|
Oyun, adından da anlaşılacağı üzere günümüzde ‘sonradangörme’ olarak
tanımladığımız küçük burjuva insanlarının birkaç saatini konu alıyor. Bir düğün
sofrası toplanan gelin-damat-aile ve yakın dostlarının içi boş; ama yaşama
bakışları ve yükledikleri anlamlar üzerine bize oldukça fazla ipucu veren
sohbetlerine tanık oluyoruz.
Bizler de bir nevi o düğünün misafirleriyiz
aslında. Kendinizi de o sofranın bir yerine oturtabilirsiniz. Brecht’in
oyunları, toplumun birebir yansımasıdır aslında, tabii fark edene. Oyuncuların
her biri sahne sıcaklığına sahip. Ancak eserin kolay bir oyun olmadığını
belirtmek gerek. Ve bu zorluğun altından kalkabilmek için bütün karakterlere
eşit performans sergilemek düşüyor.
Deniz Celiloğlu ve Berk Yaygın’ın oyunculukları ekip içinde olumlu yönde
fark ediliyor. Rollerini yaparken esnek ve bununla birlikte kontrollü bir tavır
içindeler. Sahnelemeye gelince... Karakter tahlillerinin yeterince yapıldığını
göremiyoruz. Oyun kişilerini karikatürize etmek, usta ellerin elinde içeriği
zenginleştirdiği gibi, yeterince deneyimi olmayan yönetmenler için de bir tuzak
oluşturur. Metnin arkasındaki derinlik, kahkahalar arasında kaybolup gidiverir.
Oysa Brecht usta gerçekleri sadece müstehzi bir gülüşün arkasına
saklayıvermiştir. Reji alanında uzmanlaşacak altyapıya sahip olmayan oyuncu
arkadaşların yönetmenlik denemeleri ancak ‘mezuniyet oyunu’ klasmanında
değerlendirilebilir.
Dekor uygulamasını başarılı bulurken, kostüm tasarımında ‘yap yakıştır,
tak takıştır’ yaklaşımı gördüm. Çiğdem Erken’in müziklerinin oyunun temposuna
yeteri katkıyı sağladığını ve iyi icra edildiğini belirtmek gerek.
Artık
afiş ve broşürlerde çevirenin adı olmadığı zaman ‘Çevirmenin Adı Yok’
kampanyamız çerçevesinde deşifre edeceğim. Keza bu oyunun broşüründe de
yönetmen, koreografi namına pek de bir aksiyon olmamasına rağmen dans
koreografiye kendi adını ikinci kez yazmış. Oysa çevirenin adından eser yok.
Oyunun farklı bir dildeki yaratıcısı olan çevirmenleri
unutturmayacağız.
■ ■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
Magnum Fotoğrafları ile
Türkiye
Dünyanın en önemli fotoğraf ajanslarından Magnum Photos’un Türkiye ile
ilgili fotoğrafları ilk kez İstanbul Modern’de açılan sergide bir araya
getiriliyor. Sergide, Magnum Photos’un dünya çapında tanınmış 16 usta
fotoğrafçısının ülkemize çeşitli açılardan bakan çalışmalarının yanı sıra 60.
yılını kutlayan Magnum Photos’un koleksiyonundan geniş bir seçki ve yayınlar da
yer alıyor. Serginin eş küratörlüğünü Engin Özendes ve Diane Dufour üstleniyor.
Özendes sergide, Türkiye gerçeklerine farklı yorumlar getiren
eserlerin yanı sıra bir şerit halinde akıp giden tarih içinde, dünya
fotoğrafının kilometre taşı olmuş eserlerin de yer aldığına dikkat çekiyor.
Sergide, Robert Capa, Erich Lessing,
Costa Manos, Ara Güler, Gilles
Peress, Leonard Freed, Abbas,
Alex Webb, Nikos Economopoulos, Gueorgui Pinkhassov, Bruno Barbey, Jim
Goldberg, Antoine d’Agata, Paolo
Pellegrin, Martin Parr ve Harry Gruyaert’ın toplam 205 fotoğrafı yer alıyor.
Sergi 20 Mayıs 2007’ye kadar açık kalacak.
■ ■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
'Yarın Oynadı Bile'
Performans sanatı etrafında toplanabilecek her türlü sanat
aktivitesini bünyesinde barındıran bir sanatçı girişimi Galata Perform,
'Performans Zamanı 07' isimli bir etkinlik düzenliyor. Etkinliiğin amacı,
'performans' kavramını irdelemek ve kavrama farklı yaklaşımları ortaya çıkarmak.
7 Mart'a kadar sürecek etkinlikte İspanya, Sırbistan, Avusturya, İsrail ve
elbette memleketimizden yaratıcı kişilikler yapıtlarını sunacaklar. İlk
performans 26 Şubat saat 19:00'da Mustafa Kaplan'ın dans performans konusu
çerçevesinde hazırladığı, 'Mavi' adlı kısa dans filmi ve Sevi Algan'ın
yorumladığı solo dans performans 'Yarın Oynadı Bile'
■ ■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
Bu
umarsızlık nereye kadar?
Atatürk Kültür Merkezi’nin yıkımı yine gündemde. AKM
konusu, gerek Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın oturup ciddi bir basın toplantısı
ile planını, programını açıklamaması, gerekse sivil toplum kuruluşlarının
protesto bildirileriyle tam bir yılan hikâyesine döndü. AKM’nin yıkılıp, yerine
içinde opera, tiyatro ve sergi salonları olan bir kültür kompleksi mi
yapılacağı, yoksa işyerleri, sinemalar ve mağazaların olduğu, araya bir de
konser salonunun sıkıştırıldığı bir ticaret merkezi mi oluşturulacağı bakanlık
tarafından en kısa zamanda açıklanmalı. Sanatçıları ve aydınları bu kadar
umursamamak olmaz.
12 ödülden
sonra ilk kişisel sergisi
Genç ressamlardan Mustafa Orkun Müftüoğlu ilk kişisel sergisiyle Kanat
Beyazıt Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluşuyor. Müftüoğlu’nun eserlerinde
ayrıntılı bir betimleme, hikâyesel bir anlatım, hareket anının öncesine ve
sonrasına bir yolculuğa davet eden figürler ağırlıklı. Yarışmalar için
hazırladığı eserlerle şimdiye kadar 12 ödül kazanan ressamın sergisi 19 Mart’a
kadar Nişantaşı’ndaki galeride izlenebilir.
|