Tempo Online

 
SON DAKİKA
Küresel Isınma : Avrupa Uzay Ajansı, buzulların kapladığı alanın uydudan ölçümlerin başladığı 1978'den sonraki en alt seviyesine indiğini ve Avrupa'dan Büyük Okyanus'a kutup üzerinden kestirme deniz yolunun açıldığını duyurdu   Irak : Irak'taki radikal Şii lideri Mukteda Sadr'a bağlı siyasi hareket, Şii koalisyon hükümetinden çekilme kararı aldı   Turizm : Antalya'ya hava yoluyla gelen turist sayısının 6 milyona yaklaştığı bildirildi   Afganistan : İngiltere, Taliban'ın Afganistan'daki İngiliz askerlerine saldırılarda Çin yapımı silahlar kullandığını bildirerek, Çin'e şikayette bulundu   Secret : Rhonda Byrne'ın yazdığı ve dünyada çok satanlar arasında ilk sıralarda yer alan ''Secret (Sır)'' adlı kitap, Türkiye'de de 4 aydır okurların en çok tercih ettiği eser oldu  
Zeynep Göğüş
Franko'dan 30 yıl sonra

İspanya, merkezi iktidar ve ayrılıkçı bölgesel akımlar arasında denge ve dinamizmi kurmayı başarmış bir ülke. Milli gelir yüzde 75 artmış. Terör tamamen yok olmuyor. Ama desteğini yitiriyor.

Göster

Hitler-Stalin-Mussolini ve Franko... 20'inci yüzyılın bu dört diktatöründen yaşam ve iktidar süresi anlamında en uzun ömürlüsü, İspanya'nın Franko'su oldu. Bu ayın ilk haftasını İspanya'da geçirmek söz konusu olunca, Franko'nun ölümünün üzerinden 29 yıl geçtiğini hafif bir şaşkınlıkla idrak ettim. Zaman çabuk geçiyor.

Franko'yu hatırlayarak İspanya'ya bakınca farklı bir algı oluşuyor. Onca yıl diktatörlükten sonra bu kadar kısa sürede mükemmel bir demokratik ülke yaratmak...

30 yılda milli gelirini yüzde 75 oranında artırmak... Bu, İspanya'nın başarısı.

Arada 1981 yılındaki askeri darbe teşebbüsü gibi şanssızlıklar oldu elbette; ama İspanya, terör dahil, demokrasiyi tehdit eden bütün badireleri kanunlar çerçevesinde çözmeyi başardı. Bugün İspanya, hem kendi halkı nezdinde hem de dışarıda itibar sahibi olan, güven duygusu uyandıran bir ülke.

CİDDİ ÜLKE İMAJI
İspanya'yı Türkiye ile kıyaslayıp kimsenin moralini bozmak istemem. Zaten kıyaslamayı İtalya ile yapmak, belki daha doğru. İtalyan demokrasisinin ömrü, İspanya'dakinin iki misli uzun. Sanırım geçen mart ayındaki son seçimleri kaybetmiş olmasına rağmen Aznar, Berlusconi'den daha fazla ciddiye alınan bir liderdi.

Siyaseti bırakıp yaşamın içine dönelim. İspanya'daki estetik ve tasarım düzeyi İtalya'yı aratmıyor. Özellikle mimaride büyük bir atılım içindeler. Dünyanın en ünlü mimarları, İspanyol şehirlerinin prestijini artıran önemli eserler yaratıyorlar; Bilbao'da Paul Gehry'nin çizdiği Gughenheim Müzesi buna bir örnek.

BÖLGESEL REKABET YARARLI
İspanya'nın ülke imajı olarak başarısının gerisinde başka neler var? Benim görebildiğim kadarıyla bu başarıda kentlerin payı büyük. Barselona, 1992 Olimpiyatı ile ayağa kalkmış olan bir şehir. 10 yıl önce geceleri bu şehrin sokaklarında yürünemezdi, bugün çok daha güvenli bir yer olmuş. Şimdi de Madrid olimpiyatlara ev sahipliği yapmaya talip. Amerika Kupası yelken yarışları, 2007'de Valencia'da yapılacakmış. Kentler arasındaki bu rekabette, bana kalırsa, bölgeciliğin oynadığı rolü önemsemek gerek. Katalanlar Katalonya'nın reklamını Barselona ile, Basklar kendi ülke-bölgelerinin reklamını Bilbao üzerinden yapıyorlar. Bölgeler arası rekabet, bölge merkezlerinin Madrid karşısında başını dik tutma arzusu, İspanya'ya dinamizm katıyor.

