Yoksa Beyhan Murphy fazla mı geldi?
Artık unuttum, hayli zaman önce, hayran kalmıştım, meslek aşkı ve hırsına.
Yaptığı işi seven insanları çok severim, neden bilmiyorum ama öyle bir duygu var içimde, çünkü onlar çevrelerine pozitif enerji yayıyorlar, çünkü onlarda kompleksli davranış biçimlerine rastlanmıyor, çünkü onlar hayata sevgiyle yaklaşan insanlar oluyorlar.
Beyhan Murphy ile tanışırken sesinin tonundaki vakardan, gözlerinde gururla dolaşan ışıktan kendini seçtiği sanata adayan bir insanla karşı karşıya olduğumu biliyordum.
Beyhan Murphy İngiltere'den dönüp Türkiye'ye adımını attığı andan itibaren bir gün bile kendine, sanatına, mesleğine ihanet etmedi.
Modern Dans Topluluğu'nu kurdu ve onu modern, Avrupalı Türkiye'nin geleceğine taşıdı.
Zannediyorsunuz ki, bütün bu işler öyle kolaycacık oldu.
Yıllar var bu maceranın altında, emek var, alın teri var, ülkesini seven, ülkesinin ileri gitmesini isteyen bir sanatçının fedakarlığı var.
İstanbul Devlet Opera ve Balesi Başkoreografı Beyhan Murphy'nin kurumun Genel Müdürü ve Sanat Yönetmeni Suat Arıkan tarafından Hıncal Uluç'un yazısından sonra görevden alınmasıyla başlayan macera Suat Arıkan'ın yerine Meriç Sümen'in atanmasıyla sonuçlandı.
Böylece bana da Beyhan Murphy'ye bale sanatı için sarf ettiği fedakarane çabalardan ötürü teşekkür etme fırsatı çıkmış oldu.
YAZAR "BİRAZ DAHA TİTİZ OLALIM" DEDİ
Yaptığınız türbanı siyasete alet etmenin dik alası!
Bu türban itişmesinden müşteki biri olarak evvela açıklamalıyım ki, ben giyinmenin de insanın sahip olması gereken özgürlüklerinden biri olduğuna inanıyorum.
İsteyen istediği gibi giyinsin.
Amaaaaa.....
Sizin giyiminizin siyasi bir karşılığı varsaaaaa...
Bir şeyleri, bir yerleri zorlamak için o giyim tarzını insanların gözünün içine sokmaya kalkıyorsanız...
Kabul edin ki, o da olmaz.
Bu türban meselesi Türkiye'deki kutuplar arasında o kadar ayırt edici bir mesele haline geldi ki, artık ince sömürü noktalarına doğru yürüyoruz, medyamız hariç değil.
Erzurum Atatürk Üniversitesi'nin 2004-2005 öğretim yılı mezuniyet törenine bazı başörtülü anneler alınmamış. Fena halde katmerli bir yanlış yapılmış.
Veliler gözyaşlarına hakim olamamışlar. Mağdurlardan Sabriye Karşı, "Ben bu ülke için evladımı şehit verdim" demiş ama başörtüsü yüzünden kızının başarısını görememiş.
Olayın iki tarafı da hatalı. Birincisi üniversite yönetimi törene Emine Erdoğan geldiğinde içeri almayacak mı? Alacaksa çifte standarda girer. Annelerimizin başörtüsüne karışmak büyük yanlış ve ayıptır.
İkincisi türban yanlısı gazeteler de bu haberi "başörtülü şehit annesi" biçiminde duyguları kanırtıcı şekilde, asıl amaçlarına ulaşma yolunda bir fırsat olarak kullanırlarsa yanlış yapmış olurlar.
Şehit annelerinin başka talepleri de vardı, "Apo asılsın" gibi...
Türban yanlısı gazeteleri bu sloganı bağırırlarken duymadım hiç. Neden acaba? Hükümetin politikasına uygun olmadığı için olabilir mi yoksa?
Öyleyse bu da çifte standarda girer. Ki olmaz, doğru değildir.
Şu türban üzerinden oynamaktan Allah aşkına artık vazgeçsek daha iyi olmaz mı?
Haksız mıyım ya?
Baykal'ın ne kışkırttığını biliyoruz ama hiç değilse önüne gelen alet olmasın!
YAZAR ''ONLAR SKOR YAZARI'' DEDİ
Sezenciler-Ajdacılar, maçın galibi kim sizce?
Kimse.
Yani bence.
