiyorum. Alkol tartışmasına da girmiyorum.

Zira genelde ‘alkollü’ yerlerde, alternatif sıcak içecek bulma olasılığınız yok denecek kadar azdır.

Seçenek yoktur yani.

Oysa...

Kahvemi içerken dinlemek istiyorum “Tükeneceğiz, Sen Ağlama, Gölgesinde Mevsimler Boyu, Senede Bir Gün, Gönül Penceresinden”i...

                                           ****

İşte Ayfer bu yüzden ‘ayrıcalıklı’ birisidir.

Açtığı cafe bu yüzden ‘ayrıcalıklı’dır.

Çünkü Ayfer ‘başörtülü’, ayrıca imam hatipli.

Akdeniz Caddesi’nde, iki katlı, şirin, hem Nişantaşı’ndaki cafe’leri aratmayacak kadar güzel, hem de çarşamba, cuma, cumartesi ve pazar akşamları canlı olarak sanat, halk ve pop müziği dinleyebileceğiniz nezih bir yer.

On parmağında on marifet.

Cafe’nin iç dekorasyonunda kullanılan yağlı boya tablolar, ahşap boyama gazetelikler, çay tepsileri, masaların üzerini süsleyen mumluklar onun eseri.

Allah vergisi şahane bir sesi var.

Misafirlerine çay, yemek ikramı aralarında, alıyor eline mikrofonu, kâh kendi sevdiği şarkıları kâh bizim istediğimiz şarkıları söylüyor.

Kapıda karşıladığı misafirlerini gidinceye kadar en iyi şekilde ağırlıyor sizin anlayacağınız.

“Karnın aç mıdır arkadaşım?” “Ben Alişan’ın taze ıspanak köklerinden yaptığı krepten, ama öncesinde sıcak bir çorba istiyorum. Kahvemi üst katta içeceğim.”

Gelenlere ‘müşteri’den ziyade, evine gelen misafir gibi davranıyor. Gençlerin ablası, akranlarının dostu... Hem de sevgililerin akıl hocası... Cafe’ye gelenler arasında gözünün tutmadığı biri varsa, Ayfer’in göz hapsindedir!..

Öyle kalabalık, yığılmış masa sandalyeler yok. Uğultulu konuşma sesleri yükselmiyor.

Sakin, huzurlu.

Alt katta isterseniz dizinizi seyredebilir ya da oturabilirsiniz. Üst katta mum ışıkları arasında romantik bir akşam geçirebilirsiniz.

Cafe’nin ismi AYIŞIĞI

Ayfer’in sözlük anlamı ‘Ayışığı’ -ben de yeni öğrendim- demekmiş.

Ayışığı Cafe... Ayfer’in yeri...

Ayfer başörtülü... Ayfer imam hatipli...

 

Çarşamba günleri ‘Kadınlar Matinesi’, akşamları ise ‘Karadeniz Gecesi’

 

“Kız senü sevdüğümü de dünyalara bildurdum

İndurdun kaşlarını babani mu öldürdüm...”

Pop, sanat, slov halk müziği ne dinlerseniz dinleyin. Karadenizli olun, olmayın, bu türküyü sevmeyen ya da duyduğu yer de türküye eşlik etmeyen var mı aranızda?

Karadeniz türkülerine özel ilgisi olan biri değilim şahsen.

Ancak...

Bu türküyü duyduğum zaman gayri ihtiyarı mırıldanmaya başlıyorum.

Siz en iyisi çarşamba akşamları Ayfer’e uğrayın, karalahana dolması, mıhlama, hamsili pilav yerken şahane bir Karadeniz akşamı yaşayın.

ÖLMEYE GELDİK!..             

 

Her yıl Hac ibadeti esnasında ölümlü kazalar görmek alışkanlık haline geldi. Artık Suudi yönetimine bunun hesabını sormanın da suyu çıkacak... Gerçi yıllardır Medine ve Mekke’de yatırımlar yapıldı, organizasyonun düzenli hale gelmesi için çaba sarf edildi ama...

Hac’da yaşanan biraz da Müslümanların zihniyet sorunundan kaynaklanıyor.

Özellikle yoksul ülkelerden gelen hacı adayları, sokaklarda yatmak ve her türlü zor şartlar altında Hac vazifesini yapmak üzere ‘bilerek ve isteyerek’ geliyorlar.

Kendi çevremden biliyorum, Hacca gitmeye niyetli olanların birçoğu, “O mübarek topraklarda ölmek” arzusundadır. Bıraksanız Mekke ve Medine’yi devasa bir mezarlık haline dönüştürecekler sanki...

Hac’da yaşanan ölümlü vakalar, sanki bu arzunun bir tezahürü gibi gelmiştir bana...

31.01.06



[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.