Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
 
SON DAKİKA
Küresel Isınma : Avrupa Uzay Ajansı, buzulların kapladığı alanın uydudan ölçümlerin başladığı 1978'den sonraki en alt seviyesine indiğini ve Avrupa'dan Büyük Okyanus'a kutup üzerinden kestirme deniz yolunun açıldığını duyurdu   Irak : Irak'taki radikal Şii lideri Mukteda Sadr'a bağlı siyasi hareket, Şii koalisyon hükümetinden çekilme kararı aldı   Turizm : Antalya'ya hava yoluyla gelen turist sayısının 6 milyona yaklaştığı bildirildi   Afganistan : İngiltere, Taliban'ın Afganistan'daki İngiliz askerlerine saldırılarda Çin yapımı silahlar kullandığını bildirerek, Çin'e şikayette bulundu   Secret : Rhonda Byrne'ın yazdığı ve dünyada çok satanlar arasında ilk sıralarda yer alan ''Secret (Sır)'' adlı kitap, Türkiye'de de 4 aydır okurların en çok tercih ettiği eser oldu  
Sinema / Apocalypto / Çiğdem Kömürcüoğlu

Mel Gibson'ın, Maya uygarlığının çöküşünü beyazperdeye taşıdığı 'Apocalypto' filminde kemikler kırılıyor, beyin parçaları etrafa saçılıyor, yürekler koparılıp alınıyor. Türkiye'de Mart sonunda gösterime girecek film, yok olmuş Maya dilinde

Mel Gibson’un birçok ülkede 17 yaş sınırı ile gösterime giren filmi Apocalypto, Orta Amerika’daki yağmur ormanlarında 15. yüzyılda karısı ve çocuğuyla barış içinde yaşayan avcı Jagar Paw’un köyünün ve kabilesinin talan, yıkım ve kurban peşindeki eli kanlı savaşçıların saldırısına uğramasıyla büyük bir şiddetin içine yuvarlanmasının öyküsü.

                                                                                                            

Yakışıklılığı, sevimliliği, zekası ve güçlü sinema duygusuyla  90’ların başında sinemanın zirvesinde dolaşan Mel Gibson, 2000’li yıllarda zirveden aşağı inmeye başladıkça rotayı sinemada sansasyonelliğe, sarsıcı şiddete, ilkelliğe, kabasabalığa, ırkçı sömürgeci bakış açısına kırdı. İnsanları şoke etme peşinde koşar oldu.

 

Son yıllarda kendisi de alkol bağımlılığı, ırkçı ve Yahudi aleyhtarı söylemleriyle tepki alırken, filmlerinin şiddet dozu da sadizme varan ölçülere çıktı.

 

Eğer olumsuz tepkiler alarak da olsa, tartışılmak, gündeme gelmek, dikkati çekmek bir amaç, hedef ve kazançsa, 2004’te gösterilen, Yahudi aleyhtarlığını tırmandırmasından korkulan ancak tüm dünyada büyük yankı yapan Hz. İsa’nın Çilesi’yle epey mesafe kat ettiği söylenebilir.

 

Gibson, Hz. İsa’nın Çile’sinden iki yıl sonra şimdi de Mayaların ve büyük bir uygarlığının yok olmasını konu alan yapımcılığını ve yönetmenliğini üstlendiği, senaryosunun yazımına katıldığı Apocalypto filmiyle gündemleri işgal ediyor.

 

Hz İsa’nın Çilesi’nde, İsa’ya vahşet ölçüsüne varan bir şiddet uygulandığını resmeden sahneler çeken, İsa’nın çarmığa gerilmesini en ince ayrıntısına kadar beyaz perdeye taşıyan Gibson’ın Apocalypto’da sergilediği şiddet sahneleri, en basit tabirle sadistçe, ilkel ve vahşet olarak niteleniyor.

 

3 dalda Oscar adayı

 

Filmin şiddet dozuyla ilgili değerlendirmeler yapılırken, bu sahnelerin zaman zaman filmin öyküsünü gölgelediğine dikkat çekiliyor.

 

O nedenle bu kadar iddialı ve ilginç olabilecek bir filmin sadece makyaj, ses ve kurgu ses dallarında Oscar’a aday olmasına şaşmamak gerekiyor. Çünkü Apocalypto’da sergilenen “kanlı bir et tadındaki şiddetin, buruk acı bir tat bıraktığı” değerlendirmesi de filmle ilgili yapılan irkiltici yorumlar arasında yer alıyor.

 

Maya uygarlığı çöküşe doğru giderken, yöneticiler, zenginliğin, refahın simgesi olarak daha çok sayıda tapınak yapılmasını ve daha fazla insan kurban edilmesini istiyorlar.

 

Filmin başkarakteri ve romantik kahramanı Jagar Paw (Rudy Youngblood) Orta Amerika’nın yağmur ormanlarında, doğayla uyum içinde avcılık yaparak karısı ve oğluyla sakin bir yaşam sürerken, üç gün içinde köyünün ve kabilesinin eli gözü kanlı savaşçılar tarafından yıkıma uğratıldığına şahit oluyor. Kendisi de dövülüyor, gözünün önünde zevk olsun, eğlence olsun diye babasının gırtlağı kesiliyor.