Bence öyle.
Ortada böyle bir maç yok. Sezen ve Ajda birbirine rakip değil, iki zıt kutup değil onlar, birbirini tamamlayan parçalar.
Geçen haftanın salısında Ajda Pekkan'ın televizyon programının konuğu Sezen Aksu idi ve günlerce önceden açıklandı.
Durumdan vazife çıkartan, her fırsattan bir darbe yaratmaya meraklı, spor değil skor yazarı arkadaşlar derhal üzerine atladılar.
Sol köşede mavi şortlu Sezen Aksu, sağ köşede kırmızı şortlu Ajda Pekkan.
Hani neredeyse yani...
Neler neler yazdılar...
Ajda'nın yapay gibi anlaşılan halinin aslında ne kadar doğal...
Sezen'in baştan ayağa doğalmış gibi duran halinin gerçekte ne kadar yapay olduğunu...
İşte bu programda tüm açıklığıyla görecekti izleyiciler.
Gerçekten de bir Sezenciler-Ajdacılar şeklinde bir bölünme yaşanmadı değil.
Ama gördük ki, boş, tüm bu körüklemeler, amigoluklar, kışkırtıcılıklar boş.
Oryantalist Sezen-Batıcı Ajda diye bir sosyolojik şizofreni, karakter bölünmesi yok.
Her ikisi de bizim, Türk insanı kimliğimizin birer yanı.
YAZAR ''DAHA İYİSİ ŞAM'DA KAYISI'' DEDİ
Gençliğin en sevgilisi Acun Firarda ve Paris Hilton
Bir üniversitede hatırı sayılır miktarda öğrenci arasında bir anket yapılmış ve gençlerin en özendikleri insanlar Acun Firarda ve Paris Hilton çıkmış.
İkisinin de belirli bir işi, bir mesleği, kimseye karşı bir sorumlulukları yok.
Dünyanın orasında burasında laylaylom geziyorlar, iyi de para kazanıyorlar.
Gençler onlara özeniyor, onlar gibi olmayı, onlar gibi yaşamayı büyük bir şans sayıyor.
Yok, bir araba olumsuz laf edip gereksiz nutuk atmayacağım.
Sadece şunu sormak istiyorum:
Siz çocuğunuzun öyle yaşamasını ister miydiniz?
Peki, siz öyle yaşamak ister miydiniz?
Dürüst cevap vermenizi rica edeceğim, lütfen!
YAZAR ''SEN NEYMİŞSİN BE AĞBİ'' DEDİ
Bana göre Sinan Çetin, Mustafa Sandal'ı döver!
İster inanın, ister inanmayın...
Ben böyle olacağını tahmin etmiştim.
Baştan temiz konuşalım, Sinan Çetin herhangi biri değildir, hiçbir zaman olmadı, hiçbir şey değilse bile çizgiüstü bir yaratıcıdır, herkes kabul etsin.
Şimdi Allah’ı var, bir dolu reklam filmini severek izledim ama Muhabbet Kart'taki bozuk aksanlı İngilizce konuşan Mustafa Sandal onlardan biri değildi.
Gazeteci arkadaşlar Sandal'ın reklam filmini Tarkan'ın reklam filminin karşısına çıkarmak istediler, bir parça üfürdüler ve birdenbire Mustafa Sandal konuşmaya başladı.
Şarkıcı olarak değil, büyük bir sinema oyuncusu olarak.
Zirvedeyim, komediden bıktım, artık ağlatmak istiyorum türünden uçurtmalar...
Dirseklerini bu alanda çürüten Sinan Çetin yemedi, Sandal'ın işine son verdi.
İyi darbeydi, Mustafa Sandal yıkılmadı ama sıkı sarsıldı.
Onun hamlesi ise çok hafif kaldı:
"İlk kez bir film yapacaksam yönetmencikle değil yönetmenle çekmek isterim."
Vay vay vay!
Breh breh breh!
Bu kavgada bence Sinan Çetin, Mustafa Sandal'ı döver, ya sizce?
''YAZARBEĞENDİ''
Pera Müzesi
Suna ve İnan Kıraç'a...
Binlerce teşekkürler ki...
Bu ülkeye, bu şehre bir müze daha...
Öyle böyle değil, mükemmel bir müze daha kazandırdıkları...
O artık kendi içinde bir efsaneye dönüşen Kaplumbağa Terbiyecisi'ni...
Bizim de izleyebilmemizi sağladıkları için teşekkürler.
|