|
|
Mariza
|
|
|
Hayli şiirli Fado’yu ve de Lizbon’u
anlatmaya, güzel şair Asaf Halet Çelebi’nin Lizbonlu bir hanım Maria Barbas’a
yazdığı şiir “Mariyya” ile başlayalım dilerseniz:
“Lizboa/ boa/ sim siyah saçlı kadın/
mariyya/ bir masal söyle bana/ kan nasıl çıkmadı taştan/ o ölen kimdi/ mariyya/
öleni bilmem/ buna şarkı derler/ lizboa/ ben bir şarkıyım/ atlas denizlerinden
geldim/ önümde dalgalar vardı/ arkamda dalgalar vardı / arkamda dalgalar/
dalgalar bitince/ ben de biterim.”
Asaf Halet Çelebi’nin yazdığı gibi, önü
arkası dalgalı bir ülke Portekiz. Akdeniz’e kıyısı olmayan bir Akdeniz ülkesi.
Söz konusu yüce dalgalar, Atlantik Okyanusu’ndan, Fado da bu dalgalardan
gelmekte. Portekizcede “kader” anlamına gelen Fado’nun çıkışı, 1820’lere kadar
uzanıyor. Lizbon’un “en alttakiler’ bölgesi Alfama’dan yayılan bir ses Fado.
Okyanusa açılmış ve dönüp dönmeyeceği belli olmayan denizcilerin ardından
yakılan ağıtlar. Bu yüzden, bu kadar hüzne rağmen, bir o kadar da umut dolu
Fado. Afrika, Arap ve İber Yarımadası sesleri eşliğinde, Fadistalar Fadoları
yorumlar, dinleyenler Porta şarapları yudumlarken, bir kadeh de biz alıp
başlayalım dilerseniz Lizbon’da dolaşmaya.
Öncelikle Lizbon’un ünlü Fado
mekânlarından Adega Macpdo, Luso ve Lisboa a Noite’ye uğrayalım. Sadece
müzikleyiz buralarda. Yemek yemek yok. Fado dinlerken, saygı gereği çatal bıçak
sesleri çıkartılmaz, en fazla gözyaşı sesi çıkartılabilir ki, o da çok yüksek
olmamalıdır, yine saygı gereği. Fado’ya yeterince doyduktan sonra, çıkalım yine
sokaklara.
....
Devamı Tempo'da
Berrin KARAKAŞ
(1012 – 26
Nisan 2007)
|