 

Ardından Paw da kendisi gibi esir alınan kabilenin erkekleriyle birlikte, yine her türlü şiddete maruz kalarak ormandan yürütülüp korku, dehşet ve yıldırma politikalarının hüküm sürdüğü Maya başkentine getiriliyor. Maviye boyanıp Ziggurat’ın tepesine çıkarılıyor. Kurban edilmek üzere sunağın üstüne yatırılıyor. Başrahibin yüreğini çıkarıp, kafasını kesmesi için hazır ediliyor. Ancak gökyüzü tanrıları müdahale ederek, daha başka ciddi sınavlardan geçmesi için kaçmasına yardımcı oluyorlar.

Pornografi mi?

 

Miami Üniversitesi’nde Antropoloji öğretim görevlisi olan Traci Ardren,  Gibson’ın Maya uygarlığını ve bu uygarlığın yok oluşunu, dünyamızda bugün hüküm süren aşırılıkların metaforu olarak kullanmasına  karşı çıkarak, “Apocalypto filmi pornografi midir”sorusunu soruyor.

 

Ardren 20 yıl Maya uygarlık tarihinin Klasik Dönemi’ni incelemiş, Meksika’nın Yucatan eyaletinde, o bölgelerdeki Maya köylerinde yaşamış. Birçok araştırmacı gibi Ardren de Maya uygarlığının yaşamında şiddet içeren yönler olduğunu, çocuk kurban edildiğini inkar etmiyor. Yalnızca filmde saptadığı “sömürgeci sapkın bakış acısına” karşı çıkıyor. Ardren, Gibson izleyicilere iletmeye çalıştığı mesajdan, yani Maya uygarlığının çöküşünü, Batı Dünyasında bugün yaşanan siyasal  aşırılıkları ve yanlış çevre politikaları için bir metafor olarak kullanmasından rahatsız olmuş.

 

Gibson, bir de, tarihte büyük bir medeniyet olarak tanınan Maya uygarlığının kan dökücülüğünden başka bir yönüne önem vermediği için de eleştiriler alıyor. Filmde Jagar Paw, ormandan çıkarılıp, başkente götürülürken, izleyici de onunla birlikte, bu uygarlığın ormanların yıkıma uğratılması ve köle emeğinin üstünde oturduğuna tanık oluyor.

 

Gibson’un kamerasından gösterildiği üzere, filmin başında Jagar Paw’un köyünün yerle bir edilmesiyle sergilenmeye başlayan Mayalıların Mayalılara uyguladığı şiddet,  filmin son dakikalarına kadar hiç kesilmiyor.

 

GÖLGE DÜŞTÜ

 

Bir başka tepkiye konu olan nokta da aşırı Katolik görüşleriyle tanınan Gibson’in filmde sadece sonunda İspanyollar göründüğü zaman, şiddetin kesildiği çok kısa sürelik bir sükunet dönemi göstermesi, yani Kurtarıcı’nın geldiği mesajını vermesi. Gerçekte İspanyolların son Maya kenti terk edildikten 300 yıl sonra bölgeye geldiklerine dikkat çekiliyor.

 

Eleştiri ve tepki konusu olan bu noktalar Gibson’un filmi, Maya Uygarlığın bölgesinde  çekmesi ve filmde artık yok olmuş Maya dilini kullanmasının getirdiği olumlu puanların üstüne koca bir gölge düşürüyor. Mayaların bilim ve sanatta kaydettiği gelişmelere, tarıma verdikleri öneme, Maya kentlerinde görülen gelişmiş mühendislik uygulamalarına ve Maya halkının gelişmiş ruhsal düzeyine filmde yer vermemesi de, Gibson’in kaba sömürgeci yaklaşımının bir  başka yansıması olarak görülüyor.

 

Mayaların çürümüş kurtarılması gereken insanlar olarak sergilenmesi de doğal olarak İspanyol sömürgecilerinin vahşetini haklı gösterme çabası olarak niteleniyor. 500 yıldır Maya halkının boyunduruk altına alınmasını haklı çıkarmak için hep bu iddialar kullanılmış zaten. Gibson’ın, Maya halkının Guatemala tarafından sistematik olarak uygulanan şiddete maruz kalmalarının üstünden sadece on yıl geçmişken böyle bir film çekmeye soyunması da hanesine yazılan bir başka kötü puanı oluşturuyor.

 

1996’da en iyi film ve en iyi yönetmen dahil beş Oscar ödülü alan, 13. yüzyılda İskoçların İngilizlere karşı verdiği bağımsızlık mücadelesine önderlik eden sıradan bir adamın öyküsünü anlatanı Cesuryürek filminde Mel Gibson’u sevmeyenimiz yoktu. Ama görülüyor ki Cesuryürek’ten bu yana 11 yılda köprülerin altından çok sular aktı.

Sömürgeci bakış

Aşırı Katolik görüşleriyle tanınan Mel Gibson’ın Maya Uygarlığının çöküşünü, Batı Dünyası’nda bugün yaşanan siyasal  aşırılıklar ve yanlış çevre politikaları için bir metafor olarak kullanması rahatsızlık yaratırken,filme sömürgeci bir bakış açısıyla yaklaştığı eleştirilerine yol açıyor.

07.02.07

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.