|
Sadece ‘Fantastik Filmler’ bölümünde yer alan ‘Taxidermia’yı izleseniz
yeter. Zaten bu filmi festivaller dışında başka bir yerde izleme şansı bulmanız
zor. Ama sinema yaratıcılıksa, yaratıcılığın zirvesine çıkan bir film. Sinemanın
vardığı bir uç nokta diyebilirim. Ama bazı sahnelere dayanmak gerçekten çok
zor.
2. Avrasya Film Festivali’nin uluslararası yarışma filmleri arasındaydı
ve festivalin en çok konuşulan filmlerindendi. Kimi izleyici ‘iğrenç’ diyerek
bir süre sonra sinema salonunu terk etti. Dikkat edin, sıradan değil, festival
izleyicisinden söz ediyordum. Ama kalanlar son derece zekice kotarılmış,
olağanüstü bir fantastik dünyada buldular kendilerini. Şoke edici diye bir tabir
kullanırız. Bu film gerçekten şoke etti hepimizi.
Macar yönetmen Györgi Palfi, doğanın gizemlerine, biyolojiye ve ölümlülük
sorununa kafayı takmış. İzleyicilerin tüm duygu ve duyargalarına saldırı okları
gönderiyor.
‘Taxidermia’ üç dönem üç öykü ve üç adam anlatıyor. Dede, baba, oğul.
Biri cinsellik, biri başarı, biri ölümsüzlük peşinde. 20. yüzyıl tarihine bir
Macar ailesinin sıra dışı üç kuşak erkeğinin gözünden tanıklık ediyoruz.
Dede yüzyılın başında Macaristan’ın Allah’ın unuttuğu ıssız bir
bölgesinde bir emir eri. Komutanının evinin her işi ondan soruluyor, devamlı
aşağılanıyor. O da bu aşağılanmaya fanteziler dünyasına sığınarak ve herkesi
röntgenleyerek karşı koyuyor.
İkinci
kuşak, emir erinin komutanın karısıyla domuz ahırında yaşadığı birleşmeden doğan
kuyruklu bir erkek çocuk. Doğu Bloku döneminde atlet olarak yetişiyor. Hayatta
hedefi başarı. Yarıştığı dal hızlı yemek yemek. Onun oğlu Doğu Bloku’nun
dağıldığı 90’lı yılların yani tüketim toplumu döneminin ürünü. Ufak tefek bir
adam ama usta tahnitçi. Kendi bedenini bir hayvan postu gibi doldurarak
ölümsüzlüğe ulaşmak peşinde. Bunu nasıl yapmaya çalıştığını merak ediyorsanız,
filmi izlemeyi göze almanız lazım.
Merkezine insan bedeni ve sıra dışı arzuları alan; son yüzyılın sürreal
bir yaklaşımla sergilenen olağanüstü bir tablosu ‘Taxidermia’.
Tempo’dan
öneriler
Sherrybaby
Maggie
Gyllenhaal, uyuşturucu bağımlılığına karşı koymaya çalışırken, çocuk büyütmenin
sorumluluğunu taşımaya çalışan genç bir anneyi
oynuyor.
Sabun
Köpüğü
Cinsel
kimlikle ilgili önyargıları ve sevginin geleneksel tanımlarını
sorguluyor.
Cinnet
Edgar Allen
Poe’nun iki hikâyesiyle Marki de Sade’den yapılan serbest bir uyarlana. Akıl
hastanesinin nasıl işletileceğini
tartışıyor.
Rönesans
2054’te Paris
insanların her hareketinin izlenip kaydedildiği bir labirent
gibi.
Vahiyler
Üç kadın bir
dansçı-koreografı kaçırarak bir depoya götürüyor ve günlerce bir seks oyuncağı
olarak kullanıyor. Sonra bir yolun kenarına
atıyorlar.
Sapığın Sinema
Rehberi
Sinemayı yeni baştan
değerlendiriyor. İzleyiciyi sinema tarihinin en önemli filmleri arasında nefes
kesen bir yolculuğa çıkarıyor.
|