|
Oyun, kendi
küçük dünyalarında yaşayıp giden, çevrelerinde olup bitenlere duyarsız davranan
ve hiçbir sorumluluk hissetmeyen üç kadının sohbeti ekseninde ve kısa bir zaman
diliminde geçiyor. Ancak Hülya Karakaş’ın rejisi, eserin vermek istediği mesajı
tam olarak yansıtamadığı gibi, ortaya nereye gönderme yaptığı belli olmayan,
gelişimi daha doğrusu sona doğru gidişi de fark ettiremeyen zayıf bir oyun
çıkmış.
Kimi yerde
seyirciye hitabeden göstermeci sahneleme tekniği, kimi yerde kurgusal film, kimi
yerde de belgesel nitelikli gerçek görüntüler kullanılmış ama hepsi ayrı bir
telden çalıyor. Dekor ve kostümler de özensizlik içeriyor; kadınlardan biri
yazlık kıyafetler içindeyken diğerinin sırtında kürk olması, simgesel olarak
tasarlanan dekorun yanında krakere varıncaya kadar detaylı aksesuar
kullanılması...
Alt metni
zengin oyunun, broşürünün de dört sayfasında sadece oyuncu fotoğraflarına yer
verilmesinden aceleye getirildiği belli oluyor. Abartılı hareket ve yüksek
perdeden konuşmalara dayalı oyunculuğu da yadırgadım açıkçası. Rejideki
buhrandan çok eserdeki buhrana odaklanmayı isterdim.
Çevirmenin Adı
Yok!
Dikkat ettiniz
mi bilmiyorum? Oyun afişlerinde, broşürlerde ve ilanlarda yazardan sonra oyunun
diğer bir dilde ikinci yaratıcısı diyebileceğimiz çevirmenlerin adı yazılmıyor.
Kitap çevirilerinde de ancak birkaç yayınevi bu konuda titiz davranıyor.
UNESCO’ya bağlı Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), ilgili diğer sivil toplum
örgütlerinin de desteğini alarak ‘Çevirmenin Adı Yok’ sloganıyla bir basın
bildirisi yayımlıyor. Umarız eserleri okunduğu gibi çevirmenlerin adları da
görünür kılınır.
Doya doya izlesin insanlar
Beşiktaş Belediyesi Kültür Sanat
Platformu’nun düzenlediği, Nâzım Hikmet Haftası, 18 Ocak Perşembe günü 20:30’da
Akatlar Kültür Merkezi’nde Dostlar Tiyatrosu tarafından sahnelenecek olan
‘İnsanlarım’ adlı eserle son bulacak. Eseri, uyarlayan, yöneten ve oynayanın
usta tiyatrocu Genco Erkal olduğunu belirtelim.
|