|
Teoman, Hayko Cepkin, Kurban, Direc-t,
Gevende gibi gruplarla tanışmamıza vesile olan Tuborg Roxy Müzik Günleri
yıllardır süregelen, hemen hemen bilmeyenin kalmadığı bir yarışma. Yarışmayla
ilgili bilgi almak için ana sponsor Tuborg’un iletişim direktörü
Ece Duyar ve Roxy’nin etkinlikler koordinatörü
Mehmet Demirtaş ile konuştuk.
Öncelikle bir yanlış algıyı silme
derdindeler: “Roxy müzik günleri bir rock müzik yarışması değil. Her türlü
müziğe açık bir yarışma. Etnik, elektronik, aklınıza gelen ve başarabildiğiniz
her türlü müzik kabulümüz” diyorlar.
2005 yılının birincisi, şarkıları tersten
söyleyen kendine has grup Gevende de bunun en güzel ispatı. Zaten bu yarışmada
istenen de kendine has olmak. “Öne çıkmak için ne yapmalılar?” diye
sorduğumuzda: “Kendileri olsunlar” diye yanıtlıyorlar. Falanca grubun
esintisini taşıyan grupların demolarını dinlemekten sıkılmışlar. “Farklı olmak,
özgün olmaktır ve cesur olmaktır. İlk olarak, ‘Beni seçmezler’ önyargısından
kurtulmak lazım ve başarmak için önce başvurmak lazım” diyorlar. Başvurular için
bu sene yeni bir düzenleme getirilmiş. Artık internet üzerinden mp3 formatında
demolarınızı gönderebiliyorsunuz. www.herkesdinlesin.com bu amaçla sizi bekleyen
web adresi.
Yarışmaya erkek ağırlıklı grupların
katılımının çoğunlukta olduğundan bahsettiğimizde, “Kadın solistleri olan
gruplar da var ama dereceye girenler hep erkek gruplar oldu, tamamen tesadüf.
Kadın-erkek ayrımı kesinlikle yok, şansları eşit. Burada cinsiyet, şehir, köken
yarışmıyor, müzik yarışıyor” diyorlar.
Piyasadaki diğer yarışmalardan farkı,
yüksek katılımı. Geçen sene 250’nin üzerinde başvuru olmuş. Bu kadar müzik grubu
zengini bir ülke olduğumuzu da bu yarışma vesilesiyle öğreniyoruz. Sesini
duyurmak isteyen çok; ama amaçları müzik yapmak olmalı: “Evet para ödüllerimiz
var ama bizi piyango olarak görmesinler. Biz popstar yarışması değiliz.
İnsanları kullanıp sonra unutmuyoruz. Onlara önemli bir yol açıyoruz ve bu başlı
başına bir ödüldür. Dereceye girenler müzik atölyelerinde eğitim alıyorlar.
Nasıl kayıt yapılır, sponsor anlaşmaları nasıl yapılır, tüm bunları işlerinin
ehli insanlardan öğrenme fırsatı yakalıyorlar. Türkiye’deki müzisyenler genel
olarak tembeller. Kaç para kazanacağım derdinde
olmamalı bir müzisyen. Müziğini her şartta yapmalı” diyor Mehmet Demirtaş.
Dereceye giren gruplar tüm bunların yanı
sıra, Tuborg’un da kendi organizasyonlarında sahneye çıkma fırsatı yakalıyor.
2006 yazında Tuborg Alive konserinde sahneye çıkan geçen senenin birincisi Yeni
Harman buna bir örnek. Buna ek olarak, hatta yarışmanın belki de en güzel
sürprizlerinden biri daha: Yüz binin üzerinde müzikseveri buluşturan
Danimarka’daki Roskilde Müzik Festivali’nin de sponsoru olan Tuborg, Roxy
birincilerini de bu seneki Roskilde Festivali’ne dâhil etmek için çalışıyor.
Hatta Gevende’nin demoları festival ekibine yollanmış, beğenilmiş bile.
Yarışmaya ilk yıllarda İstanbul ağırlıklı
olan katılım artık Eskişehir, Uşak, Ankara hatta Almanya’ya da dağılmış durumda.
Nerede olursanız olun, ne tür müzik yapıyorsanız yapın bu koca ekip size yepyeni
bir dünyanın kapılarını açmayı vaat ediyor. O kapıdan girmek ve yola devam
etmek, tabii ki sizin elinizde.
■ ■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
■
Gerilla
Kızlar İşbaşında
İstanbul Modern’de Venedik Bienali çerçevesinde işlerini görme imkânı
bulduğumuz feminist aktivist sanat insanları Guerilla Girls, Londra’da
‘Feminists Are Funny’ (Feministler Komikler) başlıklı bir şov yapıyorlar bu
aralar. Şovda gay haklarından Irak savaşına yok yok. Bu üç gerilla kız kendilerine tarihten
aldıkları isimlerle meşhurlar.
Mesela
Amerikalı biricik kadın komedyenlerden Gracie Allen, Amerikalı dansçı Josephine
Baker vs. Londra şovunda kinayeli kinayeli Britanya’nın ilk feministlerinden
Margaret Thatcher’ın varoluşunu da kutlamaya karar vermişler kendileri. Skeçler,
şarkılar ve şiirlerden oluşan şovun ilginç skeçlerinden biri de gay muhabbeti
yapan Bush ve Papa. Tony Blair’in Bush’la ayrıldığı acıklı bir sahne de var.
“Hillary Clinton ile Margaret Thatcher, Oprah Winfrey şovda” kısmını da
atlamayalım gösterinin. Çok heves ettik biz. Bu güzel şovu Türkiye’de de izlemek
isteriz. Yetkililer harekete geçerlerse seviniriz. Londra’ya yolu düşenler
kendilerini Toynbee Studios, Commercial Street adresinde
izleyebilirler.
Vertiogo
ve Elmaslar
İsrail’de Tamar Dans Topluluğu,
Bat-Sheva ve Kibbutz Dans Atölyesi’nde birlikte çalışırken birbirlerine âşık
olan Adi Sha’al ve Noa Wertheim’ın 1992’de kurdukları çağdaş dans topluluğu
Vertigo, The Diamonds’ın müzikleri eşliğinde 17 Mart’ta İsrail’in her türlü
hallerini dansla bildirmek üzere İşsanat’ta olacaklar. Adi Sha'al’ın hava
kuvvetlerinde yaptığı çalışmalarında ilk elden edindiği tecrübelerle temellerini
attığı Vertigo, sadece havada değil, ilişkilerin kendi özünde de ‘kontrolün
eğrilmesi’ konsepti üzerine kurulmuş bir gösteri. İkilinin deyimiyle Vertigo
“insanların iletişiminde yönün kaybedilmesi ve baş dönmesi olgusuna işaret
ediyor”.
|