|
İçim kıpır
kıpır. Kulaklarımda kulaklık, iki aydır sürekli dinliyorum. Döndürüp döndürüp
tekrar dinliyorum.
Ben ne mi
dinliyorum? Sami Yusuf. Yeni keşfedenlerdenim. Sami Yusuf ilahiler okumuş.
Aslında ilahi değil bunlar. Dini içerikli sözlerin yer aldığı şarkılar... Ama
asla yeşil pop değil. -Yazı arası not: Yeşil pop meselesine bilahare uzunca
değinilecek.- Bir kere müzik özgün, ses harika, kulağı rahatsız eden hiçbir şey
yok.
Ben müziksiz
yapamayanlardanım. Dolayısıyla, yazılarımı yazarken kulaklık mutlaka
kulaklarımda olacak.
Şimdilik bu
kural bozuldu. Çünkü.
Ben istiyorum
ki... Sami Yusuf’u herkes dinlesin.
Ben istiyorum
ki herkesi rahatsız edeyim.
Dokuzuncu
haftadır Tempo’da yazıyorum.
Merak edenler
için parmaklarımı sayarak sıralayabilirim. Birinci haftadan itibaren hangi
yazıyı yazarken hangi müziği dinliyordum
diye.
Çünkü yazıya
başlarken sevdiğim bir şarkıyla konsantre oluyorum. Sezen Aksu, Erkan Oğur,
Gülay, Şükriye Tutkun, Ahmet Kaya, Yavuz Bingöl ve şimdi Sami
Yusuf.
Bir...
Malumunuz üzere bu yazı Sami Yusuf dinleyerek
yazılmıştır.
İki...
Dinlemekle kalınmayıp Sami Yusuf kimdir diye
araştırılmıştır.
Üç... Yakın
zamanda kendisiyle bir röportaj yapılmak istenmektedir. Zira Sami Yusuf bir
çığır açmıştır. Müzik deyince ilahi, sanatçı deyince ‘yeşil pop’ söyleyen
İslamcı sanatçı söylemi bundan sonra rafa kalkacak gibi
görünüyor.
Zira...
* * * *
Geçen haftaki
yazıya şöyle bir geri dönüş yapmakta fayda
var.
Ne demiştik...
‘Dindar kesim’ cephesinde uzunca bir süre ‘müzik helaldir, haramdır’
tartışmaları yapıldı. Dolayısıyla çok uzunca bir süre televizyonlara ‘günah
kutusu’ olarak bakıldı. Evlerin büyük bir kısmına televizyonlar girmedi. Kanal 7
ve Samanyolu televizyon kanallarıyla birlikte ‘dindar kesim’in evine televizyon,
yine Marmara, Akra, Moral Fm gibi özel radyo kuruluşlarıyla birlikte de evlere
radyo girdi.
1990’lı
yıllarda özel geceler yapılırdı. Bunlar çoğu zaman buluşma geceleri ya da özel
kutlama adı altında olurdu...
Abdülbaki
Kömür, Taner Yüncüoğlu, Eşref Ziya Terzi, Hakan Aykut, Aykut Kuşkaya ve Mustafa
Demirci dindar kesimin dinlediği
sanatçılardı.
Cumhuriyetle
birlikte geçmişiyle bağları bir anda kesilen, Türkiye’de yetişen İslamcılar da,
geçmişin devasa musiki tecrübesinden istifade edemediler. Yeni üretilen müziği
kısa bir süre dinledik ama kulakların aradığı bu değildi. ‘Ezgi’ adı verilen
bilgisayar müzikleriyle insanlar bir süre oyalandı. Bugün zevkle dinlediğimiz
klasik ilahiler, zaten geçmişten kalan değerli
bestelerdi.
Ve yine
doksanlı yıllarda Hakan Albayrak tarafından ilk kez ‘yeşil pop’ kavramı ortaya
atıldı.
