|
|
Takva
|
|
|
Siz bu satırları okurken, 22 Ocak Pazartesi gecesi Atatürk Kültür
Merkezi’nde düzenlenen, Atilla Dorsay ve Ceyda Düvenci’nin sunduğu, Digitürk
Kanal 23’ten canlı yayımlanan törenle, “2006 SİYAD 39. Türk Sineması Ödülleri”
dağıtılmış olacak.
Biz bu seçimi her sene ocak ayında geleneksel olarak yapıyoruz aslında.
Ancak bu sene ayrı bir heyecan yaşadığımı belirtmek istiyorum. Çünkü son
yıllarda gerek Siyad seçimlerinde, gerekse de Antalya Altın Portakal Film
Festivali’nde yarışan filmleri değerlendirirken, favori bir-iki film bile
bulmakta zorlanıyorduk.
Oysa bu sene en iyi film adayı olarak belirlediğimiz; ‘Beş Vakit’,
‘Cenneti Beklerken’, ‘Kader’, ‘Korkuyorum Anne’ ve ‘Takva’ aralarından seçim
yaparken gerçekten üzerinde düşünülmesi gereken, farklı ufuklara yelken açan,
özenle çekilmiş, emek verilmiş filmler.
Hatta bu listeye aday olmasa da ‘Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?’ ile,
ben katılmasam da birçok kişinin favorisi olduğunu tahmin ettiğim ‘İklimler’i de
eklersek, aday adayı sayısı yediyi buluyor. Türk sinemasının başyapıtı
diyebileceğimiz en az iki-üç film çıkıyor ortaya.
Bu da 2006’nın sadece üretilen film, seyirci sayısı ve hasılatı açısından
değil, nitelik açısından da önemli bir yıl olduğunu, bir dönemeç yılı olduğunu
gösteriyor bize.
En iyi film için oyumu ‘Takva’ya verdim; çünkü aday beş film arasında,
gerek oyunculuk ve yönetim; gerek kostüm, mekân, set tasarımı, gerek müzik gibi
bir filmi film yapan unsurların bütünlüğü içinde, bana en fazla film tadını
‘Takva’ verdi.
|
|
Korkuyorum Anne
|
|
|
Ayrıca tarikatlar gibi son derece riskli olabilecek, sağa sola
kayabilecek ve tepki alabilecek bir konuyu, bir bireyin serüveni içinde
eriterek; daha doğrusu o bireyin içinde soluk alıp verdiği, yönünü çizdiği,
kaderini belirlediği bir ortam, bir atmosfer olarak son derece başarılı bir
şekilde kullanarak zor bir işi başarmış.
İkinci zorlandığım alan da en iyi erkek oyuncu dalı oldu. ‘Takva’yla
Erkan Can, ‘Hokkabaz’la Cem Yılmaz, ‘Kader’le Ufuk Bayraktar, ‘Korkuyorum Anne’
ile Ali Düşenkalkar, ‘Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?’ ile Haluk Bilginer,
bence farklı açılardan bu ödülü hak ediyordu. Bu dalda karar vermeyi sona
bırakıp, sonunda oyumu biraz da garantiye kaçıp Erkan Can’a verdim. En iyi kadın
oyuncu dalında oyum ‘Korkuyorum Anne’deki nefis performansıyla Işıl Yücesoy’a
gitti.
Sinemamızdaki canlanma bazı yeni yetenekli isimleri de Türk sinemasına
kazandırdı. Umut veren genç oyuncu dalında hem fiziği ve yeteneği hem de enerji
ve arzusuyla oyunculuk alanının her yönünde deneyim kazandıkça çok şey
vereceğine inandığım Ezgi Mola oyumu aldı.
2006’yı böylece artık gerimizde bıraktık. Hayat gibi filmler de
devam ediyor. 2007’de filmlerimiz için ilk sınav Ferzan Özpetek’in jüri
başkanlığı yapacağı 31 Mart-15 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek 26.
Uluslararası İstanbul Film Festivali olacak. Bakalım bizi nasıl sürprizler
bekleyecek.
Sonunda yüzü güldü
Kocası Brad
Pitt’i Angelina Jolie’ye kaptırdıktan sonra mutluluğu sevgilisi Vince Vaugnn’da
da bulamadı Jennifer Aniston. Ama sonunda bir ödül yüzünü güldürdü. 33. Los
Angeles Halkın Seçimi Ödülleri dağıtılırken en sevilen kadın oyuncu ödülü onun
payına düştü. Erkekler canını yaksa da izleyiciler onu bağırlarına
basıyor.
Lale Oraloğlu
Hayatı
film gibiydi
Geçenlerde
toprağa verilen değerli oyuncumuz Lale Oraloğlu’nu hatırladığım zaman aklıma ilk
‘Tahta Çanaklar’ filmi geliyor. Kocası, şımarık kızı, yaşlı kayınpederi için
saçını süpürge eden ancak kıymeti hiç bilinmeyen Türk ev kadının bir prototipini
oynuyordu. Değeri ancak kocasının kendisini uğruna terk ettiği fettan kadın eve
yerleşip tüm aileyi felakete sürüklediği zaman anlaşılıyordu. Hayatı da film
gibiydi Oraloğlu’nun. Kocasını bilmem ama bir zamanlar Türkiye’de geçerli olan
mevzuat canını yaktı.
Kaçak olduğu
öne sürülen bir kahve fincanı takımı aldığı için mahpusa düştü. Gazetelerde
kadınlar koğuşunda yayımlanan fotoğrafları geliyor gözümün önüne. Eminin ki çok
güçlü biriydi ama bence o olaydan sonra hiç eskisi gibi olamadı Lale Oraloğlu.
Bir kahve fincanı takımı için çok yetenekli bir sanatçının hayatından neler
çalındı acaba? Umarım Oraloğlu’nun anısına ‘Tahta Çanakları’ yeniden görme
fırsatı buluruz.
Kaçıranlar
İçin....
Arabalar
Geçen hafta en
iyi animasyon film dalında Altın Küre’yi alan Arabalar/The Cars bu hafta ikinci
kez sinemalarımızda gösterime sokuldu. Film hırslı bir yarış arabasının
dostluğun ve ailenin anlamını keşfetmesini
anlatıyor.
Setlerden…Settlerden....
Kumarbazı oynayacak
James Bond rolünden emekli olan Pierce Brosnan, ‘Matador’da bir
tetikçiyi canlandırdıktan sonra şimdi kumarbazı oynamaya hazırlanıyor. Leonard
Wise’in ‘The Big Biazarro’ adlı kitabından uyarlanacak film, kamerayı çok büyük
paraların döndüğü uluslararası kumar dünyasına çevirecek. Brosnan inatçı ancak
çok yetenekli bir genç kumarbazın koruyucusu olan deneyimli bir kumarbaz
eskisini canlandıracak.
|