|
Necmettin Erbakan’ın yakın çevresi, ev hapsi cezası infaz
edilirse, Hoca’ya Cuma Namazı izni verilip verilmeyeceğini merak ediyor.
Necmettin Erbakan’ın ev hapsi için Balgat’taki dairesini seçeceği
söyleniyor
Yakın
çevresi, Necmettin Erbakan’ın ev hapsi cezası infaz edilirse, ‘Cuma Namazı’ izni
verilip verilmeyeceğini merak ediyor.
İkametgâh
adresi Altınoluk’ta gösterilen, kendisi Ankara’daki evinde yaşayan Erbakan, 2
yıl 4 aylık cezayı, hangi evinde çekecek?
Ankara’da
mı, İstanbul’da mı? Yazı mı, tura mı?
İnfaz’ın
gerçekleştiği yerde, Erbakan’ın yanında kimler
olacak?
Merak
edilen bu soruları ben de Erbakan’a yakın iki önemli kişiye sordum.
Dinlediklerimi size de aktarayım.
----------------
İnfaz
gerçekleştiği takdirde, Necmettin Erbakan, Altınoluk’takini değil, Ankara’daki
evini tercih edecek. Zira Ankara’da bulunan ‘asıl evi’ hem daha müsait hem de
Erbakan’ın ‘çalışma odası’ bu evde bulunuyor.
Hadi daha
net olarak evi söyleyelim, hani şu Balgat’ta üç daireli, müstakil bahçeli
apartman var ya, işte orası.
Ve...
Bu aile
apartmanında yaşayan oğlu Fatih Erbakan ve eşi, kızı Elif Altınöz ve eşi hep
birlikte olacaklar. Normal yaşamlarından hiçbir şey
değişmeyecek.
Eski bir
başbakan olması hasebiyle, ev ziyarete açık olacak. Şimdiki güvenliğin haricinde
bir güvenlik de olmayacak.
Görüştüğüm
kişiler, yapılan düzenlemede, Erbakan’a Cuma Namazı için camiye gitme izni
verilip verilmeyeceğini merak ediyorlar. Cuma Namazları için izin verilmesi,
Erbakan açısından oldukça önem arz ediyor. Ceza kesinleşirse, merak edilen konu
bu.
Adalet
Bakanlığı, bu infaz Türkiye’de bir ilk olduğu için, bundan sonrasına örnek
teşkil edecek bir tüzük hazırlığı içinde. Tüzüğün en önemli maddesi, ‘Cuma
Namazı izni’ olacak. Belki bu yazı yayımladığı tarihte tüzük hazırlanmış
olacak.
Benim
dikkatimi çekense; bu infaz kararının Erbakan’ın yanında hiç konuşulmuyor
olması.
Bu arada
infazla ilgili önemli bir ayrıntı daha var...
O
da...
Yeniden
yargılama sürecine gidilmesi talebi.
--------------------
Şimdiye
kadar dördüncü kez erteleme almış ‘kayıp trilyon davası’na 16 Ocak 2006
tarihinde beşinci kez davetiye gitti. Ya teslim ol ya da erteleme talebinde
bulun. Davetiye elbette Ankara’ya değil Altınoluk’taki evine
iletildi.
Edremit
Başsavcılığı, gelen ‘erteleme talebi raporu’nu Bursa Adli Tıbba gönderdi. Bursa
Adli Tıp ise kendi yetki sınırlarını aştığı için raporu İstanbul’a
gönderdi.
Şimdi bütün
gözler İstanbul’un vereceği kararda.
Yani
cumhurbaşkanlığının onayladığı infaz yasasından daha önemli. Erteleme olursa,
yeniden yargılama isteminde bulunulacak.
Zira bunun
28 Şubat sürecinin bir uzantısı olduğuna inanılıyor. Yani siyasi bir hesaplaşma
olarak bakılıyor.
Davayı o
dönemde Anayasa Mahkemesi değil de Maliye Bakanlığı’nın yürütmüş olması da
‘yeniden yargılama talebinin’ başlıca nedenlerinden.
Dönemin
Maliye Bakanı Zekeriya Temizel’e sunulan 948 çuval belgenin sadece 20 çuvalının
okunarak karara varılmış olması da ‘yeniden yargılama talebi’
sebebi.
Bugüne
kadar zaten bu suçlamayla 60’a yakın parti yetkilisi cezaevine girip dört ay
yatmışlar.
Bu davadan
etkilenmeyen ancak o dönemde etkin iki kişi var: Abdullah Gül ve Abdülkadir
Aksu, dokunulmazlığı olduğu için yargılanmayanlardan.
Şöyle de
düşünülüyor. Anayasa Mahkemesi yargılamayacaksa, yine aynı koşullarda şimdiki
Maliye Bakanlığı bir komisyon oluşturulup bütün belgeler yeniden incelenerek
yargılama yapılsın.
Her şey
kısa sürede netleşecek.
Saadet
Partililerin gönlünden ne mi geçiyor? Sormaya ne hacet. Elbette erteleme ve
sonrasında davanın yeniden yargıya intikal ettirilmesi.
Yani
Erbakan, kesinlikle ev cezası dahi olsa çekmek istemiyor. Suçlu olduğuna
inanmıyor.
|