|
“Polis beni asla yakalayamaz, çünkü
onlar için fazla akıllıyım… Ölüm makinesi çoktan yapıldı
bile.”
Zodiac mektubundan
alıntı
Gecenin köründe bir kız ve bir oğlan arabalarını
neden boş bir araziye çekmiş olabilirler? Aklınıza her türlü şey gelebilir. Ama
sizin de onların da bilmediği bir gerçek var ki, o da az sonra bir katilin
saldırısına uğrayacakları. Çünkü Mike Mageau ve Darlene Ferrin 1969 yılının 4
Temmuz günü Zodyak katilinin kurbanları arasında yerlerini aldılar. Kurbanların
tam sayısı henüz ortaya çıkmadı. Polis, yedi vakada Zodyak’ın işaretlerini
bulmuş olsa da o, on üçten fazla kurbanı olduğunu açıklamıştı. Katilin kimliği
ise hala bilinmiyor.
‘Yedi’, ‘Dövüş Kulübü’ ve ‘Panik Odası’
filmlerinin ardından uzun süre sesi soluğu çıkmayan David Fincher, 1960’ların
sonunda San Francisco körfez bölgesini dehşete boğmuş ve 1974 yılına kadar
basına şifreli mektuplar yollamış bir seri katilin gerçek hikayesine dayanan
yeni filmi ‘Zodiac’”la aramıza döndü. Karındeşen Jack, Hannibal ve Testere’nin
ardından karşımızda rafa kaldırılmış dava dosyalarından çıkma bir seri katil
var. Zodiac, ruhsal hastalıklarını değil de, usta bir aşçı gibi cinayetlerinin
tariflerini veren bir hayaleti andırıyor. Sonu gelmeyen şifrelenmiş
mektuplarıyla polis ve basınla alay eden, kimi zaman kendini bir av olarak öne
sürüp avcılarını delirten bir hortlak. Acı gerçek şu ki, film de bu seri katilin
elinden çıkmış izlenimi yaratıyor.
Filmin en önemli görsellerinden biri Zodyak
katilinin gazetelere gönderdiği ve işlediği cinayetleri anlattığı şifreli
mektuplar. Bu yüzden ‘Zodiac’, bir katilin ucundan kan damlayan kalemiyle
yazılmış izlenimi yaratıyor. Mesajların ilki Chronicle gazetesine gönderilen mektup
yığını içinde ortaya çıkıyor. Kabaca yazılmış mektubun haber odasının kanını
donduran bir içeriği var. İşlediği cinayetleri anlatan ve yalnızca polisin
bilebileceği ayrıntıları veren katil, iki gazeteye daha mektup yollamış ve her
birine bütün bir şifrenin parçalarını dağıtmış. Katilin söylediğine göre şifre
çözüldüğünde kimliği ortaya çıkacak.
Şifre bir karı koca tarafından çözülüyor. Devamı
gelecek mesajlardan birinde, “Sizlere
adımı vermeyeceğim, çünkü ölüm sonrası yaşam koleksiyonumu sona erdirmeye
çalışırsınız. Cennette yeniden doğacağım ve öldürdüklerim benim kölelerim
olacak” yazıyordu. Söylediği gibi Zodiac tekrar tekrar saldırdı.
Filmin konusu Chronicle’da karikatürler çizen
Graysmith’in yazdığı romana dayanıyor. Graysmith hayatını Zodiac’ın kimliğini
ortaya çıkarmaya adamış. Nasıl Zodiac kendi hikayesini yarattıysa, o da bu
hikayenin bir parçası olmak istemiş. Ancak kelebek ağıyla canavarları avlamaya
çalışan birinden farkı yok. Çünkü ne yıldız suç muhabiri Paul Avery’nin
kaynakları ve uzmanlığına sahip, ne de Cinayet Masası Dedektifleri Toschi ve
Armstrong gibi delillerle ulaşabiliyor. Kendi başına bir adam ama kimsede
olmayan bir gücü var: O da Zodiac gibi kimsenin fark etmediği bir hayalet.
Hikayenin işlenişi patlama yaratmaktansa, yavaş
yavaş yanan bir sigarayı andırıyor. Avlanan avcının kendini yiyip bitiren
tutkusu hafif hafif gözlerimizin önünde tütüyor. İki buçuk saat süren film,
fazla ağır ilerliyor gibi gelebilir, ama faks makinelerinin ve internetin
olmadığı günlerde geçtiğinin her fırsatta altını çizen bu hikayede, ipuçlarını
kovalamak için kağıt kalem gibi en ilkel ve yavaş yöntemlerle çalışıldığını da
unutmamak gerekir.
|