|
Geçen haftaki editörler toplantısında kapak konusu olarak bunu
belirlemiştik. Hatta kapağa da böyle yazacaktık. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet
Sezer’in görev süresinin bitmesine az bir süre, yaklaşık iki ay kalmıştı. ABD’de
bu duruma gelmiş ‘başkanlara’ topal ördek deniyordu. Buradan hareketle Sezer’in
Türk siyasi hayatına kattıklarını-katamadıklarını, duruşunu, gelecekteki olası
hareket şekillerini analiz eden bir kapak haberi hazırlamaya başlamıştık. Ama
kader, meğer o sırada ben topal ördekmişim de haberim yokmuş.
Bu satırları TEMPO’nun yayın direktörü olarak yazmıyorum. Bu;
meslektaşım, derginin yeni yayın yönetmeni Çınar Oskay’ın büyük bir nezaket
örneği göstererek benden istediği bir veda yazısı aslında. 18 ay evvel geldiğim
ve çalışmaktan büyük zevk aldığım bir yayından ayrılıyorum. Biliyorum, her bitiş
bir başlangıçtır aslında ve yeni başlangıçlar her zaman iki kat heyecanlandırır
insanı. Ama ne yazık ki benim ruhum bitişleri, ayrılıkları hiç sevmiyor. Ve şu
da bir gerçek ki insanın başına, hayatta sevmediği pek çok şey geliyor.
Sakın benim yayın direktörlüğü sıfatı gitti diye üzüldüğümü sanmayın.
Direktörlüklerin, müdürlüklerin, hayatta insanın adının önüne veya arkasına
gelen pek çok titrin geçici olduğunun bilincindeyim. Ben sadece çalıştığım yerde
kurduğum dostlukların, arkadaşlıkların yitip gitmesinden endişe ediyorum. O
insanları daha az belki de hiç görmeyecek olmam içimi burkuyor.
Bir de okurlardan, hele TEMPO’da olduğu gibi fanatik okurlardan ayrı
kalmak zor gelecek bana. E-mail’le, telefonla acımasızca eleştiren ya da ülkenin
en ücra köşesinden yollanan bir sepet elmayla ödüllendiren okur... Hapishaneden
ya da hastaneden, üniversiteden kimi zaman bir internet kafeden bize ulaşan
ses... Onlar da özlenecek tabii...
Vedaları uzun tutmamak lazım. Hızla helalleşip gitmeli ki göz teması az
olsun.
TEMPO’daki sevgili çalışma arkadaşlarım... Son sözüm
size... Sizleri, hemen her hafta Türkiye’nin en iddialı gazetelerinin birinci
sayfalarını, köşe yazılarını, televizyon haberlerinin ilk sıralarını kaplayan
haberlerinizi, engelliler kampanyanızı, Behiç Aşçı olayındaki hassasiyetinizi,
bir haftada 253 bin satarak kırdığınız rekoru, en önemlisi iyi günde ve kötü
günde bir arada olmayı hiç unutmayacağım. Hoşçakalın...
|