|
ölüme ne kadar
yakın
unutulmaz
çocukluğumun
ağır çiçekli ıhlamur
ağacı
1980’lerden bu yana şiir yazan Yelda Karataş, Japonya’nın en
önemli Haiku Ödülü’nü bu şiirle aldı. Haiku bir tür Japon şiir türü. En kısa
anlatımla; en doğru şeyleri söylemek, hece ölçüsüne uymak, baş harfler dâhil
hepsini küçük harfle yazmak demek. 50 bin kişinin başvuru yaptığı uluslararası
Mainchi Yarışması’nda büyük ödülü kazanan Yelda Karataş, ödül için, “Fenerbahçe
ya da Galatasaray büyük bir dünya takımını yendiği zaman nasıl halk sokaklara
dökülüyor ve göğsümüz kabarıyorsa, ben de aynı duyguyu hissettim”
diyor.
TEMPO: Türkiye’de Oruç
Auroba gibi Haiku yazan insanlar var. Ama galiba yazdığı Haiku’yla Japonya’dan
ödül alan ilk sizsiniz?
Yelda Karataş:
Evet. Bu ilk defa oluyor. Japonya’nın Doğan Kitap, Yapı Kredi gibi büyük bir
yayınevi olan Mainchi Yayınevi, 10 yıldır veriyor bu ödülü. Uluslararası, yerel
ve çocuk olmak üzere üç farklı alanda yapıyorlar, dünyanın büyük organizasyonlu
Haiku yarışmasını. Bir dergileri var. 48 bin satıyor ayda. Yayın kurulu da,
seçici kurulu da inanılmaz seçkin isimlerden oluşuyor. Ben internet üzerinden
başvurdum. Üç tane Haiku gönderdim. Sonradan öğrendim ki tüm dünyadan 50 bine
yakın Haiku gönderilmiş yarışmaya. Haiku bütün dünyada yükselen bir trend.
Değişik bir şiir türü. Gönderirken hiç ümitli değildim. Hele seçici kurulu
görünce tamamen ümidimi yitirdim. Sonra da büyük ödülü aldığımı öğrendim.
Türkiye’de yaşayan bir şair olarak bu ödül çok büyük bir değer taşıyor. İlk defa
Fenerbahçe ya da Galatasaray büyük bir dünya takımını yendiği zaman nasıl halk
sokaklara dökülüyor ve göğsümüz kabarıyorsa, ben de aynı duyguyu hissettim. Bu
duyguyu ilk defa tanıdım. Uluslararası bir yarışmayı kazanınca kendi ülkenizle
kurduğunuz ilişki, onur duygusu yüceliyor.
- Türkçe mi
yazdınız?
İlk önce
Türkçe yazıldı, sonra İngilizceye çevrildi. Üç şiirden bir tanesi ile aldım
ödülü. Sizin kim olduğunuzu anlamaları için en az üç şiir istiyorlar zaten. 1.5
yıldır Haiku yazıyorum. Çok yeniyim. Turgay Uçeren çok destek oldu. Ödülü
aldıktan sonra heyecanla telefon açan Oruç Auroba, “Benden habersiz nasıl ödül
alırsın?” diyerek heyecanını dile getirdi. Ve Haiku yazmaya da devam ediyorum.
Ben bir şairim.
- Kaç yıldır şiir
yazıyorsunuz?
1980 yıllardan
beri yazıyorum. İlk Mehmet Fuat bana “Şairsin” demişti. Şiirlerim Gösteri’de,
Varlık’ta yayımlandı. İlk şiir kitabım ‘Ürperme’ ile 1996 yılında Orhon Murat
Arıburnu Ödülü’nü, ikinci kitabım ‘Alacaydınlık’ ile Dünya Globus Ödülü’nü
kazandım. Üçüncü kitabım ise ‘Enel Aşk’, son kitabım ise ‘Bir Kadının Kaleminden
Mevlânâ ve Şems’ oldu. Bu kitabı iki yıldır yazıyorum ve bu yılın Mevlânâ Yılı
olacağından haberim yoktu. ‘Enel Aşk’ı yazarken Mesnevi ve Divan-Kebir’i okudum.
Mevlânâ ve Şems ile orada tanıştım. Şems kendini başarıyla gizleyen bir adam.
Beni ilgilendiren yanı vahşetin ortasındaki iki insanın sevgiyle, tanrı aşkıyla
yarattıkları efsane idi. Dostluğun aşkın yeryüzüne başkaldıran en devrimci duygu
olduğuna inanıyorum. Şems güneş demek. Güneş balçıkla sıvanmıyor, gelip birinin
kalbini buluyor.