Bu tabloya bakarak bölgeciliğin İspanya merkezi hükümeti için bir sorun olmaktan çıktığı sanılmasın. Tam tersine, periferi ile merkez arasındaki çekişme her dakika hissediliyor.

Bölgecilik için milliyetçilik kelimesini de kullanmak mümkün. İspanya'nın her bölgesi kendisine daha fazla güç ve yetki verilmesini istiyor. Örneğin Katalanlar kasalarının anahtarının Madrid'de olmasından sürekli şikayetçi. Barcelona'dakilere ya da Bilbao'dakilere sorarsanız buraların yerlileri ayrı birer ulus oluşturuyor.

TERÖR ÖLÜMSÜZ MÜ?
Bölge milliyetçiliği devam ediyor ama teröre başvuran tek örgüt olarak Bask'ların ETA'sı var. ETA'nın yasaklanan siyasi kanadı Batasuna'ya yaklaşık 120 bin kişinin destek verdiği biliniyor; ama bunların pek azı terörle bağımsızlık elde edilmesinden yana. Batasuna'yı bir yana bırakırsak, Kanarya adalarından Katalonya'ya kadar hiçbir bölgedeki bölgesel siyasi partilerde teröre bulaşmışlık yok. Katalanlar, üstünlük taslayan Madrid ile dalga geçmenin yolunu bulmuş. Madrid'in güç sembolü olarak otomobillere yapıştırılan 'boğa'nın yerini Katalonya'da 'maymun' çıkartmaları almış.

İspanya pek çok yönden federal bir görüntü veriyor, ama resmen öyle değil. 17 otonom bölgeye bölünmüş ama her birinin yetki ve sorumlulukları birbirinden farklı. Örneğin en fazla özerkliği olan bölge Basklara ait. Çünkü kendi vergilerini kendileri toplayabiliyorlar. Hatta Baskların kendi polisleri bile var. Durum böyle iken, her bölge neden hala daha fazla hak peşinde koşsun? Ve bu gidişatın sonu nereye varacak?

AYRILIKÇILAR ZENGİN
Bölge entelektüelleri çözümün Avrupa Birliği içinde olabileceği kanısındalar. AB şemsiyesi altında subnasyonal, yani alt ulusal boyutta temsil edilmek pek çoğunu tatmin ediyor. "İspanya'dan ayrılmak ister misiniz?" sorusuna "hayır" cevabını vermekle birlikte, ayrılma konusunun gündeme gelmesinin bir hak olarak görülmesinde ısrarlılar. İstenen şey, İspanya'ya bağlı özerk bir devlet statüsü. Milliyetçiler hep daha fazlasını istemeyecek mi? Bu sorunun cevabı şimdilik net bir şekilde verilemiyor.

İspanya'nın şansı, bu ülkenin fakir bölgesinin olmayışı. İtalya'nın Mezzogiorno'su İspanya'da yok. En fazla otonom olan bölgeler, Katalonya ve Bask bölgesi, aynı zamanda en zengin olanları.

VE TÜRKİYE DERSLERİ
İspanya'ya bakarak Türkiye için herhangi bir ders çıkarabilir miyiz?

Belki!

PKK'nın da, ETA gibi, Kürtlere her türlü hak ve yetki devrine rağmen yok olmayacağını öngörmek mümkün. Fakat, yine ETA gibi, terör yöntemine olan dış desteğini neredeyse tamamen yitirmiş bir PKK olacaktır bu. Buradaki hassas mesele, ne kadar özgürlük tanınırsa tanınsın, terörün tamamen yok olmaması.

Franko öleli, seneye 30 yıl olacak. Faşist İspanyol diktatörün "Espagna: Una, libre, grande" (İspanya: Bir, özgür ve büyük) mottosu bugün ne kadar geçerli? 21'inci yüzyıl İspanyası, artık birlik ve bütünlük içinde olmasa da, gerçekten büyük, özgür ve itibarlı bir ülke.

19.07.04



[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.