Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
Sinema / Gün Işığı / Delal Aydın
Sadece seyredemezsin, görmek zorundasın

Danny Boyle'un 'Gün Işığı', görmekle ilgili bir film. Görmenin akli dengeleri nasıl bozabileceğine, fazlasını bilmenin tehlikeli olabileceğine dair rahatsız edici imgeler içeriyor

Yıl 2057. Güneş, çekirdeğindeki bir madde yüzünden kararmak üzeredir ve insanoğlu yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Dünya son umudunu sekiz kişilik mürettebatıyla güneşe doğru yola çıkan Icarus II adlı uzay mekiğine bağlamıştır. Mekiğin görevi, güneşi içten içe kemiren ve enerjisini tüketen Karanlık Madde’yi bir patlayıcıyla yok etmektir.


Uzay gemisinin adının Icarus II olmasının elbette bir nedeni var: Mürettebata gerçeklerden kopmamalarını ve duygularıyla değil, mantıklarıyla karar vermelerini öğütlüyor. Görünüşe göre bu öyle kolay bir görev değil, çünkü yedi yıl önce Icarus I adlı başka bir uzay mekiği daha güneşe yollanmış, ancak görevi tamamlayamadan uzayın derinliklerinde sırra kadem basmış.

Ancak Icarus II, Merkür gezegenini sollar sollamaz ilk mekikle burun buruna geliyor. Mürettebat dünyayı kurtarma görevlerini bir kenara itip Icarus I’e ‘bir göz atmaya’ karar veriyor. Ve işte o andan itibaren işlerin ters gitmeye başlayacağını anlıyoruz.

Uzay yaşamının klostrofobik havası, Minos’un labirentini andırıyor. Mekiğin her tarafından yükselen mekanik gürültüler bazı anlarda kelimeleri bastıracak kadar rahatsız edici oluyor. İlkel bir canavarın yaklaşmakta olduğunu anlıyoruz. Apollo’nun Girit’e musallat ettiği labirente kıstırılmış Minatour bağıra çağıra kurban istiyor. Zaten emin olun, gerçekle hayal arasında gidip gelen bu uzay mekiğinde bir sürü insan ölecek, uzay çağında güneş tanrısı Apollon adına oluk oluk kan akacak.

Karanlıktan korkar mısınız? Gözleriniz karanlığa alıştığında ortaya çıkıveren şekillerin aslında her zaman orada olduklarını, sadece ışığı yaktığınız için onları göremediğinizi düşündüğünüz olur mu? Görmek içgüdüsel bir sanattır; karanlığı tanır, ışığa ihtiyacı yoktur, sınırları ve hudut işaretleri bulunmaz, giderek büyüyen bir dalga gibi baktıkça baktırır, sizi gerçeklerden uzaklara sürükler.

Bakmaksa üsluplar ve sembollerle ilgilidir. Işığa ihtiyacı vardır, kelimeler, anlamlar gerektirir ki, bu anlamlardır bütün gizemleri, gölgeleri kurutup suyunu çıkartan, düzleştirip tepsi gibi önümüze sunan. Oysaki en son gideceğimiz liman her zaman varlığımızın derinlerinde akan bu karanlıktır. Gözümüzü kör eden ışığın ardındaki gerçektir.

Bu açıdan, Danny Boyle’un ‘Gün Işığı’ görmekle ilgili bir film. Görmenin akli dengeleri nasıl bozabileceğine, fazlasını bilmenin tehlikeli olabileceğine dair rahatsız edici imgeler içeriyor. Kısaca diyor ki, ‘Güneşe çok yakın uçarsan kanatların erir ve yere çakılırsın’, yani güneşe çok uzun bakarsan kör olursun, doğru. Ama güneşi görürsen, o kör edici parlak topun ardındaki karanlığa göz ucuyla bir bakış atabilirsen, işte o zaman EUREKA! Labirent yıkılır ve canavar Minotaur serbest kalmadan hemen önce algının kapıları ardına kadar açılıverir.

Film biz seyirciler için de bir uyarı niteliği taşıyor: Sinema salonları, karanlık maddelerle doludur. Bir sürü hikaye, bir sürü sır… Umarım hayatta kalabiliriz. Öteki dünyalar korkaklara göre yerler değildir çünkü.

          GÜN IŞIĞI / SUNSHINE

 

Yönetmen: Danny Boyle

Oyuncular: Rose Byrne, Cliff Curtis, Chris Evans, Troy Garity, Cillian Murphy

 

           Dağ: Özen Film

16.05.07

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.