|
Sadece iki ay önce, yani ekim ayında, Amerika’nın PKK’yı desteklediğini
bu ülkenin emekli generallerinden, kanaat önderlerine kadar hemen herkes kabul
ediyordu. Hele emekli generaller, zehir zemberek açıklamalar yapıyordu. Başbakan
Erdoğan, “PKK’nın elinde Amerikan tankı var” iddiası ile gündemi değiştiriyor,
Black Waters özel güvenlik şirketi elemanlarının Kandil’de cirit attığı
söyleniyordu.
PKK’nın Amerikan silahları kullandığı bilgisi, Amerikalı yetkililer
tarafından bile doğrulanmak zorunda kalınmıştı. Amerika, İran’a karşı PJAK’ı
(PKK’nın İran kolu) silahlandırıyordu. Amerika, PKK’lıları (İbrahim Parlak)
serbest bırakıyordu. Erdoğan, “ABD, PKK’ya karşı adım atmıyor, buna seyirci
kalamayız” açıklaması yapıyor, Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt, ‘PKK'ya
destek veren müttefiklerden’ yakınıyordu. 5 Kasım’da Erdoğan-Bush görüşmesinden
sonra sihirli bir değnek değdi ve bir anda medya ABD’nin nasıl da istihbarat
desteği verdiğini, operasyonları nasıl da desteklediğini ve Türkiye’nin yanında
saf tuttuğunu yazmaya başladı. Aradan sadece iki ay geçti. Bu zaman diliminde
Economist dergisi, ABD ile Türkiye’nin anlaştığını ve bölgesel Kürt yönetiminin
tanınması karşılığında PKK ile mücadele anlaşması yapıldığını iddia etti.
Gerçekten o iki ay önceki duygular, iddialara ne oldu? Nasıl oldu da ABD
bu kadar kolay yeniden stratejik müttefik oluverdi?
. .
.
Devamı Tempo'da
(1047 - 27
Aralık 2007)
|