Tempo Online
Toplum Politika Ekonomi Dünya Sağlık Kültür Yaşam Spor Astroloji
KÖŞE YAZARLARI
Aç gözünü seyret, tekrarı yok bunun!

Benetton'un İletişim ve Araştırma Merkezi Fabrica'nın Les Yeux Ouverts (Açık Gözler) sergisi, Paris Pompidou sonrası Milano Triennale'sindeydi. Gözlerimizi dört açıp, 'Açık Gözler'i gezdik; Güney Afrika'dan Çin'e, dünyanın dört bir yanını seyrettik

Arjantinli yazar Borges'in bir şiirindeki; ''We Are Time, We Are Famous'' dizelerinden esinlenmiş interaktif bir çalışma.

Sağım solum tasarım olmuş Milano’ya adım atar atmaz, en fazla ilgimi çeken, kuşkusuz her yanda yazılı çizili grafitilerdi. Armani’den Dolge&Gabbana’ya, modanın gözbebeği Milano için tastamam bir grafiti şehri diyebiliriz esasen. 1 Ağustos’tan itibaren İstanbul’da da karşımıza çıkacak, tasarlanmış inek heykelleri projesi ‘CowPrade’a da rastladık Milano’da. Kırmızı ayakkabı giymiş simsiyah seksi inek, puantiyeli inek, motosikletli inek şeklinde, her yer inek dolu. Özetle, “En fashionable inek serası Milano” şeklinde şehir.

 

Eski eski binaların duvarlarında, yeni yeni uzanan grafitiler ve inekler arasından otelin yolunu tutuyoruz. Son zamanlarda pek bir ‘in’, tasarım şahikası minimal otellerden biri Nhow’a yerleşip, Milano Triennale’ye doğru yola çıkıyoruz. Hindistan’dan, Brüksel’den, Yunanistan’dan, Japonya’dan ‘Açık Göz’ bir gazeteci ekibi olarak hazır ve nazır, sergideyiz. 4 Haziran’da bizlerle açılışı yapan sergi, 15 Temmuz’a kadar devam ediyor. Sonrasında Palermo, Madrid, New York ve Şanghay’a yolculuk olacak. 

 

Açılış öncesi, serginin küratörü, Pompidou’nun tasarım koleksiyonu direktörü Marie Laure Jousset, Milano Triennale Yönetim Kurulu Başkanı Davide Rampello bir konuşma yapıyorlar. Her ikisi için de bu serginin önemi, uluslararası ilişkilerin sanat yoluyla geliştirilmesi. Ve söylenmek istenen; ‘gözleri dört açıp geçmişe ve geleceğe bakmak’. Bu durumda, başlayalım gözlerimiz açık sergiyi gezmeye öyleyse...

 

Ey dünya, gözüm üstünde…

 

Luciano Benetton’un öncülüğünde, 1994 yılında kurulan Fabrica, grafik tasarımdan sinemaya, interaktif medyadan edebiyata, içi dışı sanat bir yaratım merkezi. Ve Colors, Benetton’un 1991’den beri çıkardığı, dünyanın dört bir yanından şahane fotoğraflar ve hikâyelerle seslenen aylık bir dergi.

 

Colors’tan bahsetmemizin sebebi, serginin ilk bölümü ‘An Eye On The World’ün açılışını duvardan sarkan rengârenk Colors dergilerinin yapması. ‘Colors Notebook’ çalışması, 2006-2007 seneleri içinde gerçekleşmiş enteresan bir proje. Çinli mahkûmlardan Güney Afrikalı çocuklara, Kanadalı rahiplerden astronotlara, dünyanın dört bir yanından çeşit çeşit insan kendi dergilerini tasarlamışlar.

Ashley Gilbertson'ın ''Ölüm ve Yaşam'' üzerine karelerinden, gömülmeyi bekleyen bir İtalyan.

 

Tavandan sarkan Colors dergileri arasında, görme engelliler için tasarlanmış dergilerden kanaviçeyle işlenmişlerine, kemikten ipe pek çok malzemeyle süslenmiş dergilere yok yok. Bir Amerikalının tasarladığı ‘USA is not us’ (Amerika biz değiliz) enteresan dergiler arasında.

 

Gördüm, anladım, anlatacağım…

 

Sırada altı fotoğraf sanatçısının Kuzey Amerika, Güney Amerika, Uzakdoğu, Afrika ve Avrupa’da çektikleri fotoğraflardan oluşan bölüm ‘I SEE’ var. Bu bölümde, Türkiye’den de fotoğraflar yer alıyor. İngiliz sanatçı Olivia Arthur, ‘Middle Distance’ başlığı altında, ne Doğu’da ne Batı’da olan, ‘arada kaldım’ memleketlerinden kareleri arasına, Türkiye’yi de almış. İstanbul Fatih’ten kafası sarıklı minik bir oğlan çocuğu, türbanlı bir gelin, elinde silah, atış talimi yapan türbanlı bir genç hanım şeklinde fotoğraflar. Elbette başka kareler de var memlekette, lakin belli ki arada derede kalmışlar bunlar, sanatçı için.

 

Avustralyalı sanatçı Ashley Gilbertson’ın ‘Death and Birth’ başlığı altındaki fotoğrafları da sergiyi gezenleri hayli etkileyen eserler arasındaydı. Yeni doğan bir bebek, tabutunda gömülmeyi bekleyen bir yaşlı İtalyan ve hastanede, çevresi torunlarıyla çevrili, kanser hastası yaşlı bir dede. ‘I SEE’nin gördükleri arasında, çevreye duyarlı fotoğraflara gelince: İtalyan sanatçı Lorenzo Vitturi’nin enerji problemlerine parmak basan ‘Oil Will Never And’ ve Almanyalı Philipp Ebeling’in iklim krizine dikkat çeken ‘Under The Weather’ çalışmaları görülesi işlerden.

 

Efsaneler de yaşlanır

 

Serginin ikinci bölümü; 1994’ten 2007’ye Fabrica’cıların ürettikleri dünya meselelerine dair projeler, afişler, filmler...  AIDS’ten şiddete, sigara sorunundan dünyadaki açlık krizine yok yok. Dünya Sağlık Örgütü için hazırlanan ‘Violence’ (Şiddet) kampanyası, çocuk tacizinden seksüel şiddete her türlü şiddet eylemini hayli etkileyici fotoğraflarla seriyor gözler önüne.

 

Afganistan, Kamboçya, Gine ve Sierra Leone’de çekilen, dünyadaki açlığı açık açık kareleyen fotoğraflardan oluşan ‘Food For Life’ı gördükten sonra iştahı kapanıyor insanın sanki. Sergiden sonra boğazından bir şeyler geçmeyecekmiş gibi. Bu iki güçlü projeden başka, bir de Fabrica’da eğitim gören gençlerin hazırladığı ‘Selfportrait’ bölümü var ki, bu çalışmalar da pek yaratıcı. “Efsaneler de yaşlanır” dermiş gibi gülümseyen yaşlı Che, John Lennon ve Marilyn Monroe mesela. Ya da tabut şeklinde dizayn edilmiş bir sigara paketi.

...

Devamı Tempo'da

Berrin KARAKAŞ

 

(1019 – 14 Haziran 2007)

19.06.07

[ BİZE ULAŞIN | İŞ FIRSATLARI | KÜNYE ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.