- Basılmış bir Haiku
kitabınız yok değil mi?
Türkiye’de
şiir kitabı bastırmak çok zor. Çünkü satılmıyor. “Şiir okunmuyor” diyorlar.
Benim diyen bir şiir kitabı 1500 sattığı zaman mutluluktan havalara uçuyoruz.
Kadınlar hele bir avuç kadar. Haiku da bu nedenle yayımlanmıyor. Beş-altı tane
Haiku kitabı bulabilirsiniz. Fakat bu ödülden sonra şöyle bir değişiklik oldu.
Türkiye’de Haiku yazan insanlardan şiirlerini istediler. Karma bir kitap
hazırlığı var. Ben de oraya 15 tane şiir verdim.
- Kaç tane Haiku
yazdınız şimdiye kadar?
50’ye yakın
Haiku yazdım. Ki bu şiir yazmaya benzemiyor, daha zor. Mesela “Güneş bir
portakal çığlıyla battı” diyemiyorsunuz. İmge yükleyemiyorsunuz. Nesnenin bizzat
kendisini söylemek zorundasınız. Normal şiir metafor ve simgelerle yazılıyor.
Bir ölçüsü var. Sesin hece sayısı ile yazılıyor. İlk Haiku’larda sadece
mevsimlerden söz edilmek zorundaymış. Oysa şimdi her konuda Haiku yazılabiliyor.
5-7-5 hece sayısı olmak zorunda. Benim üç Haiku’nun İngilizcesinin bile hece
sayısı tuttu. Belki şiiri benim çevirmiş olmam da doğru bir şeydi.
- Şiir dışında
uğraşılarınız var mı?
25 yıl
reklamcılık yaptım. Şimdi dönem dönem kurum içi eğitimler veriyorum. Bağımsız
şirketlerin üst düzey yöneticilerine, motivasyon, liderlik dersleri veriyorum.
- Kasımpaşa Lisesi’nde
eğitmenlik yapıyorsunuz değil mi?
Kasımpaşa Çok
Programlı Lisesi benim için çok değerli. Üç yıl önce oraya gelen müdür benim
dostumdu. Çocuklar şiir okuyorlarmış, beni çağırdılar destek olmam için.
Öğrencilerin okulla ilişkileri çok farklı. Onlarla kurduğumuz ilişki sonrası
lisenin ve öğrencilerin vardığı yer inanılmaz. Üç yıl boyunca birçok alanda
öğrenciler ödüller aldı. Çocuklar çok farklılaştı. Birçok hoca mutlulukla
çalışıyor orada. Orda aldığım tadı hiçbir yerde alamam. Çocuklar bizi Fareli
Köyün Kavalcısı gelmiş gibi karşılıyor.
- Sezen Aksu’nun bazı
şarkılarını siz yazdınız değil mi?
1990’larda iki
albümde çok yoğun olarak Sezen Aksu ile çalıştım. En güzel iki albümüydü onlar.
‘Deli Kızın Türküsü’ ve ‘Işık Doğudan Yükselir’de ‘Yarası Saklım’, ‘Salla
Salla’, ‘Rakkas’, ‘Kalbim Ege'de Kaldı’, ‘Sardunyalar’, ‘Davet’, ‘Hoş Geldin
Hüzün’ şarkılarını ben yazdım. Çok emeğim var iki albümde de. Şarkı sözü yazarı
değilim ben. Reklamcılık yapıyordum o sıra. Şiir yazdığım için Sezen istedi, ben
de yazdım. Çok keyifli bir çalışmaydı. Sezen’le çalışmak böyledir zaten.
- Ödülü almak için
Japonya’ya gidecek misiniz?
Mart ayı
başında ödülü vermek için davet ettiler. Fakat bir günlük kalış ücretini
karşılıyorlar. Gidince dört-beş gün kalmak lazım. Çok pahalı geldi. 500 Yen ödül
alacakmışım. Onu da gönderirler. Gidemiyorum maalesef.
-----------------------
Haiku ne demek?
Haiku, yaklaşık 500 yıllık bir Japon edebiyat sanatıdır. Haiku,
en basit tanımı ile üç mısralık kısa şiir demek. 3 mısra ve 17 Japon
karakterinden (veya heceden) oluşmalı, bu 17 hecenin mısralara dağılımı 5-7-5
olmalı örneğin. Klasik Haiku’da mutlaka mevsimsel bir öge, tabiattan bir parça
veya anlık bir duygunun betimlenmesine yer verilmesi
gerekiyor.
______________________
Yasemin YURTMAN
Fotoğraf: Ergun
CANDEMİR
(1004 – 1
Mart 2007)
|