|
Rajah, gücünü
ve zenginliğini kullanarak cesur savaşçı Solor’u, kızı Gamzatti ile evlenmeye
zorlamaktadır. Oysa Solor, tapınak dansçıcı Nikiya’yı sevmektedir. Nikiya, Solor
ile Gamzatti’nin düğün törenlerinde dans etmesi için çağrılır; ama baba-kızın
intikam alması kaçınılmazdır.
Hırsın ve
gücün aşkı yendiği öykülerden birine dayanmasına rağmen, bestelerin Doğu
ezgileri taşıması, hikâyenin geçtiği ülkeye özgü figürlere dayanan koreografi ve
renk zenginliği, eserin büyük bir dikkatle izlenmesini sağlıyor. ‘Gölgeler
Krallığı’ adını ve Nikiya’nın ruhunun izlerini taşıyan rüya sahnesi, devinimi
olan ve sonsuzluğa doğru uzanan bir fotoğrafı çağrıştırıyor. ‘La Bayadere’, baş
dansçılara eşsiz koreografik fırsatlar da veriyor. Başlıca rollerde, dönüşümlü
olarak görev alan sanatçılardan bazıları; Tülay Yalçınkaya, Berk Sarıbay, İlke
Kodal, Ayşem Sunal, Zuhal Balkan, Deniz Kılınç, Selim Borak, Burcu Borovalı,
Ediz Ergüç, Erhan Güzel, Cem İndere, Alkış Peker, Alper Akalın, Can Tunalı.
Osman
Şengezer, Hindistan’ın geleneksel ve dini motiflerini dekora taşıyarak hem
zenginliği hem masalsılığı bir arada yansıtmayı başarıyor. Kostümler, dansçıları
koreografilerde rahat ettirirken, kıvraklığı ve estetiği de ön plana çıkarıyor.
‘La Bayadere’nin daha çok sanatsevere ulaşabilmesi için birkaç sezon devam
edeceğini umalım.
La Bayadere
Türü: Bale
Besteci:
L.Minkus
Koreografi:
M.Petipa
Sahneye koyan: Natela
Arobelidze
Orkestra şefi: Elşad
Bagirov
Dekor ve kostüm: Osman
Şengezer
İstanbul Devlet Opera ve Balesi
Romantik bir yemeğin çok
ötesinde vaatler
İstanbul
Devlet Opera ve Balesi, 14 Şubat 2007 Çarşamba, saat 19:30’da Atatürk Kültür
Merkezi Konser Salonu’nda ‘Sevgililer Günü’ özel gösterisi sunuyor. Müjgan
Özçay’ın düzenlediği program; şiirin, müziğin ve dansın güzelliğiyle dolu bir
akşam vaat ediyor. Hülya Aksular’ın koreografisiyle Kanuni ve Hürrem Sultan
aşkını seyredebilir, Özlem Soydan, Ruhsar Öcel, Cahit Şaher, Efe Kışlalı,
Hüseyin Likos’un seslerinden Casablanca, Love Story, La Traviata, West Side
Story gibi unutulmaz müzikal ve operalardan eserler dinleyebilirsiniz. Aşk
üzerine keyifli bir yolculuk olacaktır bu
gösteri.
Prof. Anamur’dan ‘Seyir
Defteri’
Hasan Anamur,
eleştiri gemisinin kaptanlarından sayılabilecek bir isim. Akademisyenlikten
emekli olduktan sonra tiyatro jürilerindeki görevine ve gazete-dergilerde
tiyatro eleştirilerine ağırlık vermeye başladı. Anamur’un son kitabı, eleştiri
dünyasındaki kaptanlığına yakışır şekilde ‘Seyir Defteri’ adını taşıyor. Mitos
Boyut’tan çıkan kitapta, Anamur’un 2001 sonbaharından 2005 yılı sonuna kadar
yayımlanmış olan 100’ü aşkın oyun eleştirisi yer alıyor. ‘Seyir Defteri’,
bilinçli bir izleyici olma yönünde uğraşanlar için bir pusula
olacaktır.
Afife’den miras mıdır bu
çile?
Adına verilen
ödüllerle yılda bir kez de olsa gündeme gelen Afife Jale, tiyatro tarihinde
sahneye çıkan ilk Müslüman Türk kadını olarak biliniyor. Ancak pek de bilinmeyen
bir noktaya değinmek istiyorum. Adını aldığı sanatçı gibi, çilekeş bir yaşama
mahkûm edilmiş bir sahne var Ortaköy’de. Afife Jale Sahnesi, işletmesiyle ilgili
Beşiktaş Belediyesi ile TOBAV arasında bir türlü bitmeyen bürokrasi ve
anlaşmazlıktan nasibini alıyor. Bilet satılması gereken gişenin güvenlik
görevlilerine tahsisinden mi bahsetmeli, yoksa oyun olduğu zaman bile
ısıtılmayan salondan mı? Şehrin sosyal yaşamının merkezinde, popüler bir sanat
merkezi olması gereken Afife Jale Sahnesi’ne bir an önce gereken değerin
verilmesini bekliyoruz.
|
|
|
|
|
Nihayet Salgado Belgesel fotoğraf
denince akla gelen güzide isimlerden Brezilyalı fotoğrafçı Sebastiao Salgado'nun
Hindistan fotoğrafları 24 Mart'a kadar Leica Galeri'de. Sergi, Salgado'nun
Türkiye'deki ilk sergisi olması açısından da önemli. Leica'da neresi derseniz,
İstanbul Fotoğraf Merkezi'nin fotoğraf galerisi bundan böyle Leica Galeri. Yani
Frankfurt, Melbourne, New York, Sao Paulo, Solms, Tokyo ve Viyana'dan sonra
artık Leica galerinin İstanbul'da da bir şubesi olacak.
|