Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
Cool Kulis / Berrin Karakaş
Köken değil, müzik yarışıyor

Önemli isimleri piyasaya kazandırmış Roxy Müzik Günleri, sesini duyurmak isteyen amatörleri sahneye çağırmaya devam ediyor. Başvuru 16 Nisan'da bitiyor, final ise 7 - 17 Mayıs 2007'de Roxy'de.

Teoman, Hayko Cepkin, Kurban, Direc-t, Gevende gibi gruplarla tanışmamıza vesile olan Tuborg Roxy Müzik Günleri yıllardır süregelen, hemen hemen bilmeyenin kalmadığı bir yarışma. Yarışmayla ilgili bilgi almak için ana sponsor Tuborg’un iletişim direktörü Ece Duyar ve Roxy’nin etkinlikler koordinatörü Mehmet Demirtaş ile konuştuk.

 

Öncelikle bir yanlış algıyı silme derdindeler: “Roxy müzik günleri bir rock müzik yarışması değil. Her türlü müziğe açık bir yarışma. Etnik, elektronik, aklınıza gelen ve başarabildiğiniz her türlü müzik kabulümüz” diyorlar.

 

2005 yılının birincisi, şarkıları tersten söyleyen kendine has grup Gevende de bunun en güzel ispatı. Zaten bu yarışmada istenen de kendine has olmak. “Öne çıkmak için ne yapmalılar?” diye sorduğumuzda: “Kendileri olsunlar” diye yanıtlıyorlar. Falanca grubun esintisini taşıyan grupların demolarını dinlemekten sıkılmışlar. “Farklı olmak, özgün olmaktır ve cesur olmaktır. İlk olarak, ‘Beni seçmezler’ önyargısından kurtulmak lazım ve başarmak için önce başvurmak lazım” diyorlar. Başvurular için bu sene yeni bir düzenleme getirilmiş. Artık internet üzerinden mp3 formatında demolarınızı gönderebiliyorsunuz. www.herkesdinlesin.com bu amaçla sizi bekleyen web adresi.

 

Yarışmaya erkek ağırlıklı grupların katılımının çoğunlukta olduğundan bahsettiğimizde, “Kadın solistleri olan gruplar da var ama dereceye girenler hep erkek gruplar oldu, tamamen tesadüf. Kadın-erkek ayrımı kesinlikle yok, şansları eşit. Burada cinsiyet, şehir, köken yarışmıyor, müzik yarışıyor” diyorlar. 

 

Piyasadaki diğer yarışmalardan farkı, yüksek katılımı. Geçen sene 250’nin üzerinde başvuru olmuş. Bu kadar müzik grubu zengini bir ülke olduğumuzu da bu yarışma vesilesiyle öğreniyoruz. Sesini duyurmak isteyen çok; ama amaçları müzik yapmak olmalı: “Evet para ödüllerimiz var ama bizi piyango olarak görmesinler. Biz popstar yarışması değiliz. İnsanları kullanıp sonra unutmuyoruz. Onlara önemli bir yol açıyoruz ve bu başlı başına bir ödüldür. Dereceye girenler müzik atölyelerinde eğitim alıyorlar. Nasıl kayıt yapılır, sponsor anlaşmaları nasıl yapılır, tüm bunları işlerinin ehli insanlardan öğrenme fırsatı yakalıyorlar. Türkiye’deki müzisyenler genel olarak tembeller. Kaç para kazanacağım derdinde olmamalı bir müzisyen. Müziğini her şartta yapmalı” diyor Mehmet Demirtaş.

 

Dereceye giren gruplar tüm bunların yanı sıra, Tuborg’un da kendi organizasyonlarında sahneye çıkma fırsatı yakalıyor. 2006 yazında Tuborg Alive konserinde sahneye çıkan geçen senenin birincisi Yeni Harman buna bir örnek. Buna ek olarak, hatta yarışmanın belki de en güzel sürprizlerinden biri daha: Yüz binin üzerinde müzikseveri buluşturan Danimarka’daki Roskilde Müzik Festivali’nin de sponsoru olan Tuborg, Roxy birincilerini de bu seneki Roskilde Festivali’ne dâhil etmek için çalışıyor. Hatta Gevende’nin demoları festival ekibine yollanmış, beğenilmiş bile.

 

Yarışmaya ilk yıllarda İstanbul ağırlıklı olan katılım artık Eskişehir, Uşak, Ankara hatta Almanya’ya da dağılmış durumda. Nerede olursanız olun, ne tür müzik yapıyorsanız yapın bu koca ekip size yepyeni bir dünyanın kapılarını açmayı vaat ediyor. O kapıdan girmek ve yola devam etmek, tabii ki sizin elinizde.



Gerilla Kızlar İşbaşında

İstanbul Modern’de Venedik Bienali çerçevesinde işlerini görme imkânı bulduğumuz feminist aktivist sanat insanları Guerilla Girls, Londra’da ‘Feminists Are Funny’ (Feministler Komikler) başlıklı bir şov yapıyorlar bu aralar. Şovda gay haklarından Irak savaşına yok yok.  Bu üç gerilla kız kendilerine tarihten aldıkları isimlerle meşhurlar.

 

Mesela Amerikalı biricik kadın komedyenlerden Gracie Allen, Amerikalı dansçı Josephine Baker vs. Londra şovunda kinayeli kinayeli Britanya’nın ilk feministlerinden Margaret Thatcher’ın varoluşunu da kutlamaya karar vermişler kendileri. Skeçler, şarkılar ve şiirlerden oluşan şovun ilginç skeçlerinden biri de gay muhabbeti yapan Bush ve Papa. Tony Blair’in Bush’la ayrıldığı acıklı bir sahne de var.

 

“Hillary Clinton ile Margaret Thatcher, Oprah Winfrey şovda” kısmını da atlamayalım gösterinin. Çok heves ettik biz. Bu güzel şovu Türkiye’de de izlemek isteriz. Yetkililer harekete geçerlerse seviniriz. Londra’ya yolu düşenler kendilerini Toynbee Studios, Commercial Street adresinde izleyebilirler.



Vertiogo ve Elmaslar 

İsrail’de Tamar Dans Topluluğu, Bat-Sheva ve Kibbutz Dans Atölyesi’nde birlikte çalışırken birbirlerine âşık olan Adi Sha’al ve Noa Wertheim’ın 1992’de kurdukları çağdaş dans topluluğu Vertigo, The Diamonds’ın müzikleri eşliğinde 17 Mart’ta İsrail’in her türlü hallerini dansla bildirmek üzere İşsanat’ta olacaklar. Adi Sha'al’ın hava kuvvetlerinde yaptığı çalışmalarında ilk elden edindiği tecrübelerle temellerini attığı Vertigo, sadece havada değil, ilişkilerin kendi özünde de ‘kontrolün eğrilmesi’ konsepti üzerine kurulmuş bir gösteri. İkilinin deyimiyle Vertigo “insanların iletişiminde yönün kaybedilmesi ve baş dönmesi olgusuna işaret ediyor”.

23.03.07

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.