|
Sinema dilinde buna serbest uyarlama deniyor. Bu hafta sinemalarımıza
gelen Abdullah Oğuz’un yönettiği ‘Mutluluk’, Zülfü Livaneli’nin çok satan,
övgüler ve ödüller alan romanına dayanıyor. Ama gayet serbest bir biçimde
sinemaya aktarılmış. Filmin finali farklı. Yapısı da bayağı farklılaşmış. Film
olarak ‘Mutluluk’ ayrı bir yaşam kazanmış sanki.
Abdullah Oğuz’un yönetimi ve Özgü Namal, Talat Bulut, Murat Han, Mustafa
Avkıran, Meral Çetinkaya’nın üstlendiği oyunculuklar başarılı. Mirsad Heroviç’in
görüntüleri çok güzel, çok temiz. Kurgu akıcı.
Töre gibi ağır bir konuyu ele almasına rağmen rahat seyredilen, zaman
zaman içindeki mizah duygusuyla insanı gülümseten, duygulu, duyarlı bir film
olmuş. Töre konusu ele alınırken de irkiltici değil, etkili ve düşündürücü
olması için çok dikkatli davranılmış.
Kubilay Tunçer, Elif Ayan ve Abdullah Oğuz’un imzasını taşıyan senaryo 14
kere yazılmış. Livaneli her seferinde okuyup fikrini söylemiş.
Romanın sonunda köylü kızı Meryem kendi ayakları üstünde durmaya doğru
gidiyor. Oysa filmde aşka yelken açıyor. Bir de Talat Bulut’un oynadığı
profesörün karakteri daha değişik. Filmde daha iyi bir insan olmuş.
“Bunu çok tartıştık. Film daha kitle sanatı olduğu için biraz daha
değişik. Benim kitapta özellikle koyduğum bir şey vardı. Başlangıçta, yaralı bir
kuş gibi tanıdığımız o zavallı kızın, romanın sonunda en güçlü karakter haline
gelmesi. O iki erkeği de kaderlerine terk edip, kendi yoluna gitmesiydi. Romanla
film arasında en önemli fark bu. Bir aşk hikâyesinin geliştirilmiş olması. Bunu
da ben filmin mantığının ayrı olmasıyla açıklıyorum” diyor yazar Livaneli.
Konuya kısaca göz atarsak, film 17 yaşındaki Meryem’in (Özgü Namal)
bacaklarının arasında kurumuş kan lekeleriyle perişan bir halde göl kıyısında
baygın bulunmasıyla başlıyor. Doğu’da bir köyde yaşayan aile, özellikle de baba
Tahsin (Emin Gürsoy), kızının bir namussuzluk yaptığı ve töre gereği öldürülmesi
gerektiği konusunda ağabeyi Ali Rıza’nın (Mustafa Avkıran) büyük baskısıyla karşı karşıya kalıyor.
Öldürme görevi ise askerden dönem amcaoğlu Cemal’e (Murat Han) veriliyor.
Kamera İstanbul’a çevriliyor. Harvard’da eğitim görmüş, tanınmış
sosyoloji profesörü İrfan Kurudal (Talat Bulut), sürdürdüğü yabancılaşmış hayat
dolayısıyla yaşadığı kimlik bunalımına, ölüm korkusunun da eklenmesiyle
İstanbul’u ve sosyetik karısını (Lale Mansur) terk ederek tekneyle denize
açılıyor. Ancak ondan önce Ege’de yaşayan, yıllardır aramadığı annesine giderek,
ne düğününe çağırdığı ne de babasının cenazesine geldiği için gönlünü almaya
çalışıyor. Çıktıkları ölüm yolculuğunda, Meryem’le onu bir türlü öldüremeyen
Cemal’in yolları, beklenmedik bir şekilde profesörle kesişiyor. İkili,
profesörün teknesinde yaşayıp çalışmaya başlıyor.
O güne kadar yazgılarını belirleyen kaderlerine karşı özgürlüğe ve yeni
bir yaşam şansına yelken açmak isteyen üç kişinin öyküsünü anlatan filmde, Özgü
Namal ‘Beynelmilel’ ve ‘Polis’le yakaladığı başarılı çıkışa bir çivi daha
çakıyor. Bir yandan utangaç, kapalı, ezik bir köylü kız, bir yandan da cin gibi
zeki, değişime ve geleceğe açık, yaşamak isteyen 17 yaşındaki Meryem’de çok
başarılı bir portre çiziyor. Filmin akışı içinde büyük bir değişim sergiliyor.
Ama filmin en büyük kazancı Türk sinemaseverlere tanıştırdığı, amcaoğlu Cemal’i
oynayan Murat Han.
Bilkent’te tiyatro okumuş, arkasından Los Angeles’ta oyunculuk eğitimi
görmüş, filmlerde rol almış olan Murat Han; düzgün fiziği, yetkin oyunculuk
tekniği ve yeteneğiyle Türk sineması için büyük kazanç. Filmin hoş sürprizlerden
biri de profesörün annesi rolünde Meral Çetinkaya’yı izlemek oldu. Yalnız onlar
değil, başta Talat Bulut, tüm oyuncuların başarılı performansları filmin
zenginliğini oluşturuyor.
Filmin müzikleri de Zülfü Livaneli’ye ait. Yanık ve ezik bir ses veren
Azerilerin Balaban dedikleri enstrümanı, ana enstrüman olarak kullanarak bazen
insan sesine bazen de çığlığa dönüşen bir beste yapmış Livaneli. Livaneli’nin
‘Sus Söyleme’, ‘Gün Olur’ parçalarının enstrümantal versiyonları da kullanılmış
filmde.
Cemal’in “Ben hiç günah işlemedim” diyen Meryem’i viyadükten atamadığı;
profesörün yaşlı annesiyle yüzleşmesi gibi çok etkileyici sahneler var filmde.
İzlemenizi öneririm.
MUTLULUK
Yön. Abdullah OĞUZ Oyuncular.
Özgü Namal, Talat Bulut Dağıtım
Kenda
DRAMA
|