|
Erdal İpekeşen
Hizmette sınır var
Çok değil, bundan 55 yıl önce su ihtiyacını çevredeki dere ve kuyular ile, mahallelerde bulunan çeşmelerden karşılayan Kayserili, şehirden çok, ilçe görünümünde bir yerleşim birimine sahipmiş.
|
|
|
|
Erdal İpekeşen
|
|
|
|
|
Altyapının olmadığı, yolların toz topraktan geçilemediği ve evlerin iki katın üzerine çıkamadığı bu şehirde, cumhuriyetin ilk çeyreği ile beraber hızlı bir değişim yaşanmış. Şehrin mastır planı ta o yıllarda çıkarılıp, düzenli bir gelişmenin startı verilmiş. Eni 100 metreye varan bulvarlar, geniş cadde ve sokaklar ile meydanlar inşa edilmeye başlanmış. İl ve belediye yönetimleri değişse de her gelen idareci bu plana sadık kalmış ve kendince az ya da çok ilavelerde bulunmuş. Sonuçta da bugünkü modern Kayseri yaratılmış. Üretken insanların diyarı bu şehirdeki sanayi ise birçok ilimize parmak ısırtacak büyüklüğe ulaşmış. Şimdi her şeye sahip şehrin tek bir eksiği var. Onu da Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki şöyle açıklıyor: "Bizim Kayseri'de eksik olan tek şey hizmet sektörü. Güzel restoranlar, kafeler ve eğlence merkezleri olsun istiyoruz, ama bizim yatırımcıyı bir türlü ikna edemiyoruz. İş deyince Kayserilinin aklına üretim geliyor. Otelcilik, restoran işletmeciliği filan bizimkilere çok uzak. Şimdi, sosyal hayatı da canlandırmak için insanımızı bu sektöre alıştırmaya çalışıyoruz." Kayseri'den ilginç bir not daha. Bu kentte yaşayan insanlar geniş hacimli evlerde oturmayı çok seviyor. O nedenle de konutların ortalama büyüklüğü 140 metrekare. Evlerin birçoğunun 200 metrekarenin üzerinde olmasına karşın, ortalamayı yeni yapılan 100 metrekarelik sosyal konutlar düşürüyor.
Türkçe konuşamıyoruz
Türk Dil Kurumu, kuşkusuz, ülkemizin en önemli kurumlarından biri. Tempo Ankara Bürosu'ndan Aysun Doğan, Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın ile dilimizi kullanma konusunda kapsamlı bir görüşme yaptı. Doğrusunu söylemek gerekirse bir sordu, bin ah işitti. Nasıl mı? İsterseniz bunun cevabını Haluk Bey'in ağzından spot cümlelerle sizlere aktarayım:
Gazete, televizyon ve dergilere haber yazarken kullanmaları için yolladıkları sözcük listelerinin alay konusu yapılmasından rahatsızlık duyuyor. En az 100 bin sözcüğe ulaşmamıza karşın, gündelik yaşamda 200, bilemediniz 300 sözcükle yetinmemizin bir nedeni olarak da bu alay etmeyi gösteriyor. Kurum olarak 1999 yılında yaptıkları bir araştırmaya göre, kitle iletişim araçları bin civarında söz varlığı kullanıyormuş. Yani kitle iletişim araçları olarak bizlerin Türkçenin söz varlığından yararlanma oranı çok düşükmüş. Bunun yanı sıra, Türkçeyi yabancı sözcüklerden koruma çalışmaları basında alaycı bir dille yer alırken, sözcük dağarcığı da sınırlı kalıyormuş. Konunun ciddiye alınmamasının önemli dil sorunlarına neden olacağını dile getiren Başkan Akalın'ın dikkat çektiği bir başka konu da internet dili ve Türkçedeki kültürel değişim. Bakın bu konuda neler diyor:
|
TDK'nin yabancı kelimelere Türkçe önerileri
|
|
Ankesör: Kutulu telefon,
Bungee-jumping: Zıpzıp atlama,
Check-up: Tam bakım,
Damping: Düşürüm,
E-mail: Elmek,
Euro: Avro,
Faks: Belgegeçer,
Fotokopi: Tıpkı çekim,
Fuaye: Dinlenmelik,
Global: Küresel,
Garnitür: Bezenti,
İllüzyon: Yanılsama,
Jaluzi: Şerit perde,
Logo: Ayırmaç,
Meditasyon: Derin düşünme,
Megapol: Dev şehir,
Non-stop: Duraksız,
Pedal: Ayakça,
Popüler: Tutulmuş, tutulan,
Prime-time: Altın saatler,
Self-servis: Seçal,
Stand-up'çı: Sözçatar,
Suare: Akşamlık,
Talk-show: Çene yarıştırma,
Vantilatör: Estireç,
Walkman: Yürürçalar...
|
|
|
"Kültürel değişim en açık biçimde dilde gözleniyor. Tam anlamıyla küresel bir kültür etkilenmesi var. Örneğin müzikte, Türkçe sözlü hafif müzik diyoruz, ama şarkının sözlerinde İngilizce cümleler geçiyor. Aslına bakarsanız tüm dünya dilleri değişiyor. Amerika'ya da baktığınız zaman dillerine giren İspanyolca sözcüklerden rahatsızlar. Dünya dilleri küreselleşme nedeniyle bir değişim içinde. İnternet ise bozuk Türkçe ile kullanıldığı için tehlikeli bir durum gösteriyor, ama bileşim sözcükleri üretmek için de çalışmalara başlıyoruz." Bu arada halkın belleğine kazınan ve tutmuş popüler yabancı kelimelere karşı TDK'nin Türkçe önerilerinden bir demet sunmak istiyorum.
Çingenelerin haklı isyanı
Haklarındaki yanlış kanıyı silmek için mücadele eden Çingene Kültürünü Araştırma Federasyonu yoğun bir çaba içinde. Hedefleri ise yasalar, sözlükler ve kitaplarda Çingeneler aleyhine olan ifadelerin temizlenmesine yönelik çalışmaların hızlanması. Federasyonun raporunda, yaratılan olumsuz Çingene imajının kaynakları tek tek açıklanıyor ve saptamalarda bulunuluyor.
Rapora göre, ülkemizde Çingenelerin kırk asır önceki hurafelerden oluşan önyargılarla inançsız, nikâhsız, sünnetsiz oldukları, isteseler de inançlı olamayacakları, İslamiyet'in Çingenelerle evliliği yasakladığı, bunların Kuran'da yazılı olduğunu zannedenler var. Çingeneler, bazı kitap, sözlük ve ansiklopedilerdeki yazılarla aşağılanmakta ve suçlanmaktalar. Örneğin; Milli Eğitim Bakanlığı ve Türk Dil Kurumu tarafından onaylı bazı sözlüklerde Çingeneler "Cimri, eli sıkı, hasis, arsız, yüzsüz, hayasız ve çığırtkan" olarak tanımlanmakta. MEB'in yayımladığı Türk Ansiklopedisi'nde Çingeneler, "Pis, ilkel, eğitimsiz, sosyal yaşamları düşük, cellat, çengi, dilenci" olarak gösterilmekte. Kültür Bakanlığı'nca yayımlanan 'Türkiye Çingeneleri' isimli kitabın 24. sayfasında Çingeneler, "dilenci, kavgacı, çok eşli, genelev işletmecisi" olarak tanımlanmakta.
Doğrusu Çingenelerin bu feryatlarını haklı buluyorum ve çalışmalarına destek veriyorum.
|
|