Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
Perde Arkası / Çiğdem Kömürcüoğlu
Oyum, Takva'ya gitti

18 Ocak Perşembe günü, ''2006'da Türk sinemasının en iyilerini' belirlemek için SİYAD üyeleri olarak toplandık. Çeşitli dallarda belirlediğimiz beşer aday arasından en iyileri seçmek için oy kullandık.

Takva
Takva

Siz bu satırları okurken, 22 Ocak Pazartesi gecesi Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen, Atilla Dorsay ve Ceyda Düvenci’nin sunduğu, Digitürk Kanal 23’ten canlı yayımlanan törenle, “2006 SİYAD 39. Türk Sineması Ödülleri” dağıtılmış olacak.

 

Biz bu seçimi her sene ocak ayında geleneksel olarak yapıyoruz aslında. Ancak bu sene ayrı bir heyecan yaşadığımı belirtmek istiyorum. Çünkü son yıllarda gerek Siyad seçimlerinde, gerekse de Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde yarışan filmleri değerlendirirken, favori bir-iki film bile bulmakta zorlanıyorduk.

 

Oysa bu sene en iyi film adayı olarak belirlediğimiz; ‘Beş Vakit’, ‘Cenneti Beklerken’, ‘Kader’, ‘Korkuyorum Anne’ ve ‘Takva’ aralarından seçim yaparken gerçekten üzerinde düşünülmesi gereken, farklı ufuklara yelken açan, özenle çekilmiş, emek verilmiş filmler.

 

Hatta bu listeye aday olmasa da ‘Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?’ ile, ben katılmasam da birçok kişinin favorisi olduğunu tahmin ettiğim ‘İklimler’i de eklersek, aday adayı sayısı yediyi buluyor. Türk sinemasının başyapıtı diyebileceğimiz en az iki-üç film çıkıyor ortaya.

 

Bu da 2006’nın sadece üretilen film, seyirci sayısı ve hasılatı açısından değil, nitelik açısından da önemli bir yıl olduğunu, bir dönemeç yılı olduğunu gösteriyor bize.

 

En iyi film için oyumu ‘Takva’ya verdim; çünkü aday beş film arasında, gerek oyunculuk ve yönetim; gerek kostüm, mekân, set tasarımı, gerek müzik gibi bir filmi film yapan unsurların bütünlüğü içinde, bana en fazla film tadını ‘Takva’ verdi. 

 

Korkuyorum Anne
Korkuyorum Anne

Ayrıca tarikatlar gibi son derece riskli olabilecek, sağa sola kayabilecek ve tepki alabilecek bir konuyu, bir bireyin serüveni içinde eriterek; daha doğrusu o bireyin içinde soluk alıp verdiği, yönünü çizdiği, kaderini belirlediği bir ortam, bir atmosfer olarak son derece başarılı bir şekilde kullanarak zor bir işi başarmış.

 

İkinci zorlandığım alan da en iyi erkek oyuncu dalı oldu. ‘Takva’yla Erkan Can, ‘Hokkabaz’la Cem Yılmaz, ‘Kader’le Ufuk Bayraktar, ‘Korkuyorum Anne’ ile Ali Düşenkalkar, ‘Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?’ ile Haluk Bilginer, bence farklı açılardan bu ödülü hak ediyordu. Bu dalda karar vermeyi sona bırakıp, sonunda oyumu biraz da garantiye kaçıp Erkan Can’a verdim. En iyi kadın oyuncu dalında oyum ‘Korkuyorum Anne’deki nefis performansıyla Işıl Yücesoy’a gitti. 

 

Sinemamızdaki canlanma bazı yeni yetenekli isimleri de Türk sinemasına kazandırdı. Umut veren genç oyuncu dalında hem fiziği ve yeteneği hem de enerji ve arzusuyla oyunculuk alanının her yönünde deneyim kazandıkça çok şey vereceğine inandığım Ezgi Mola oyumu aldı.

 

2006’yı böylece artık gerimizde bıraktık. Hayat gibi filmler de devam ediyor. 2007’de filmlerimiz için ilk sınav Ferzan Özpetek’in jüri başkanlığı yapacağı 31 Mart-15 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek 26. Uluslararası İstanbul Film Festivali olacak. Bakalım bizi nasıl sürprizler bekleyecek.

                                                                                                    

Sonunda yüzü güldü

Kocası Brad Pitt’i Angelina Jolie’ye kaptırdıktan sonra mutluluğu sevgilisi Vince Vaugnn’da da bulamadı Jennifer Aniston. Ama sonunda bir ödül yüzünü güldürdü. 33. Los Angeles Halkın Seçimi Ödülleri dağıtılırken en sevilen kadın oyuncu ödülü onun payına düştü. Erkekler canını yaksa da izleyiciler onu bağırlarına basıyor.

 

 

Lale Oraloğlu

 

Hayatı film gibiydi

Geçenlerde toprağa verilen değerli oyuncumuz Lale Oraloğlu’nu hatırladığım zaman aklıma ilk ‘Tahta Çanaklar’ filmi geliyor. Kocası, şımarık kızı, yaşlı kayınpederi için saçını süpürge eden ancak kıymeti hiç bilinmeyen Türk ev kadının bir prototipini oynuyordu. Değeri ancak kocasının kendisini uğruna terk ettiği fettan kadın eve yerleşip tüm aileyi felakete sürüklediği zaman anlaşılıyordu. Hayatı da film gibiydi Oraloğlu’nun. Kocasını bilmem ama bir zamanlar Türkiye’de geçerli olan mevzuat canını yaktı.

 

Kaçak olduğu öne sürülen bir kahve fincanı takımı aldığı için mahpusa düştü. Gazetelerde kadınlar koğuşunda yayımlanan fotoğrafları geliyor gözümün önüne. Eminin ki çok güçlü biriydi ama bence o olaydan sonra hiç eskisi gibi olamadı Lale Oraloğlu. Bir kahve fincanı takımı için çok yetenekli bir sanatçının hayatından neler çalındı acaba? Umarım Oraloğlu’nun anısına ‘Tahta Çanakları’ yeniden görme fırsatı buluruz.

 

Kaçıranlar İçin....

 

Arabalar

Geçen hafta en iyi animasyon film dalında Altın Küre’yi alan Arabalar/The Cars bu hafta ikinci kez sinemalarımızda gösterime sokuldu. Film hırslı bir yarış arabasının dostluğun ve ailenin anlamını keşfetmesini anlatıyor.

 

Setlerden…Settlerden....

 

Kumarbazı oynayacak

James Bond rolünden emekli olan Pierce Brosnan, ‘Matador’da bir tetikçiyi canlandırdıktan sonra şimdi kumarbazı oynamaya hazırlanıyor. Leonard Wise’in ‘The Big Biazarro’ adlı kitabından uyarlanacak film, kamerayı çok büyük paraların döndüğü uluslararası kumar dünyasına çevirecek. Brosnan inatçı ancak çok yetenekli bir genç kumarbazın koruyucusu olan deneyimli bir kumarbaz eskisini canlandıracak.

30.01.07

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.