‘Kalksam ve
Dirilsem’, ‘Şehit Tahtında’, ‘Bir Güneş Doğuyor’ gibi ezgiler bir dönem sonra
dinleyici karşılığı bulmadı.
Yani. Zaman
değişti, dindar kesimin sanatçıları tarafından yapılan müzik kasetleri yeni
kuşak gençliğini tatmin etmedi.
Kendimden ve
çevremden biliyorum.
* * * *
Dedim ya, iki
aydır aralıksız dinliyorum ‘My Ummah’ albümünü.
Türkçe,
İngilizce ve Arapça söylüyor. Herhangi bir pop sanatçısından farkı yok. Diğer
sanatçılardan ayrıldığı nokta, dini içerikli müzik tarzını seçmiş olması. Tıpkı
protest, özgün müzik seçimi gibi.
Kaldı ki, son
yıllarda müzik adına üretilen yüz kızartıcı sözler ve kliplerle ahlaka büyük
zararlar verildiğine inanıyorum. Müzik endüstrisinin insanlığın ahenk
arayışından ziyade toplumsal dejenerasyona da kapı araladığını göz ardı
etmiyorum. Müzik, doğadaki ve insan ruhundaki ahengi yakalamalı, pozitif
telkinler vermelidir. Son günlerde özellikle internetten yoğun bir dinleyiciye
ulaşan NATO gibi.
İşte bu
nedenle Sami Yusuf, şarkı sözleriyle, vokalleriyle, düzenlemeleriyle harika bir
iş çıkartmış.
İlk kez bir
müzik kanalında dönen klibine rastladım. Önce bir bakındım. Tabiri caizse
yerimde dondum kaldım. “Kimdir bu adam” deyiverdim. Sonra gün boyu beklemeye
başladım, tekrar çıkacak mı diye.
Doğum günü
hediyesi olarak arkadaşımdan Sami Yusuf CD’si isteyiverdim bir
anda.
* * * *
Sami Yusuf’un
Türkiye distribütörü, Beyza Müzik Yapım Şirketi sahibi Mustafa Demirci’yi
yakalıyorum telefonda.
Kendisine
konuşma fırsatı vermeden habire konuşuyorum. Sonra varıyorum farkına. Mustafa
Bey diyor ki: “Camiadan uzak kalan galiba sizsiniz!” Yani kibarca şunu demek
istiyor: “Bu senin ayıbın.” “Tamam kabul. Ama bakın bundan haberim oldu. Üstelik
çok da beğendim ve sürekli de dinliyorum. Siz Allah aşkına anlatır mısınız
kimdir bu adam?”
Mustafa
Demirci anlattı ben dinledim.
İşte
öğrendiklerim.
1980 doğumlu
Azeri asıllı bir sanatçı. Müzisyen bir ailenin çocuğu olarak doğmuş. İlk müzik
eğitimini babasından almış.
18 yaşındayken
İngiltere Kraliyet Müzik Akademisi’nde burslu okuma hakkı
kazanmış.
Sadece İslam
ülkelerinde değil; Amerika, Avrupa, İngiltere ve Avustralya’da zaten tanınan bir
sanatçıymış.
Mustafa
Sandal, Tarkan, Rafet el Roman’ın dinleyici ve hayranları aynı zamanda Sami
Yusuf hayranıymış.
Dini temaları
ve toplumsal konular, insan hakları, savaşlar ve katliamları seslendiriyor
müziklerinde.
Albüm baştan
sona şahane. Benim favori parçam ‘Hasbi Rabbi’ ama en çok da ‘Free’. Siz ‘Eid
Song’ parçasını da mutlaka dinleyin.
Son son
son...
Merak edenler
çoğunlukta biliyorum.
Sami Yusuf’un Alman
asıllı bir eşi var. Kendileri henüz yeni evliler. Şu günlerde Almanya’da ünlü
bir grupla düet çalışmalarındaymış kendileri.
|