|
Aşk
denizlerinde gezer kişiler için Kuğu Gölü'nü kesinlikle tavsiye ederiz. Eminiz
ki Prens Ziegfried'in, kötü büyücü Rotbart'ın kuğuya dönüştürdüğü Odette için
yaptıkları, bu bünyelere iyi gelecektir. Ve elbette Romeo ve Julie de. Keza
dünyada bundan daha dramatik bir öykü olmasa gerek.
Çocuklukla 'gerçek' arasında
Nişantaşı’nın
en trendy mekânlarından Beymen Brasserie'den aşağıya doğru yürüdüğünüzde, Maçka
Parkı'na doğru giden yolda sağa baktığınızda, kocaman bir 'çocuk kadın' yüzü
size bakıyor olacak. Ressam Ayça Tüylüoğlu'nun Japon sanatçı Yoshitoma Nara'nın
eserlerini andırır resimleri Galerist'te sizleri bekliyor
Sanatın
günümüze kadar uzanışındaki sosyal ve bireysel etkenlerin bir arada yol alması,
teknik ile bakış açısı arasındaki paralellik gibi, sanatçının bile bazen
farkında olmadığı bir iç/dış dengesi arayışıdır. İlk insanların mağaraların
duvarlarını bir şeyler anlatmak isterken süslemiş olmaları, işin aynı anda
değişik gereklilikleri doldurabilip ruha ve zihne aynı anda erişebildiğinin
göstergesidir. Bunu en iyi, bugüne kadar yapılmış olan sanat eserleri kadar,
onları canlandıran ve kimi zaman anlaşılmalarında önemli rol oynayan, üzerine
söylenmiş ve hissedilmiş şeylerdir.
Bir eserin
söylediği şeyler kadar, sustuğu ve anlatmadığı noktalar da bir o kadar
önemlidir, ki Ayça Tüylüoğlu'nun en güçlü yönlerinden biri de monokromların ve
karışık tekniğin dengeli dinamiklerinin izleyicinin yorumlarına yer vermesi.
Eğer ki sunulan yapıt yeni bir soluk, özgün bir bakış açısı sunuyorsa, toplum
tarafından kabul görüp, dönemin rengini vermeden evvel, belli bir anlaşılma
döneminden geçmesi gerekmektedir. Ayça Tüylüoğlu'nun eserleri bu zaman diliminin
sonsuzlaşmasıyla kendilerini ifade ediyor. Türk resimlerinde alışık olduğumuz
naif ifade şekli ve soğuk renk paletinin yanı sıra, Avrupa sanatının kaybedilmiş
cennetleri çocukluk ve basitlikte araması arasında kendini bulan ve resmedilmiş
kaygıların, kaygılardan çok yaşanan dönemin zorluklarını ifade etmesi. Kısaca,
Tüylüoğlu'nu eserleri çocukluğun gelişmiş hayal gücünün, gerçeğin kirliliği ile
buluşup bütünleştiği noktada var olmaktadır.
Kum
resimleri, ne neşeli...
!f İstanbul
Bağımsız Film Festivali açılış filmi öncesinde David Myriam isimli bir sanatçı,
kumdan şahane resimler yaptı ve biz de ekrandan seyrettik. Bu kum sanatının
şahane örnekleri var internet âleminde. Kumu yüzeye döküyorsunuz ve yap boz, yap
boz şeklinde figürlerden figürlere gidiyorsunuz. Bu olaya esasen 'Sand
Animation' deniyor. www.tramage.com'da daha niceleri var. Pek keyifli, ilgilenelim.
|